Eski Bir Arkadaşa Mektup

Sevgili Erol,

Beni bilirsin, biraz safımdır. Bir vakitler siz komünistçilik oynarken, sizin sahiden komünist olduğunuzu zannettiydim. Sahiden de işçilerin, yoksulların, ezilenlerin dertlerine derman olmaya çalıştığınıza filan hükmettiydim, anla yani. “İyi bir şey herhalde” filan diye düşündüğümü hatırlıyorum. Sizin bildiğinizi zannettiğim kestirme yolları bilemediğim için kendime fena halde içerlediydim. Komünist olabilmek için benim, sizden farklı olarak, Marks okumam, o pek sık sözünü ettiğiniz işçi sınıfının dertlerini işçilerden dinlemem filan lazımdı.

Beni bilirsin, pek safımdır. Enternasyonalist idealler için ölmeyi göze aldığınız onca yıldan sonra, memleketin bütün ezilmişlerine, başı örtülü kızlara, Kürtlere, Alevilere, eşcinsellere ve daha kim varsa hepsine kıçınızı dönüp, yıllarca vuruştuğunuz faşistlerin hayal bile edemeyeceği kadar faşist oluverişinizin de bir sebebi olduğunu zannettim bir vakit. Allah’ın sizi iddianızdan vurduğunu, dindarların bile olamayacağı kadar dindarlaştığınızı, mukaddeslerinize kendinizi kayıtsız şartsız adadığınızı filan düşündüm.

Çok salak olduğum için çok zor anladım, aslında komünistlik, laiklik, ulusalcılık filan, ne varsa hikâyeymiş. Maksat dövüş olsundan ibaretmiş. Dövüşecek bir hasım olsun, kâfiymiş. Zamanında işçi sınıfının, şimdilerde Cumhuriyet’in bir derdine derman olmaya hiç niyetiniz olmamış. Önce işçilere, yoksullara, şimdi de Cumhuriyet’e ne kadar zarar veriyor olduğunuzun farkında değilsiniz, hata yapıyorsunuz zannediyordum. Umurunuzda olmadığını anlamak yıllarımı aldı, saflığa bak.

Buradan bakınca, o durmadan dövüştüğünüz, biçimsiz bulduğunuz düşmanlarınıza ne kadar benzediğinizi anlatamam. Ama zaten biliyorsundur, anlatmaya ne hacet. İnsan ancak kendisine bu kadar benzeyenler ile bu kadar şehvetle dövüşebilir. Ben mesela, dövüşte bir hasım olarak bile işe yaramam.

Erkek goriller komşu goril sürülerinin kadınlarına el koyma niyetiyle yola koyulduklarında, yol boyunca birbirlerinin hayalarını okşayıp, kendilerini gaza getirirler. Testosteron seviyeleri yükselir böylece. Lafa saydığınız lafları lafa benzetemediğim için kendime kızıyordum. Neden sonra anladım ki, onlar kendiniz gibi olanların hayalarını okşamaktan gayrı maksadı olmayan ayinlermiş.

Hani genç kızların başlarını bağlama tarzları hakkındaki teoriniz var ya mesela, hani şu, Cumhuriyet düşmanı bir kadın bir tarz icat etmiş, bütün Cumhuriyet düşmanı genç kızlar direktifle o tarza geçmişler filan, çok şık. Sahiden! Biricik kusuru var, başını bağlayan kızların herhangi biriyle konuşulmadan, öyle kendi aranızda, laboratuarda, ”olsa olsa” metoduyla imal edilmiş. Tarihsel gerçeklikle hiçbir alakası da yok tabii. Eh, bunlar da pek ciddi kusurlar sayılmaz. Değil mi ki birbirinizin hayasını okşamanın yerini tutuyor, testosteron seviyenizin yükselmesine yarıyor, bu kadarcık metodoloji kusurunu ihmal edebiliriz.

Benim tabii, muhafaza etmek adına kendimi feda edeceğim değerlerim filan olmadığından, bu metodoloji meselelerini ciddiye alıyorum, çaresiz. Sizin ise cephede, metodolojik inceliklere vakit ayırmanızı beklemek haksızlık olur.

Geride bıraktıkların için, benim için, Cumhuriyet için filan tasalanma. Siz yokken daha mutluyuz çok şükür. Burada kalıp bizi şaapacağınıza, gidin sizin gibi, dövüşmekten başka derdi olmayanlarla şaapışın. Gazanız mübarek olsun. Hepinize bol testosteronlar dilerim.

Cemalettin N. TAŞCI

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et