Sosyal Medyada Bugün

Akşam’da yazarken, sigara yasağının başlaması üzerine, Suçlu İmal Etme Tiryakiliği başlıklı bir yazı yazmıştım. Devletin durduk yerde yeni suçlar, dolayısıyla da yeni suçlular icat etmesinden şikâyetçiydim.

Bugün, kendisini öldürmeden önce bir video bırakan şahıs hakkında konuşurken, sosyal medyada “ya, adamın kendini öldüreceği bakışlarından belliymiş, bunun yakınları ne iş yaparmış” mealinde mesajlar olduğu söylendi. Bir anda, bu tutumun pek de istisnai bir tutum olmadığını fark ettim. Yani hangi tutumun? Hoşa gitmeyecek herhangi bir şey vuku bulduğunda suçlu aramanın. Arayan buluyor neticede…

Yani ki suçlu imal etmek konusunda devlet mi toplumu yoksa toplum mu devleti taklit ediyor bilemiyorum ama bir arada pek uyumlu görünüyorlar. Bir yastıkta kocasınlar…

***

Daha önce mutlaka bir biçimde tekrarlamış olmalıyım, çünkü Kierkegaard’ın malum aforizmasını pek severim: Hayat geriye doğru anlaşılır, ileriye doğru ise ancak yaşanır.

İntihar etmiş birinin ardından, intihar edeceğinin ne kadar çok belirtisi olduğunu söylemek kolay. Ama bir yığın kişinin kısa videolarını göstersek ve sorsak, bu insanların hangisi veya hangileri izleyen bir hafta içinde kendilerini öldürdüler diye, “ya, besbelli işte” diyenlerin hiçbiri —tesadüfle açıklanamayacak— bir tahmin performansı gösteremez. İş olup bittikten sonra neden olmuş olduğu gibi olduğunu açıklamak pek bir marifet değil yani.

***

Yazılarını okumaya —fikirleri sebebiyle değil— üslubu sebebiyle katlanamadığım Perihan Mağden de Cem Garipoğlu’nun intiharı üzerine bir yazı yazmış. Yazıyı okumadım. Anladığım kadarıyla yazının kendisi de enteresan ama sosyal medyada Mağden hakkında yazılanlar da pek enteresan. Memleketin ruh durumunu anlamak için galiba başka şeye lüzum yok.

Bir yazı marifetiyle dünyanın değiştirilebileceğine sahiden inanan kimse var mı bu ülkede? Yazarın kendisi elbette biliyordur yazısının dünyayı değiştiremeyeceğini, dolayısıyla o yazı sebebiyle kendisine yüklenenlerin önemsemiş göründüğü kadar önemsemiyordur yazısını herhalde. İyi ama başkaları böyle bir zanna sahip olabilir mi?

Bir tahminde bulunayım: Evet, birileri, bir tek yazının, mesela kadın cinayetlerini meşrulaştırmak yoluyla yeni kadın cinayetlerine sebep olabileceğini zannediyor olmalı. Yoksa bu ölçüde yaygın ve derin bir sterilizasyon şehvetini açıklamak hiç kolay değil. Sterilizasyon şehveti sadece kadın cinayetleriyle veya Mağden’in yazısının kışkırttığı düşünülen diğer şeytanlıklarla sınırlı değil elbette. Memlekette herkes, her konuda steril bir âlem hayal ediyor.

Eh, memleketi sterilize edecek bir ilaç icat edilse, hiçbirimizin hayatta kalamayacağı aşikâr.

Gerçi memlekette, anladığım kadarıyla, kendisi dâhil hepimizin ortadan kalkmasının insanlığın hayrına olacağını düşünen de az değil.

Ne diyeyim, herkese kolay gelsin.