Güney Kore Yapamadık, Kuzey Kore Denesek?

Dün bitirirken dedim ki…

“Neden biz, ‘insan iyidir’ diyenler açıklamak zorunda kalıyoruz Auschwitzleri? Aksine, bize akıl ve ders verip duranların açıklaması gerekiyor. Bizim zapturapt altına alınmazsak fevkalade manasız işler yapabileceğimizi varsayarak üzerimizde tahakküm kuranların açıklaması gerekiyor ki, insanlar akıllı, rasyonel ve yeterince güçlü merkezi otoriteler tarafından yönetildiklerinde, nasıl olup da ortaya çıktı Auschwitzler?”

Şimdi diyelim ki on Batılı büyükelçiyi istenmeyen adam ilan ettiler. Akabinde yirmi başka büyükelçi de bu işi protesto eden bir uyarı kaleme aldı. Onları da istenmeyen adam ilan ettiler. Mukabil olarak o ülkeler de bizim büyükelçilerimizi sınır dışı ettiler. Filan. Sonrasında iktidardakiler Bosna-Hersek’te Sırpların işlerini bahane edip savaş çıkarmaya kalkıştılar. Sınırın güneyinde maceralara giriştiler. Ve saire…

Neticede Türkiye’yi Güney Kore yapma iddiasıyla yola çıkmış olanlar ülkeyi Kuzey Kore yaparlarsa… Bu iş ahalinin, sıradan insanın marifeti mi olacak? Neden öyle olacak? Seçimde bunlara rey verdiği için mi? Seçimde bunlar ahaliye “biz memleketi Kuzey Kore yapacağız” demiş de ahali o projeye destek mi vermiş?

Memleketin Kuzey Kore’ye döndürülmesi, dünyadan izole edilmesi senaryosunun gerçekleşmesinden fena halde korkuyorum. Eğer gerçekleşecek olursa, o senaryo, Erdoğan’ın yanına yuvalanmış okumuş çocukların, dünyanın esrarını çözmüş olduklarından şüphesi olmayan, ahalinin işe karıştırılmaması gerektiğini düşünen zibidilerin yazdığı ve oynadığı bir senaryo olacak. Ahali işe karıştırılmadığı için sahnelenebilmiş olacak.

Üstelik sadece Erdoğan’ın yanına yuvalanmış zibidilerin eseri de sayılmaz. Karşısında görünen zibidilerin, CHPli, İYİPli vekillerin, Cumhuriyet’te, Sözcü’de yazıp çizenlerin, YouTube’da ahkâm kesen muhaliflerin filan da hali tahlil etmekte yetersiz kalmalarından, abuk sabuk gündemlerle meşgul olmalarından, ahali hakkında manasız varsayımlarında ısrar etmelerinden kaynaklanmış olacak. Sonra dönüp “biz ahaliyi uyarmıştık, dinlemediler, zaten bu ahaliye ipleri vermeyeceksin” filan diye geveleyecekler, yaşanmış olanı manasız iktidarlarını sürdürmeleri gerektiğine delil olarak kullanacaklar.

Hep öyle oldu. Ahaliye fatura edilmiş olan her türlü biçimsizlik, işte tam da bu muhayyel senaryodakine benzer gelişmelerin neticesinde dile getirildi. Yani ahalinin oyuna dâhil olmasını istemeyen, oyuna dâhil olmasına mani olan bir takım okumuş çocuklar, oyun istedikleri gibi neticelenmeyince, “ama ben yapmadım, ahali yaptı” diyerek faturayı ahaliye çıkardılar.

Şimdi —biliyorsunuz— “ekonomik durum kötü, iktidar tutunamaz” geyiği var, hepinizin az veya çok kabul ettiğini düşündüğüm. Yani neymiş, memlekette özgürlükler budanırken itiraz etmeyen ahali, ekonomi kötüye gidince… Filan.

Öyle mi oldu?

Gezi’nin ardından memlekette ekonomi ekstra bir kötüleşme yaşamadığı halde, 7 Haziran’da ahali “biz bu gidişatı onaylamıyoruz” dedi. Okumuş çocuklar işi yönetemediler ve ahalinin devre dışı bırakılacağı bir operasyon yapıldı. 31 Mart ile 23 Haziran arasında ekonomide ilave bir kötüleşme mi oldu? Ahali “biz bu işleri onaylamıyoruz” dedi ve üstüne düşeni yaptı.

Aksine misaller de sıralayayım. Daha önce de misal olarak kullanmıştım, AKP fındığı tarumar ettiğinde “hah, Giresunlu bunun hesabını sorar” dendi. Sandıkta AKP süpürdü. Okumuş çocuklar “ulan ne biçim insanlarsınız, fındığınızın anasını belledi, hâlâ AKP’ye oy veriyorsunuz” dediler, kendi varsayımlarını gözden geçirmeye tenezzül etmediler. Şimdi ekonomi serbest düşüşte uçurumdan düşüyor, kamuoyu yoklamalarında AKP hâlâ 30 puanın üzerinde görünüyor ya, sosyal medyada klavyeşorlar püskürüyorlar, “ulan ne aymaz adamlarsınız” filan gibilerden.

Belki de ahali özgürlükler filan gibi hususları ekonomiden daha çok önemsiyordur? Sen ekonomiyi daha çok önemsedikleri, çünkü beyinleriyle, kalpleriyle değil de mideleriyle iş gördükleri filan gibi varsayımlarında çuvallıyorsundur? Ortada olağanüstü biçimsiz keyfilikler olmasından rahatsız olana sen gidip de “benzin şu kadar olacak ama” dediğinde, “ulan bu hıyarlar işin esasının hiç farkında değil” gibi bir gölge geçiyordur zihninden? Belki AKP’nin gerilemesi ekonominin gidişatından değil de ENSAR’da, TÜGVA’da filan olup biten yüzündendir?

Beyniyle, kalbiyle değil de midesiyle iş gören bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam varsayımı, bu varsayımı üretip pompalayanların ahaliyi oyunun dışında bırakmak için müracaat ettikleri bir varsayım. Türkiye’nin tarihi bu varsayımın ziyadesiyle manasız olduğunun delilleriyle dolu. Ve bu varsayımın müellifleri, sahipleri, öyle görünüyor ki, memleket yansa o varsayımlarından vazgeçmeye razı değiller. Çünkü memleket yansa en son kendi evleri yanacak ve dünyadan başka bir beklentileri de yok. Ahaliden olmadıklarına inanmayı sürdürebildikleri sürece, memleket Kuzey Kore olsa, oldurulsa, umurlarında değil.

Ve memleket Kuzey Kore olursa, oldurulursa, bu işin başlıca müsebbibi olacak olan adamlar, kadınlar, kendi ücralarında, “ahali Kuzey Kore olmayı tercih etti” filan diye geveleyecekler. Kuzey Koreliler aç, hatırlatayım.

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin