Hepinizi…

CHP’nin saygıdeğer Genel Başkanı kükremiş. Belki duymamışsınızdır “Bu yapılan insanlık dışıdır. En büyük tepkiyi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vermesi lazım. Başbakanın, Cumhurbaşkanın çıkıp ‘bu yapılan insanlık dışıdır’ demesi lazım. Defnedilen bir kişinin defnedildiği yerden tepkiler üzerine alınıp başka bir yere götürülmesi olayının bir başka örneğine tarihte ne tanık olduk ne duyduk” demiş.

Mevzuu biliyor olmalısınız, Aysel Tuğluk’un merhum annesinin cenazesi, defnedildiği yerden çıkarıldı. Mecburiyetten. Kendilerini çok vatansever filan gören bir takım… Bir takım… Kendilerine hangi sıfatın yakıştırılabileceğini bilemediğim şeyler yüzünden.

Ve Anamuhalefet şeyinin ettiği lafa bakın: “Bakın Çanakkale’de bize karşı silah çeken, askerlerimizi şehit edenlerin mezarları orada. Ve biz o mezarlara saygı gösteriyoruz. Atatürk o mezarlar için ölenlerin annelerine diyor ki ‘onlar bizim bağrımızda, bizim çocuklarımız’…” Ulan benzerlik nerede? Atatürk kim oluyor bu hadisede? Çanakkale’de bizim askerlerimizi şehit edenler kim? Aysel Tuğluk’un annesi, bu metaforda kimin yerini işgal ediyor? Çanakkale neresi oluyor bu vakada?

Ulan senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Yahu nereden çıktınız hepiniz? Erkekseniz teker teker gelin ulan! Sen, bütün bu pislikleri arka arkaya dizerek, o kabristanda insanlıktan ne kadar çıkmış olduğunu ispatlamakta birbiriyle yarışan o şeyleri cesaretlendirerek bir Cumhurbaşkanlığı devşiren şeyin ne demesi gerektiğini bırak, sen ne diyorsun Anamuhalefetin şeyi? Sen ne diyorsun? Çanakkale ne iş? İşgalci askerler ve onların anneleri ne iş? Atatürk ne iş? Ne alakası var mevzumuzla?

Mevzuu tamamen yanlış anlamışsın gibi görünüyor.

(Aslında “yanlış anlamak” tabiri de “anlamak” fiilini ihtiva ediyor. Sana böyle bir fiil yakıştırmak ne kadar hakkaniyetli, onu da bilemiyorum ama, Türkçem bu kadar, bağışlayın.)

Mevzuu tamamen yanlış anlamışsın. Mevzu şu: Memlekette gemi azıya almış, Erdoğan gibi bir şeyin Cumhurbaşkanı, Soylu gibi bir şeyin İçişleri Bakanı filan olabildiğine bakıp “gün bizimdir, 13 yaşındaki kız çocuklarının ırzından sonra memleketin kabristanları da bizim mülkümüzdür” diye sokaklara dökülmüş bir azgın sürüsünün şerrinden korkup, “Anayasaya da aykırı ama” filan diye zırvalayarak parmak kaldırdın/kaldırttın. Senin koruman gerekirken kendilerini koruyamaz duruma düşürdüğün birileri içeri düştü. Aha onlardan birinin annesi vefat etti. Ortada Çanakkale yok. İşgalciler yok. Atatürk filan hiç yok. Ortada, senin siyaset niyetine piyasaya sürüp durduğun aczin ve korkaklığın bedelini ödeyen, senin siyaset zannettiğin manasızlık yüzünden kendisini bile koruma şansını kaybetmiş bir kadın var ve… Annesini kaybetmiş.

Anladın mı?

Anlamazsın. Anlayamazsın. Çünkü mevcut tehdit senin koltuğuna değil. Senin koltuğun tehdit altında olsaydı, aha bugün yola çıkıp yürümeye başlamıştın zaten vasıfsız şey.

Şey.

Sana ne ulan Erdoğan’ın ne diyeceğinden. Bizim zaten kendisinden başka herkesin ne yapacağını bilen Erdoğan gibi bir belamız var başımızda. Sen onun Çin malı kopyası mısın? Bize aslı fazla geliyor, bir de seninle mi uğraşacağız? Sen bize kendin bir şey de. Bir şey.

***

Ulan kabristan basıp, dün kırdığı azgınlık rekorlarını tazeleyen güruh! Ulan insan türünün yüz karaları! Ulan siz misiniz millet? Sizinle —bırakın aynı dili konuşup aynı millete mensup olmayı— aynı türe mensup olmak bile zül ulan!

Ulan Erdoğan, ulan Soylu, ulan Gökçek, azdırdığınız bu şeyler, çok kalmadı, hepinizin başını yiyecek. Hepinizin analarının kabirleri deşilecek. Hepinizin! Hepinizin analarının… Kabirleri… Çaldığınız ve istiflediğiniz dolarlar, aha Amerika’ya, Katar’a kaçırsanız analarınızın kabirlerini, korumaya yetmeyecek.

Olup biteni içine sindiremeyecek olan yine bizleriz. Bilesiniz, diyeceğim de… Bilmek kim, siz kim? Siz ne sefil şeylersiniz? Ne sefil… Şeyler…

Şeyler…

Sizi tavsif edecek sıfat, bildiğim kadarıyla Türkçede yok. Varsa bana öğretmediler. Siz o koltukları işgal edene kadar da öğrenmem lazım gelmedi. Bundan böyle de öğrenmeyeceğim. Öğrenmeden öleceğim umarım. Ama hırsızlıklarınızı ve cinayetlerinizi sürdürebilmek uğruna, hırsızlıklarınızın ve cinayetlerinizin hesabını verme tarihini erteletmek uğruna kışkırttığınız, zincirlerinden boşandırdığınız bu şeyler, ne olduklarını ve sizin de onların türünden olduğunuzu biliyorlar. Hepinizi yiyecekler.

Hepinizi…

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et