CHP’nin Vaadi

Bildik şeyler ama özetleyerek tekrarlamakta fayda olduğu anlaşılıyor.

Batı Avrupa ülkelerinde sağ siyaset meşruiyetini, ekonomik büyümeye öncelik vermesinden alır. Kapitalizmin tabiatı icabı büyüme, toplumdaki eşitsizlikleri de büyütür. Dolayısıyla sağ iktidarlar döneminde ülke zenginleşir ama zenginliğin adaletsiz bölüşümünden kaynaklanan problemler büyür. Ekonomide bir düzeltme ihtiyacı da paralel olarak büyür. Birkaç dönemde bir sol partiler bayrağı devralırlar ve bölüşümü iyileştirecek politikalara öncelik verirler. Büyüme yavaşlar ama toplumun sosyal dokusu yeni bir büyüme dönemini sindirecek biçimde hazırlanır.

İbretlik bir çevrim. Herkes kendi vazifesini ifa ederek, kendi varlık sebebini ortadan kaldırır yani. Eğer birileri başımızda durdukça duruyorlarsa, kendilerinden beklediğimiz işleri yapamıyorlar demektir. Ama bu tür felsefî konuları erteleyebiliriz. Referandum gibi acil ve hayati bir meselemiz var.

***

CHP’nin Batı Avrupa standartlarında sol bir parti olup olmadığı tartışılabilir. Bence değil. Ama ne yaparsınız ki, CHP Türkiye siyasetinin sol kanadıdır. Yani CHP sol değilse bile, başka solumuz yok.

Ama zaten CHP’nin sahiden sol olup olmadığının, mevzuumuz açısından ehemmiyeti de yok. Çünkü Türkiye’de seçmen, eşitsizlikleri giderme işini CHP’ye yakıştırmıştır. Yani Batıda sol partilerin üstlendiği işin Türkiye’deki mümessili CHP’dir.

Şüphesiz büyük çoğunluk hadiseyi bu terimlerle anlatmaz, ama —hangi partiye oy verdiğinin önemi yok— seçmenler için sağ partiler geleneksel değerlerin temsilcisi ve iktisadi büyümeyi sağlayacak partilerdir. CHP ise Aydınlanma değerlerinin temsilcisi ve bölüşüm adaletini sağlayacak partidir. Yani seçmen geleneksel değerleri veya büyümeyi önemsiyorsa sağa, Aydınlanma değerlerini veya bölüşüm adaletini önemsiyorsa CHP’ye oy verir.

Teknik tabirle söyleyecek olursak, demek ki, CHP markasının vaadi Aydınlanma değerleri ve zenginliğin adil bölüşümüdür.

Sahaya çıkın sorun bakalım, CHP’nin Hayır kampanyasının vaadi nedir? Muhtemelen tutarlı bir cevap alamayacaksınız. En iyimser tahminle, “AKP’nin yapamadığını biz yaparız” diye tercüme edilebilecek bir vaad var ortada.

AKP’nin kendisinden bekleneni yapamadığına, kendi vaadini yerine getiremediğine şahitlik yaparım. Muhtemelen AKP’ye oy veren ve verecek olanlar da buna katılır. Ama aynı kişileri, AKP’nin yapamadığını CHP’nin yapabileceğine ikna edemezsiniz. Sağ seçim kazanıyor diye kazananların yaptıklarını yapmak CHP’ye seçim kazandırmaz. Sadece sağa meşruiyet kazandırır. Sağ seçimleri kazanıyor, çünkü seçmen sahici sağ ile taklit sağ arasında seçim yapmak zorunda kalırsa, sahicisini seçiyor.

***

Daha mühimi şu: Türkiye kurucu ideolojiyi tüketmiş filan değil. Yani kurucu ideolojiye ihtiyacımız olmayan bir noktaya ulaşmış değiliz. Ayrıca bölüşüm adaletsizliği de ortadan kalkmış değil. Aksine, belki de tarihin en adaletsiz dönemini yaşıyoruz. Yani ortada hem kurucu ideolojiye, hem de bölüşüm adaletine yoğun bir ihtiyaç var. Tam da CHP’nin stoklarında bol miktarda bulunan şeylere… Ama ihtiyaç başka, talep başka.

Gün, kurucu ideolojiyi yeniden yorumlayarak, ihtiyacı karşılayacak bir ürün tasarlama günü. Vatandaşı, kemiklerine dayandığını zaten hissettiği adaletsizliğin giderilebileceğine inandırma günü. Müşterisi bol diye vitrine AKP malları koymakla varılabilecek bir yer yok. Bu mallara itibar etmiyor diye vatandaşı mahkûm edecek olanlara şimdiden söyleyeyim.

Cemalettin N. TAŞCI

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et