İstanbul’u Verip Britanya’yı Almak

İstanbul’u Pontus üzerinden Yunanlara vermiştik ya, mukabilinde Britanya’yı almış olduk —“biz” kimsek. Gerçi Londra’yı daha önce Pakistanlılar almıştı Britanyalılardan ve hâlâ onların elinde. Dolayısıyla “Londra hariç Britanya” demek daha doğru.

Böyle çalışmıyor mu bu akıl? Ne kötü!

***

Bir vakittir memleketin akıbeti hakkındaki hayallerimi Ermenilere ve Rumlara endekslemiş haldeyim. Ermeniler kripto-Ermenilere “ulan Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için harcadığınız enerji ve maddi kaynağı Ermenistan’a harcamış olsaydınız abad olmuştuk be” diye bayrak açar, ASALA benzeri bir örgüt kurup bu defa kripto-Ermenileri birer birer nallarlarsa, Rumlar da onlara özenip… Memleket bir nefes alır, size de öyle gelmiyor mu?

Öyle olmaz mı bu işler? Hay aksi!

***

Cemal Tunçdemir T24’te gazetecilik açısından bakmış meseleye ama onun da girişte işaret ettiği gibi çok daha yaygın bir problem var. Mesela “Kolomb’un zamanında hemen herkesin dünyanın düz olduğuna inandığı” iddiasının Kolomb’dan çok sonra hikâyelendirilmesi gibi misallerin işaret ettiği bir problem.

Bir yanıyla, siz politik olandan kaçmak için bilim diye bir alan keşfetseniz, bu defa o alan politikleşiyor. Politik olan için hikâye yazma, yazılan hikâyeye rütbe takma işini bilim üstleniyor. Çare yok, öyle “işittiğinizden şüphe edin” filan tavsiyeleriyle bağışıklık kazanılabilecek bir rahatsızlık değil bu. Her şey politiktir, politikadan kaçamazsınız.

Öte yanıyla…

Eğer bir şey kontrol etmeye ihtiyaç duymayacak kadar doğru görünüyorsa… İktidarla müşerref oldunuz demektir. Başarılı bir iktidarla… Mesela etrafınıza baktığınızda hemen gözünüze çarpan yoksulluk ve eşitsizlik kontrol etmeye ihtiyaç duymayacağınız kadar aşikâr bir biçimde sizi teyit ediyorsa, mesela memlekette her yıl şu kadar kadının erkekler tarafından öldürülüyor olması bilgisi kontrol etmenizi gerektirmeyecek kadar aşikâr bir biçimde toplumdaki cinsiyetlerin eşitsizliği kodunu deşifre ediyorsa… Veya mesela yolunda gitmeyen işler bariz bir biçimde memleketin taarruz altında olduğunu, kripto bilmem kimlerin yine vazifelerini yaptıklarını aklınıza getiriyorsa…

Bence durun.

Her şeyden şüphe edemezsiniz ama bir şeyler size kontrol etmeyi gerektirmeyecek kadar bariz görünüyorsa, onlardan şüphe etmekle de bir hayli sıkıntı yaratabilirsiniz kendinize… Herkes bir şeyin doğru olduğunu söylüyorsa, son derece rafine bir iktidarın müthiş bir performansla işlemiş olduğundan emin olabilirsiniz. Herkesin üzerinde mutabık olduğu doğru, neredeyse kesinlikle söyleyebiliriz ki, yanlıştır.

Herkes mutabık değilse ve fakat sizin tarafınız mutabıksa… Tanıdığınız, bildiğiniz, bir arada olmaktan hoşlandığınız insanlar bir hususta mutabıksa, (a) iktidar iki taraf halinde ayrışmanızdan istifade ediyordur, (b) ortada —genellikle doğru kabul ettiğiniz şeyden, mesela cinsiyetlerin eşitsizliğinden neredeyse tamamen bağımsız— bir savaş vardır, bir iktidar savaşı. Sizi —öteki tarafla savaşında— nefer olarak kendi ordusuna yazmış bir iktidar vardır.

Olmamalı mı?

Her şey politik. Her şeyden iktidar çıkarılabilir —demek ki çıkarılır. Öyle olmasaydı kendimizi daha iyi hissedecektik belki ama hayat böyle. Bir vakitler Japonya mucizesi de, nüfus kıyameti de öyleydi, şimdilerde Çin mucizesi de, çevre kıyameti de, esasen politik şemsiyelerden ibaretler.

Her şey politik ve her şeyden iktidar çıkarılabilir. Benim açımdan mesele, o iktidarların monoblok, aşılmaz, yenilmez olma ihtimalleri. Eğer öteki tarafta bir çıkış varsa, o çıkışı arama ihtimalinin, imkânının ortadan kaldırılması. Dolayısıyla… Ortada dolanan, apaçık bir biçimde zırva olan, bütün iktidarlar için parazit manası taşıyan, bütün mevcut ve mümkün iktidarları rahatsız eden her türlü uçukluk kıymetli.

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin