Karar Vermek İhtiyaç Değil

Kızım aradı ve “baba, savcıyı galiba sahiden de devlet öldürmüş” dedi. “Olabilir ama olmayabilir de” dedim. Kesmedi.

Önce uzun bir girizgâh.

Biz İngilizce knowledge ve information kelimelerini Türkçede bilgi kelimesiyle karşılıyoruz. Bu metinde, bundan böyle bilgi kelimesini knowledge karşılığı olarak kullanacağım. Information karşılığı olarak ise malumat kullanacağım.

Bilgi malumattan zuhur (emerge) eder. Ama bir defa zuhur etti miydi, sonradan akan malumatı değiştirir. Devletin nasıl bir şey olduğu konusundaki kanaatiniz —o kanaat her ne olursa olsun— bir bilgidir. Devlet hakkında okuduklarınızdan, devletle her muhatap olduğunuzda yaptığınız gözlemlerden, devletle muhatap olmuş olanların anlattıklarından zuhur eden bir bilgidir. Ama o bir defa zuhur etti miydi, bir devlet memurunun size ettiği bir laf, devletten gelen bir sarı zarf ve saire gibi malumat, artık o kanaate uygun olarak yorumlanarak değer kazanır.

Biz karar verirken, hem bilgiye, hem de malumata ihtiyaç duyarız. Önceki gün Adliyede aslında ne olduğu malumatı lazım ama yetmez. Aynı zamanda devlet hakkındaki bilgimiz de şarttır.

Malumatın karar vermeye faydası, azalan verimler kanununa tabidir. Yani ilave malumat, bir önceki malumattan daha az katkı yapar kararın kalitesine. Buna mukabil, malumatın maliyeti geometrik artar. Yani ilave malumatın maliyeti, bir önceki malumattan daha yüksektir. Dolayısıyla, optimum malumat seviyesi, ortalarda bir yerlerde zuhur eder. Ama biz, ilave malumatın faydasını veya maliyetini ölçemeyiz. Bu optimum seviyeyi sezgilerimizle tayin ederiz.

Artık mevzumuza gelebiliriz…

Toplumsal olaylarda, genellikle, bir kararın sağlıklı olması için gereken malumata sahip olamayız. Zaten bize ulaşan malumatın doğruluğu, geçerliliği filan da son derece şüphelidir. Dolayısıyla, sözünü ettiğim optimum seviyeden çok daha düşük malumat seviyelerinde dolaşırız. Bir otel yöneticisinin sezon boyunca kullanılacak fiyatları belirlemeden önce edindiği (kendisini edinmek zorunda hissettiği) malumat seviyesi, aynı otel yöneticisinin AKP’ye oy verenlerin sosyal profilleri hakkında bir karar vermeden önce edindiği malumat seviyesi ile kıyaslanmayacak kadar yüksek olur. İddaa’da bahis oranlarını tayin etmekle yükümlü olan istatistikçiler, her bir maç için dakikalar boyunca, sayısız kaynaktan malumatı, olağanüstü işlem kapasitesini harekete geçirerek işler dururlar. Alt tarafı üç tane sayıya karar vereceklerdir. Ama mesai bitip de o istatistikçiler bir barda sohbet etmeye başladıklarında, ahali hakkında sayısız klişeyi, hiçbir titizlik sergilemeden sıralayabilirler.

Hepimiz için böyle bu. Anlaşılmaz bir hal değil.

Mesele şu: Her karar da malumattan zuhur eden bir şey. Hatta “bir düzlemde karar dediğimiz şeye başka bir düzlemde bilgi diyoruz” bile diyebiliriz. Dolayısıyla her karar, o kararı verdikten sonra edindiğimiz malumatı değiştirir. Bir malumatı, mesela savcının rehin alınması sırasında Türkiye’de elektriklerin kesilmiş olduğu malumatını, eğer savcının rehin alınması konusunda şöyle bir karar vermişseniz başka, böyle karar vermişseniz başka türlü yorumlayabilirsiniz.

Neticeten…

Eğer karar vermek zorunda değilseniz, bence en doğrusu karar vermemektir.

Ama anlaşılan o ki, karar vermemek, opsiyonları açık tutmak, en sevilmeyen, en katlanılamayan ruh hallerinden biri. Açıkçası, neden öyle olduğunu, çoğunluğa neden öyle göründüğünü, çoğunluğun opsiyonları açık tutmaktan neden hoşlanmadığını bilmiyorum. Ama artık iman ettim ki, karar vermemiş olmak, çok kişiye acı veriyor.

Hâlbuki karar, genellikle, bir eylemde bulunmak için elzemdir. Şunu değil de bunu yapmak zorunda kaldığınızda karar vermemiş olmak olmaz. Ama bunun dışında, karar vermeden de pekâlâ yaşanabilir. Yaşanabiliyor, ben şahidim.

Karar vermek, eylemek bahse konu olduğunda bir ihtiyaç. Aksi halde değil. Karar vermenin kendisi bir ihtiyaç değil yani. Bir eylemde bulunmak zorunda değilseniz, karar vermeyi erteleyebilirsiniz. Emin olun…

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et