Schuster ve CHP

Üzerinize afiyet, Beşiktaşlıyım. Bilenler bilir, Beşiktaş’ın maç kaybetmesi beni fazla üzmez. Eğer oynadığı futboldan memnun kalmışsam… Yok, eğer futbol namına ortaya bir şey konmamışsa, maçı kazanması da beni tatmin etmez. Yani, tahmin edeceğiniz gibi, yıllardır tatmin olduğum filan yoktu.

Bu yıl sezon öncesi hazırlıklarımı aksatmadım. Sezona formda girdim. Olmayacak emareleri, “galiba sonunda seyretmeye değer bir Beşiktaş gelecek” diye iyi niyetle değerlendirmeye pek hevesliydim. O kadar ki, dördüncü sınıf takımlar karşısında verilen bir yığın pozisyonu bile içime sindirebiliyordum. Schuster’in müstemleke valisi edalarına, Tayfur’u tribüne yollamalarına da, bu heves sayesinde katlanabiliyordum.

Derken, futbol yavanlaştı. Skorlar zaten malum. Yine bile ümidimi muhafaza etmeye çalışıyorum. Kasımpaşa karşısında sergilenen rezaletin ardından bay Schuster malum açıklamaları yapmasa, elbette işim daha kolay olacaktı.

Schuster suçluyu teşhis etmiş. Rakiplerden şikâyetçi olmuş. Neymiş, bekliyorlarmış ve bir hata yakalayıp gol atıyorlarmış. Maçları böyle kazanıyorlarmış.

Ne kadar ayıp.

Schuster’in mantığı, bana tanıdığım bir yığın CHP’linin mantığını hatırlattı. Onlar da, bildim bileli, hep rakiplerini suçluyorlar. Seçim kazanıyorlar diye…

***

Schuster’in takımı 12 maçta 18 gol atmış. Eleştirdiği takımlardan sadece Kayserispor’dan bir fazla. Bursaspor 21, Trabzonspor ise 29 gol atmış. Üstelik de Beşiktaş’tan daha fazla pozisyon da buluyorlar.

CHP’liler rakiplerinin vatandaşa rüşvet verdiğini, vatandaşın da birkaç kilo makarna karşılığında reyini sattığını iddia ediyorlar mesela. Bu milleti adam etmek de olacak iş değil yani. Sonra AKP, mesela fındığı perişan ediyor. Giresunlular yine de AKP’yi tercih ediyor. CHP’liler bu defa da reyini verirken maddi menfaatlerini gözetmeyen ahaliyi adam edemeyeceklerini söylüyorlar. Bay Schuster de memleketin futbolunu adam edemeyeceğini söylemiş.

Schuster’in Türk futboluna bir katkısı olsa elbette seviniriz. Ama bu işin yolu rakiplere yol yordam öğretmekten geçmiyor. Schuster Beşiktaş’ı başarılı kılarsa, birileri Beşiktaş’ı taklit eder. Memleketin futbolu da kalkınır.

Schuster’in beğenmediği Trabzonspor’a bakmak kâfi. Sezonun başından beri her fırsatta tuhaf işler işleyen bir Alanzinho var mesela orada da. Nedense futbol yorumcularımız kendisini pek seviyorlar. Gardı düşmüş Sivasspor karşısında sağa bakarken sola top atıyor filan, kahraman yapıyorlar. Güneş usulca yanına, kulübeye alıverdi onu. Schuster de mesela, oyunun akışkanlığını imkânsızlaştıran Nihat ve Tabata gibileri yanında oturtsa, belki netice alabilir.

Öyle olmuyor. Kendi bildiği saçmalıklarda inat ediyor. Biz Beşiktaşlılar alışığız. Yıllarca sayın yorumcularımız öyle istedi diye Kleberson’a katlandık. ”Bir gün elbette klâsını konuşturacak” diye bekledik durduk. Ondan kurtulduğumuza sevinemeden Delgado efendi geldi. Serdar Özkan zaten hep oradaydı. Şimdi de Nihat ve Tabata bir gün oynayacaklar diye bekler dururuz. Dedim ya, alışığız.

Ama bir teknik direktör “siz neden benim bile gol atabileceğim şekilde oynamıyorsunuz” diye rakiplerine çıkışmaya başlamışsa, CHP’nin makûs talihinden belli ki, ortaya dişe dokunur bir şey çıkma ihtimali yok. Galiba beyhude ümitleniyorum ben.

Cemalettin N. TAŞCI