Mahalle Baskısı Denen Şey

Aşağıdaki grafikte, evli insanların evlilik dışı ilişkilerini ahlaken kabul edilemez bulanların, muhtelif ülkelerdeki oranları görülüyor. Grafik 2013 baharındaki neticeleri özetliyor. (Evlilik dışı ilişkileri ahlaken yanlış bulanların oranları, tahmin edilebileceği gibi, ahlaken kabul edilemez bulanların oranlarından daha yüksek.)

 Image2

Evet, toplumun dini, grafikten görüldüğü kadarıyla (ilk üç sırada toplumu Müslüman olan ülkeler yer alıyor), hafif de olsa bir etki yapıyor. Öte yandan, Türkiye’de evlilik dışı ilişkileri ahlaken kabul edilemez bulanların oranı, açıkça görünüyor ki, son seçimde AKP’ye oy verenlerin iki katından fazla. Üstelik Fransa dışındaki bütün ülkelerde toplumun yarıdan fazlası evlilik dışı ilişkiyi ahlaken kabul edilemez buluyor ve pek çoğunda bu oran dörtte üçü de aşıyor.

Bu oranlar, eşcinsel ilişki konusundaki negatif tutumlar hızla yumuşarken ortaya çıkıyor. The Economist’e göre bu iki eğilim, her iki tutumun gerçek hayatta yol açtığı neticelerle yüzleşmenin neticesi olabilir. Bir yandan 1960’larda başlayan özgürleşme hareketi eşcinsel ilişkileri olağanlaştırırken, öte yandan evlilik dışı ilişkilerin yol açtığı boşanmalardan mağdur olanlar, bugün anketlere cevap verenler.

İyi ama —tekrar soruyorum— eşcinsel ilişkiyi normal bulduğu halde evlilik dışı ilişkiyi kabul edilemez bulan birilerini nasıl tasnif edeceğiz? Muhafazakâr desek olmaz, liberal desek hiç olmaz…

***

Kullanmaya çok alıştığımız kavramlar, içinde yaşadığımız toplumu anlamakta hiç işe yaramıyor. Çünkü ilaveten, araştırmalar başka şeyler de söylüyor.

ABD’de evli kadınların % 15’i, erkeklerin % 21’i eşlerini aldattıklarını söylemişler. Demek ki, evli çiftlerin evlilik dışı ilişkilerini ahlaken kabul edilemez bulduğunu söyleyenlerin en azından bir bölümü, ahlaken kabul edilemez bulduğu şeyi yapmış.

Ama dahası var. Erkeklerin % 74’ü, kadınların ise % 68’i, eğer yakalanmayacaklarını bilseler, evlilik dışı ilişkiye gireceklerini söylemişler. Yakalanırlarsa kanuni bir cezaya maruz kalmayacaklar. Peki, korktukları şey ne? Mahalle baskısı.

Bu mahalle baskısı kavramını meşhur edenler, memleketin mahallelerinin birindeki baskıyı gündeme taşıyıp durdular. Sanki sadece o mahallede baskı varmış gibi. Hâlbuki her mahallede baskı var. Mahalleyi mahalle yapan, diğer mahallelerden farklı muhtevası olan bir baskısı olması zaten. Görünen o ki, evlilik dışı ilişkileri ahlaken kabul edilemez bulmak konusunda, memleketin mahallelerinin pek çoğunun mutabakatı var. Eh, bu da bir şey… Diyebiliriz… Miyiz? Bilemedim.

Mahalle baskısı evrensel bir şey. Her mahalle kendi mensuplarını biçimlendirir. Biz her birimiz zaten, bir sosyal ilişki ağı içinde oluşuruz. Dolayısıyla mahalle baskısının mevcudiyeti iyi bir şey. Tartışılabilir olan, tartışılması gereken şey, baskının muhtevası ve dozu. Öyle yapmayıp, mahalle baskısının mevcudiyetiyle dövüşmeye kalkınca… Cama konan sineği öldürmek için cama çekiçle vurmaya benziyor. Sineğe nadiren zarar verebiliyorsunuz. Ama…

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et