Hawking, Laplace ve Lagrange

Hawking yeni kitabında Big Bang’i açıklamak için kütleçekiminin kâfi olduğunu, dolayısıyla da evrenin başlangıcını açıklamak için bir Tanrı varsayımına ihtiyaç olmadığını iddia ediyormuş, -muş…

Daha önceki iki kitabı beni hayal kırıklığına uğrattığından, Hawking’in yeni kitabını almaya niyetim yoktu. Şimdi koparılan yaygara bile fikrimi değiştirmeye yetmedi. Kaldı ki Hawking, anladığım kadarıyla, çok ölçülü laflar etmiş. Medya manşetlerinin ima ettiğinin aksine, daha önce sahip olduğu Tanrı fikrinden vazgeçmiş gibi görünmüyor.

Nasıl bir şeydi Hawking’in Tanrı anlayışı? Tabiatın şaşmaz kuralları vardır. Bu kurallar bir ahenge sahiptir. Tanrı da, işte bu ahengin adıdır. Yarattıklarının her işine karışan, âleme her an müdahale eden bir Tanrı yerine, sahneyi kuran ve yarattığı her şeyi kendi koyduğu kurallar içinde hür bırakan bir Tanrı inancı vardı Hawking’in. Şimdi de değişmiş görünmüyor.

***

Hawking’e yakıştırılan lafı Laplace etmişti. Newton’un sistemiyle, o dönemde Jüpiter ve Satürn’ün yörüngelerinde gözlenen beklenmedik düzensizlikleri açıklamak mümkün değildi. İddiaya göre Newton, Tanrı’nın arada bir, saat kurar gibi sisteme müdahale ettiğini düşünüyordu. Laplace problemi çözmüştü. Eserini Napoleon’a sunduğunda, Napoleon’un “iyi de bu anlattıklarınızda Tanrı nerede” diye sorduğu, kendisinin de “öyle bir varsayıma ihtiyacım olmadı” diye cevap verdiği rivayet edilir.

Aradan iki yüz küsur yıl geçti. Bu süre içinde birçok kişi, bir şeyler için daha Yaratıcı varsayımına ihtiyaç duymayan açıklamalar geliştirdi. Yaratıcı varsayımına ihtiyaç duymadan açıklanabilen olgular envanteri inanılmaz bir hızla büyüdü. Ama şu aymaz yığınlar bir türlü akıllanmadılar. Yaratıcıya inanmayı sürdürdüler.

İnsanlığı bu dertten kurtarıp özgürleştirmeye yemin etmiş olanlar, baktılar olacak gibi değil, bir Yaratıcının mevcudiyetine inanmayı şiddetle cezalandıran politik sistemler inşa ettiler. Ama Yaratıcı varsayımı olanca sağlamlığıyla mevcudiyetini sürdürüyor. Son zamanlarda daha da güçleniyor hatta.

***

Anlamak zor değil. İnsanlar bir Yaratıcıya, havaya atılan taşın neden yere düştüğünü, kedi yavrularının neden kedi olduğunu, Big Bang’in ilk saniyesinde neler olup bittiğini açıklıyor diye inanmıyorlar. Sandığa gittiklerinde işsizlik ortadan kaldırılsın diye rey vermedikleri gibi.

İnsanların açıklamalara ihtiyacı var mı? Var. Ancak bir Yaratıcının mevcudiyetine inanma ihtiyacı sadece açıklama ihtiyacından kaynaklanmıyor. Hatta Yaratıcı hiçbir şeyi açıklamasa bile olabilir. İşin aslını anlamadan mütemadiyen Yaratıcı varsayımını gerektirmeyen açıklamalar imal edip duranlar, evet, insanlığa büyük hizmetler yapıyor olabilirler. Ama bu hizmetlerin arasında bir Yaratıcıya duyulan ihtiyacı hafifletmek yok.

Hatırlamakta fayda var, Napoleon Laplace’ın cevabını kendisine ilettiğinde Lagrange, “ama majesteleri, Tanrı iyi bir varsayımdır, birçok ihtiyacı karşılar” demişti.

Cemalettin N. TAŞCI