Gökçek Seviyesine Göre…

Hani irtifaya veya rakıma referans olarak deniz seviyesi kullanılır ya, benim açımdan Gökçek öyle bir referans idi. Limit değer. Bir nevi, aşılamazlık seviyesi. Politik sahnedeki oyunculara bakıyor ve Gökçek’e kıyasla münasip bir basamağa yerleştiriyordum.
Özlem Zengin adındaki şeyle müşerref olunca, dedim ki kendi kendime, bütün kararları bir tek şahıs verince, işte böyle hatalar oluyor. Gökçek’in yerine, onun koltuğuna, Gökçek seviyesine en çok yaklaşmayı başarmış olan böyle bir şey layıkmış ama şahsı —muhtemelen aşırı yoğunluktan— Zengin’deki potansiyeli ve kıymeti takdir edememiş.
Derken…
Gökçek’in koltuğuna aday yapılan şey ağzını açtı ve… Yine dedim ki kendi kendime, ulan sana mı düştü Erdoğan’ın tercihleri hakkında hüküm vermek! Şahsının asla ve asla yanılmaz olduğundan, işbu şeyleri fevkalade bir isabet ile birer birer bulup yerlerine yerleştirdiğinden nasıl şüphe edersin bre aymaz! Sen Özhaseki’deki potansiyeli şahsından daha iyi teşhis edebiliyor olduğunu nasıl vehmedersin! Her bir milletvekilinin, bakanın, belediye başkanının, adayların, yüksek bürokratların… Ama her birinin… Yani hepsinin… Seviyeleri hakkında en iyisini şahsı bilir. Her birini, seviyesini itinayla ölçüp de olduğu şey yaptı.
Eh Gökçek kıratında birilerini bulmak elbette kolay değil, Gökçekler kolay yetişmiyor ama mevcudun içinden en uygun olanları, Gökçek’e en yakın olanları, eğer kendilerine fırsat tanınırsa Gökçek’i egale edebilecek olanları, daha ayağını topa değdirmeden, şıp diye gözünden anlıyor yüce tek seçici. Vallahi benzersiz bir maharet. Neredeyse hiç şaşmıyor. Takıma kimi koysa, gençmiş, toymuş, tecrübesizmiş, o mevkide daha önce hiç oynamamış, hiç fark etmiyor.