Bu Modeli Dünyada İlk

Olamaz ya, garson olsa üç servisin ikisini müşterilerin üzerine dökecek. Kazara müşterinin üzerine dökmediği yemeği müşteri beğenirse, yemeğin lezzeti, hatta lokantanın yıllar boyunca oluşmuş şanı onun marifeti. Ama müşterilerin üzerine döktüğü yemeklerden, başta müşteriler olmak üzere aşçılar, lokantanın masalarını yapanlar, binanın mimarı, Kılıçdaroğlu, CNN (bir de Geziciler) suçlu. Kusura bakmasınlar, beyefendinin sabrını da test etmesinler, hesabını vermek zorundalar.

Olamaz ya, öğretmen olsa, öğrencileri üçgenin alanını hesaplayabilirlerse zatıâlilerinin marifeti. Karenin alanını hesaplayamazlarsa öğrencilerin aptallığı, onları yetiştiren ebeveynleri, alanları zor hesaplandığı için kareler, kitapları yazanlar, okul müdürü, Talim Terbiye Kurulu, Bahçeli, Aydın Doğan (bir de Geziciler) suçlu. Kusura bakmasınlar. Hadlerini bilsinler. Yoksa beyefendinin sabrı taşarsa…

Olamaz ya, mahallenin imamı olsa, mahallede kimsenin ölmediği gün, kimsenin ölmemesi onun marifeti. Biri öldüğünde mevtayı yıkamayı beceremeyecek, cenaze namazını kıldıramayacak. Ölen suçlu, ailesi suçlu, cemaat suçlu, Cemaat de suçlu, caminin mimarı suçlu, İsrail suçlu, Feyzioğlu suçlu. Bir de —elbette— Geziciler suçlu. Kusura bakmasınlar, ölmenin adabını bilsinler. Yoksa beyefendi öğretecek.

Olamaz ya, kasiyer olsa yirmi liralık hesabı almak için elli liranın üstüne ne vermesi gerektiğini hesaplayamayacak. Kazara denk getirirse, tesisin günlük cirosu onun sayesinde. Denk getiremediğinde elli lira veren müşteri, kasaları yapan firmalar, Merkez Bankası, Esed, ekonomi yazarları (bir de Geziciler) suçlu. Kusura bakmasınlar, günün sonunda hesabın açığını kapatmak onlara düşecek.

***

Her türlüsünü gördük zannediyordum, bu modeli dünyada ilk. Adamı Başbakanlık yapsın diye seçiyor ahali. O herkese akıl veriyor.

Bizim aklımız bize kâfi. Senin akla saydığın o biçare şeye hiç ihtiyacımız yok. Sen haddini bil, işini yap. Eğer becerebiliyorsan. Yok, akıl vermeyi çok seviyorsan, bırak siyaseti, bir gazetede köşe yaz mesela.

Şimdi kazara bunları okusa “koskoca Başbakana…” diye başlar. Biz o koltukta oturan kimleri gördük! Böylesini… Dedim ya, ilk. Bir kere de bir şeyin sorumluluğunu üstlen de, biz de Ankara’da Başbakanlık koltuğunda bir Başbakan oturuyormuş gibi kendimizi aldatabilelim. Bunca rey veriyor sana ahali. Karşılığında bu kadarına da hakkımız yok mu yani?

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et