Orman Kanunu

Türkiye’nin son dönemde dünya ekonomisine hediye ettiği nevzuhur dolar milyarderlerinden birini düşünün. Kimsenin yapıldığının farkına bile varmadığı işlerden, kimselerde olmayan müthiş kabiliyetleri sayesinde, milyarlar kazanmış… Ama küçük oğlunun bir baltaya sap olamayacağını da görüyor. Oğlanın tek derdi futbol. Milyarderimiz bastırıp parayı, Roberto Carlos’un bildiklerini, Carlos’u Carlos yapan her nelerse onları, satın alabilir mi? Kendisine teklif edilen birkaç yüz milyon doları bir arada görünce Carlos, “yahu şu afacanı dünyanın bir numaralı sol beki yapıvereyim bari” dese, becerebilir mi?

Eğer insanlar bildiklerini, sahip olduklarını, herhangi birilerine aktarabilir olsalardı, Mehmet Özdilek Antalya’da birkaç Şifo daha yetiştirirdi mesela. Rıdvan Dilmen’in çalıştırdığı takımlardan birkaç Şeytan Rıdvan daha yetişmiş olurdu.

Onlar sahip olduklarını doğuştan getirdiklerini zannediyor olabilirler. Elbette zekâ gibi, sürat gibi bir yığın genetik özellikleri olmasa, Şifo Mehmet, Şeytan Rıdvan da olamazlardı. Ama eğer Türkiye’de futbol ligleri olmasaydı, üst düzeyde müsabakalar yapmış olmasalardı, hiçbir şey olamayacaklardı. Öte yandan, eğer daha rekabetçi bir ligde forma giyebilmiş olsalardı, belki de sadece Türkiye çapında değil, dünya çapında yıldız olacaklardı.

Müsabaka, kimin uygun vasıflara sahip olduğunu tespit etmenin yanı sıra, uygun vasıflara sahip olanların kendilerini yetiştirmesi için elzemdir.

***

Kimin kazanacağını tayin etmek için dövüşmek orman kanunu mudur? Elhak öyledir. Lakin medeniyet dediğimiz hal, orman kanununu imkânsızlaştırarak ulaşılan bir hal değil, incelterek, ehlileştirerek, çeşitlendirerek ulaşılmış olan bir hal.

Schwarzenegger, bir mülakatta, “öğretmenlerimin hepsi ömrümü idam sehpasında ikmal edeceğim konusunda mutabıktı” demişti. Sinema gibi bir sektör olmasaydı, belki de öğretmenleri haklı çıkacak, idamlık olacaktı. Bir minderde yenilenin başka bir minderde, başka tarz bir dövüşe taraf olabilmesini sağlamaktır medeniyet. Dövüşsüzlük değil.

Carlos çocukken, herhalde Sao Paulo’nun sokak aralarında top oynamış, bir yığın akranını madara etmiştir. Arkadaşlarını madara edebildiği alan olduğu için futbola ilgisi pekişmiş, madara ettiği arkadaşlarından edindikleriyle de kendisini geliştirmiştir.

Carlos’un karşısında madara olan çocuklardan biri futbolda kendisine ekmek olmadığını vakitlice kavramış, derslerine başka türlü asılmış, neticede hekim olmuştur mesela. Carlos kadar kazanmasa da, Carlos kadar şöhretli olmasa da, kendi işinin daha saygıdeğer olduğu gibi bir yığın avuntuya da sahiptir mutlaka.

Belki o kadar şanslı olmayan bir başkası malzemeci olmuştur. Sevdiği bir sektörde kalmış, bir yığın yer gezmiş, birçok nesildeki Carlos’larla haşır neşir olmuş, sayısız tatmin fırsatı yakalamıştır.

***

Orman kanunu türbülanstır. Türbülans düzensizlik değil, bir başka türlü düzendir. Kimin müteşebbis, kimin siyasetçi, kimin profesör olacağını, kimin köşelerde ukalalık edeceğini tayin etmek konusunda, turnike düzeninden kesinlikle çok daha verimli bir düzendir.

Cemalettin N. TAŞCI

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et