Sorumluluk

Gültan Kışanak

Sorumluluk duygusunun biyolojisi hakkında biraz eşineyim dedim geçen gün. Ancak karşıma çıkan hemen her şey, ortaya çıkan bir olumsuzluğun mesulü olduğunu kabul etmeye ve özeleştiri yapmaya odaklanmıştı. Hâlbuki başka türlü bir sorumluluk duygusu da var, Gültan Kışanak’la yapılan söyleşide, Kışanak’ın sözünü ettiği, hissettiğini anladığımız türden bir sorumluluk.

Nasıl bir şeyden söz ediyorum?

Ortada bir olumsuzluk vardır ve fakat mesulü değilimdir, hiç öyle düşünmüyorumdur, hissetmiyorumdur… Hatta meselenin bir mesulü olduğunu bile düşünmüyor olabilirim. Ve hatta bir olumsuzluk bile hissetmeyebilirim —mesela tek katlı evimin penceresine rengârenk çiçekler koymak da bir sorumluluk bilinci ile ilişkilendirilebilir, sokaktan geçenlerin daha güzel bir çevreyle temas etmesini istemek, ortada bir olumsuzluk olduğunu hissetmeyi gerektirmiyor.

Yeryüzünde yaşamış ve yaşayan milyarlarca insanın hemen hepsinde böyle bir sorumluluk duygusunun mevcut olduğunu düşünüyorum. Belki de insanı diğer hayvanlardan ayıran, sahip olduğu bu sorumluluk duygusudur diye düşündüm. Öyle düşününce de işin biyolojisinin peşine düştüm.

Ama… Pek bir şey bulamadım —en azından şimdilik.

Nasıl bir itirazla karşılaşacağımı tahmin etmek müşkül değil. Dünyanın dört bir yanında hayatlar bir virüs yüzünden kararırken, İran merkezli bir depremde onca can yitirilmişken, ne için olduğunu bilmediğimiz bir savaşta birkaç şehit veriyorken… Onca acı varken milyonlarca insan ekranların başına kitleniyor ve berbat bir maçı izliyor. Nerede sorumluluk?

“İnsanların tamamında hard-wired bir sorumluluk duygusu var” demek, “her bir insan teki sizin önceliklerinize göre sorumluluklarını belirleyecek” demek değil. Bu şartlar altında maça kilitlenmiş olanların bazıları, mesela yarın, yolda ayaklarına takılan bir taşı —kimsenin başına dert açmasın diye— kaldırıp kenara koyacaklar. Öteki, bir üniversite öğrencisinin masraflarını karşılamak için EFT yapacak. Hemen hepsi sokağa çıkmadan önce aynanın karşısında kendilerine çekidüzen verecekler —bence siz daha estetik bir şeyle karşılaşın, gününüz şenlensin diye.

Bence siyaset, her insanda mevcut olduğunu düşündüğüm bu sorumluluk duygusunu besleme ve yönlendirme işi olarak görülebilir. Eğer besleyemiyorsanız, büyümüyorsa… Belki de toprağınız bereketsizdir. İnsanlar sorumsuz olduğundan değil de, siz sorumlulukları beslemeyi bilmediğinizden çorak görünüyordur etraf. Eğer sizin istediğiniz istikamette bir türlü mesafe kat edilemiyorsa… Belki de istikametiniz yanlıştır.

Bence medeniyet, her insanda mevcut olan sorumluluk duygusunu çakıl taşları, siyaseti ise o çakıl taşlarını bir arada tutan harç olarak kullanmakla inşa edilmiş devasa bir şey. Hiç olmasaydı, biz hâlâ Amazon yerlileri gibi yaşıyor olsaydık, olmadığını, olabilir olduğu halde olmadığını bilemeyecektik. Var. Biz yaptık. Bize bakıp “ulan bu kusurlu şeyler böyle bir şeyi yapmış olamaz, önceden bir planı, projesi olmadan böyle bir şey inşa edilmiş olamaz” diye düşünülüyor ki, uzaydan, gelişmiş canlılar tarafından yönlendirildiğimiz de ileri sürülüyor.

“Kusurlu özneler iyi şeyler yapamazlar” veya “bir planı, projesi olmadan iyi bir şey yapılamaz” gibi önyargıların herhangi bir gerçek dayanağı yok. Bu önyargılardan mamul gözlük çıkarılıp bakıldığında, iddia ediyorum ki, dünya bambaşka görünüyor.

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin