Olağan Şüpheli Olarak Millet

Virüs, gördüğünüz gibi, herkese eşit davranmıyor. Bazılarına fevkalade cömert davrandı, derin fikirlerini üzerimize boca etme fırsatı sağladı onlara.
Niye herkes sosyal mesafe tedbirini uygulamıyormuş? Ne aptalmış şu millet. Ve saire…
İnsanları eve kapatmanın sebebini biliyorsunuz, virüsün yayılmasını yavaşlatmak. Eninde sonunda hemen herkes virüse maruz kalacak da, eğer yayılma hızını düşürebilirsek, sağlık sisteminin üzerindeki stres ertelenmiş ve yumuşatılmış olacak. Diyelim hesap kapandığında beş milyon kişiye sağlık hizmeti verilmesi gerekmiş olacaksa, bu beş milyon kişi on günde yarımşar milyon kişi olarak gelmesin de, yüz günde ellişer bin kişi olarak gelsin.
Belki bu arada aşı filan da geliştirilebilir mi? Zor. Yani karar vericilerin öyle bir beklentileri yok da, bir mucize olursa ne âlâ…
Sözünü ettiğimiz tedbirin sebebi yani, talep ile kapasite arasındaki çelişkiyi yumuşatmak. Ama iki derin çatlağı var. Bir defa sağlık personeli de hastalanıp duruyor ve yoruluyor. Yani sağlık sisteminin kapasitesi de hızla erozyona uğruyor. İlaveten zaman uzadıkça, hayatın alışılmış ritminin askıya alınmasının olumsuz yan etkileri de geometrik olarak büyüyor.
Birileri virüsten enfekte olan ve ölenleri sayıyor ama öte yanda biriken yoksulluğun, psikolojik problemlerin, aile içi gerilimlerin çetelesini tutan yok. Eh, aziz yurdumun çok derin fikirli zevzekleri, ölçmediklerinin, görmediklerinin mevcut da olmadığından son derece emin olarak… Görüyorsunuz işte, sokakta gördükleri yaşlılara neler yapmayı, sosyal medyada onlara neler demeyi kendilerine hak görüyorlar.
Hasbelkader bir üniversite bitirdiği için meselelere bilimsel bir perspektifle baktığını kabul etmemizi bekleyen ve genellikle kendisinin sosyalist olduğunu zanneden zevzekler, “ulan devlet neden sağlık sistemine talebi bastırmaya çalışıyor da, kapasiteyi yükseltmeye çalışmıyor” demiyor. Minarelerden sala vererek virüsü bertaraf etmeye çalışan zevzekler de —ki bence Suriye’deki, Libya’daki çocuklarımızı çekelim, bunlar dua etsinler, Allah’ları da kahhar sıfatıyla bütün düşmanları kahretsin— devlete toz kondurmuyorlar. Kendilerine milliyetçi diyen zevzeklerin zaten hiçbir vakit milletleri olmadı, malum.
Esasen millet denen şey hiç olmasaydı, ahanda öyle milletsiz bir devleti ne biçim işletecekti işbu zevatın tamamı. Tıkır tıkır işleyecekti, sizi temin ederim. Öyle —bu zevzeklerin tasavvur ettiği kadar— müthiş bir devlet, insanlık tarihinde tasavvur edilmedi, kurulmadı, işletilmedi. Her biri birer dâhi bu çocukların da… Millette iş yok azizim.
Ne güzel şey ulan bu topraklarda devlet olmak. Hiçbir işi layıkıyla yapamayacaksın, mekteplerde, camilerde ürettiğin zevzekler senden önce seni korumak için göğüslerini siper edip ahaliyi sanık sandalyesine oturtacaklar.
Biz, öyle veya böyle bu devlet denen çeteden kurtuluruz da, onun gönüllü köpeklerinden, ona gönüllü köpeklik edilmesini sağlayan bu dünya tasavvurundan kurtulmadıkça…