Türbülans

Musluktan akan suyun molekülleri lavabonun giderine ulaştıklarında turnike düzenine itibar etmeyip kaynaşırlarsa ne olur? Elcevap: Türbülans olur. Ansiklopediler ve sözlükler türbülansı, bir sıvının veya gazın akış sürecinde ortaya çıkan düzensizlikler olarak tanımlar. Yani eğer çeşmeden akan su molekülleri lavabonun giderinden itişip kakışmadan, uysal uysal geçecek olursa akış düzenlidir, aksi halde vay halimize.

Bilinçaltımızın nasıl kurgulanmakta olduğuna bakar mısınız?

Bu hesapça, mesela futbol liglerinde düzen imkânsızdır. Serbest rekabetin mevcut olduğu bütün ekonomiler düzensizdir. ÖSS düzensizliktir. Hatta akranlarından daha yüksek notlar alıp daha makbul bir kariyer yapma ümidiyle yarışmaya heves eden öğrenciler de düzeni bozarlar.

Hülya Avşar mı uzundur yoksa Gülben Ergen mi sorusunun cevabı bir kategoriye, hangisinin güzel olduğu sorusunun cevabı ise başka bir kategoriye ait, öyle değil mi? Ansiklopediler bize sadece türbülansın ne olduğunu söylemekle kalmış olmuyor, aynı zamanda ve çaktırmadan, düzenin, güzellik gibi bir kavram olmadığını, uzunluk gibi bir kavram olduğunu söylüyor.

***

Zaman zaman, “TSK’nın yirmi yıllık istikbali planlanmış durumda” mealinde haberler okursunuz. Daha yirmi yıl önceden, kim Genelkurmay Başkanı, kimler Kuvvet Komutanı olacak bellidir ve bu da muazzam bir düzenlilik olarak övülür. TSK hakkındaki pozisyonunuz ne olursa olsun, siz de bu müthiş düzene hayransınızdır, gıpta ediyorsunuzdur muhtemelen.

Ünlü Fransız isyancı Genet “beyazların iç işleri beni ilgilendirmez” demişti. TSK’nın iç işleri de beni ilgilendirmez. Belki de TSK için bu tür bir düzen elzemdir, bilemem. Belki bütün ordular öyledir, onu da bilemem. Dolayısıyla unutun TSK’yı, çalıştığınız kurumlarda, içinde yaşadığınız sosyal organizasyonlarda yirmi yıl sonra kimlerin hangi posta oturacağının şimdiden belli olduğunu hayal edin mesela. Diğerleri, önümüzdeki yirmi yıl boyunca ne yaparlarsa yapsınlar, şöyle hayal ettikleri yerlere gelemeyecekler ve bunu şimdiden biliyorlar.

Yaşanacak, yaşamaya değer bir hayat mıdır bu?

***

Kızım uzun süre badminton oynadı. Yani badminton idmanları yapıp durdu da, birkaç müsabaka dışında müsabaka yapma fırsatı bulamadan badmintonu bıraktı. Akranlarının arasında, belki de olimpiyatlarda oynayabilecek altyapıya sahip olanlar vardı. Onların Çinli veya Danimarkalı akranları müsabaka üstüne müsabaka yapıp kendilerini geliştirirken, mağlup yaratmaktan hiç hoşlanmayan Türkiye’nin çocukları, neredeyse hiç yenilmeden sporu bıraktılar.

Yarışmak, kimin kazanacağını tayin etmekten başka bir fonksiyona sahiptir. Ancak yarışarak kazanılabilecek vasıflar vardır. Yani yarışma, öğretici, geliştiricidir. Kimin önce geçeceğini tayin etme işini turnikeye ihale ettiğinizde, evet türbülansı ortadan kaldırırsınız ama adam da yetiştiremez hale gelirsiniz. Vasat insanlara mahkûm kalırsınız.

Kaldı ki, türbülansı ortadan kaldırdığınızda mağluplar ortadan da kalkmaz. Yirmi yıl sonra kimlerin komutan olacağı şimdiden belliyse, demek ki, kimlerin olamayacağı da şimdiden bellidir.

Cemalettin N. TAŞCI

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et