Fırtına

Ümit Akçay Duvar’daki yazısında fırtınaya hazır olun diyor. Elinizden bir şey geliyorsa, bence de hazır olmanızda fayda var —hazır olabiliyorsanız.
Yazının tamamı kıymetli ama benim açımdan —beni teyit ettikleri için— iki nokta öne çıkıyor.
***
Birincisi, 2008 krizinin üzerinden on yılı aşkın süre geçtiği halde, bu süre içinde defaatle krizin nihayet aşıldığı öne sürüldüğü halde, esasen hâlâ 2008 konjonktüründe yaşıyor olduğumuz tespiti. 2008 krizinin, kriz daha sahne almadan, sanayiin krizi olduğunu öne sürmüştüm ve kendi tespitlerimde ısrarlı oldum. Sanayiin krizi derken sanayi sektörünün krizinden söz etmiyordum/etmiyorum. Sanayi sektörünün lokomotif sektör olduğu, istihdam ve katma değerin esas olarak sanayiden kaynaklandığı, iktisadi kalkınmanın sanayie endekslendiği dönem çoktan sona ermişti ama sona ermemiş gibi yapılıyordu. Bu inanmazlığın sona ermesini sağlayacak kriz anlamında kullandım terimi.
Mesele, üstelik, sadece iktisadi bir mesele değildi, sanayiden mülhem kavramların, örgütlenme anlayışlarının sonu gelmişti. Sanayi çağının değerlerinin… İddiam oydu ki, bu kriz aşıldığında bir sınai tesis sahibi olmak, bir ırmak kıyısında birkaç dönüm tarla sahibi olmaya eşdeğer hale gelecek. Bizim yetiştiğimiz dönemde tarım ne idiyse, krizden sonra sanayi de o olacak. Sanayiin istihdam ve katma değer yaratma potansiyeli olağanüstü daralacak. Filan.
Ve yine iddiam oydu ki, işbu gerçeklerle yüzleşmeden krizi aşmak da mümkün olmayacak. Hasta arada bir sıhhat belirtileri sergileyecek ve biz de “hah, galiba aşıyoruz” diyeceğiz ama klasik reçetelerin hiçbiri kriz aşmaya kâfi gelmeyecek. Başka şeyler de gerekecektir ama en azından bölüşümü emeğe endeksli olmaktan çıkarmadan, krizi aşamayacağız.
2019’un sancılı bir yıl olacağını ben de tahmin ediyorum. Mesele şu ki, 2019’un en sancılı yıl olacağını düşünmediğim gibi son sancılı yıl olacağını da düşünmüyorum. Çok ciddi yapısal dönüşümler gerekiyor. Çok ciddi yapısal dönüşümler gerekirken ve bu yapısal dönüşümler büyük ölçüde ulusaşırı olmak zorunda iken, antik refleksler gösteriliyor, devasa ekonomiler içe kapanıyor. Hastalık ile reçete arasındaki bu uyumsuzluk, bu orantısızlık, krizi derinleştirecek.
***
İkincisi, birkaç yıl önceki yalancı bahar döneminde iddia etmiştim ki, aşıldığı ümit edilen kriz geri döndüğünde, elimizde daha düşük bir ilaç stokuyla yakalanacağız. Görünen o ki, 2019’da sadece krizle boğuşmayacağız. İlkyardım çantamızda denenmemiş, denenirse bir ihtimal işe yarayacak herhangi bir ilaç yok. Denenmiş, denendiğinde kısmi de olsa iyileşme sağlamış, daha yüksek dozda tatbik edilirse yine biraz nefes almamızı sağlayabileceğini ümit edebileceğimiz ilaçlardan da kalmadı.
***
Kötümserlik yaymaya hevesli değilim.
Ancak üstesinden gelmeyi bir türlü beceremediğimiz iktisadi krizin sadece bir iktisadi kriz olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Dünyayı ırgalayan siyasi yetmezliğin de kaynağı olan yapısal problemlerin iktisat düzlemine düşen izdüşümü 2008 krizi. Her şey aynıymış, bildiğimiz gibiymiş gibi davranarak çözülebilecek bir problemimiz yok. Çok daha eski çözümleri sandıklardan çıkartıp parlatarak hiç baş edemeyiz. İcat yapmak, yaratıcı olmak gerekiyor.