Zıvanadan Çıkmak

1997 yazında NASA, Pathfinder adlı aracını Mars’a indirdi. İzleyen haftalarda dikkatler —belki de Wells’in “Dünyalar Savaşı”nın radyo oyunu olarak yayınlandığı 1938’den sonra ilk defa— Mars’ın üzerinde yoğunlaştı. Aynı dönemde şekerleme firması Mars’ın satışlarında, beklenmedik bir patlama gözlendi.

Şimdi desem ki, “Mars Şekerleme, satışlarını artırmak amacıyla NASA’nın Mars Misyonunu tezgâhlamış, kamu kaynaklarını kirli kâr emelleri için seferber etmişti”, ne düşünürsünüz? “Zırvalama” diyeceğinizi tahmin ediyorum ama hanidir emin olamıyorum. Eski komünistlerden yeni ulusalcılara (lüzumsuz bir tekrar da olabilir, aynı kimselerden söz ediyor da olabilirim yani), Türk’ün kuşatma altında olduğunu düşünen ülkücülere ve çocuklarına kadar bir yığın destekleyici de bulabilirim gibi geliyor. Hatta —şimdi bu yazının başını okuyup, kendisine lazım olanı almış olduğunu düşünen— birileri, bugünden tezi yok, İnternette Mars Şekerleme ile NASA’nın Mars Misyonu arasındaki ilişkiyi pazarlamaya başlamış bile olabilir.

İtiraf edin, bu kadar zıvanadan çıktık. İtiraf edin, en az Mars Misyonunun Mars’ın çikolatalı bar satışlarını artırmak amacıyla gerçekleştirildiği iddiası kadar saçma bir yığın teori dolaşıyor ortada. İtiraf edin, hemen her birinin bir yığın müşterisi var.

***

Böyle zırvalıkların bir yığın neticesi oluyor. Mesela, satışları artırmak için neler yapılması gerektiği konuşulurken, Mars Şekerleme bir misal oluveriyor. Mars Misyonu kıratında kampanyalar teklif edilmeye başlıyor. Daha fenası, elimizde NASA ölçeğinde enstrümanlar olmadığından, Mars Şekerleme ile bilek güreşi yapamayacağımız neticesine varmak müşkül olmuyor. Derin bir karamsarlık kuşatıyor herkesi.

Etrafınıza bakın. Lüzum yok, kendinize bakın. Kendinizi kötü ve çaresiz hissetmenize yol açan hemen her şey, iddia ediyorum, tastamam bu türden zırvaların sonucu. Bu zırvaların birçoğu, defalarca tekrarlana tekrarlana bir tür aşinalık statüsü edindi.

Aşinalık mühim şey. Mars Misyonu sonrasında Mars Şekerleme satışlarındaki beklenmedik artış, aslında, aşinalığın gücüyle alakalı bir netice. Biz böyleyiz, yani zihnimiz böyle işliyor. Aşinalığın özel bir fonksiyonu var zihnimizin işleyişinde. Aşina olduğumuz şeyi başka bir gözle değerlendiriyoruz. Mesela aşina olduğumuzda, zırvalıklar da zırva kategorisinden başka bir kategoriye terfi ediyor besbelli. Kendi tarzlarınca bir tür gerçeklik statüsü kazanıyorlar.

Şimdi mesela, muhtemelen, “evet ne yazık ki insanlar böyle” ve “ben iyi ki böyle değilim” diye geçiyordur aklınızdan. Hâlbuki sizin zihniniz için de geçerli aşinalığın gücü. Üstelik zihnimizin böyle işlemesi insan türünün bir zaafı değil. Birçok konuda yol almamızı sağlayan da aynı melekemiz. Böyle olumsuz yan ürünleri de var, evet. Mesela uzun süredir insan türü aşağılanıyor ve bu aşağılamaya aşinalık kazandığınız için, benim dediklerimden de aynı rafa koyacak bir şeyler buluveriyorsunuz.

Tatsız yan ürünleri var ama aşina olana özel bir tutum geliştiriyor olmasaydık, aldığımız yolu da alamazdık.

***

Fransa’da olan şey ve arkasından kopardığımız gürültü, NASA’nın Mars Misyonu benzeri bir etki yaptı besbelli. Soykırım kelimesinin tekelini kaybetmeyi içine kolay sindiremeyecek İsrail’de bile tasarı raftan indi. Hollanda’da İslam düşmanları da fırsatı kaçırmadı. Mars Misyonunun Mars Şekerleme satışlarına etkisine benzer bir haller oldu yani. Gelip geçecek.

Yani normali, gelip geçmesiydi. Ama hanidir hiçbir şey normal değil. Çünkü siyaset yok. Siyaset, geleneksel olarak, insan tabiatının böyle yan ürünleri olduğunu sezip, o sezgiyle toplumları yönlendirme sanatı gibi bir şeydi. Onu mekanik bir hizmet üretme aracı haline getirince, endüstriyelleştirince, toplumlara istikamet verme işi sahipsiz kaldı. Aha işte, şimdi zırvalıkların dünyanın dört bir yanında manasızca yayılabiliyor olması da, siyaseti rayından çıkarmanın yan ürünleri.

Bize, yani hepimize, yani dünyaya siyaset lazım. Acilen…

Cemalettin N. TAŞCI

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin