Bunlar Nasıl İnsanlarmış!

Nihal Bengisu Karaca, Mahmut Ustaosmanoğlu’nun vefatının ardından yükselen şirretleşmenin üzerine bir yazı yazmış. Yazının sonuna gelene kadar, hani kendimi biraz —tamam, biraz çokça— zorlarsam hanımefendi ile nihayet bir hususta mutabık kalacakmışız gibi hissettim.

Bahsettiğim son şöyle: “Bir arkadaşım şöyle yazmış: ‘Biz de bu laikçi muhaliflerin sevdiği herkesi sevmiyor, hürmet etmiyoruz, ama hayatlarını kaybettiklerinde, yahut ölüm yıldönümlerinde şaşaalı gösterilerle anıldıklarında bu denli seviyeyi düşürmüyor, seveni var, hürmet edeni var diyerek hiç değilse bugün ayarı ölçüyü kaçırmaktan imtina edelim, günler torbaya mı girdi, üç gün bekleyelim diyoruz. Bunlar nasıl insanlar böyle?’ Maalesef bir cevap veremedim.”

Eğer sahiden cevap vermek istiyorduysa ben sufle vereyim. 15 yaşındaki oğlunu kaybetmiş bir kadın meydanlarda yuhalatılırken neredelermiş, sorarak cevaplayabilirdi. Veya defnedilmiş bir kadın kabrinden çıkarılırken…

Ahlaksızlık bir şey. Ahlaksızlığın dibine vurmak? Eh, o bile bu Erdoğancı şeylerin yapıp ettiklerinin yanında katlanılır görünüyor. Ama her şeye saygısızlıkta bütün tarihi rekorları misliyle kırmış olan bu zümre, şuncacık ses yükselince birden mağduriyetlerini dile getirmeye başlamıyorlar mı…

Bildiğin tiksinti.

Siz nasıl insanlarsınız böyle? Başkalarının insanlığını sorgulamak size mi kaldı? Git bir aynaya bak bakalım, aksi olan bir varlık mısın. Seviye filan gibi kelimeleri kullanabilmek için ne gibi bir referansın var? Yeryüzünde sizin seviyenize kadar düşebilmiş başka kim var?