Kayırmacılık

Aziz medyamız —ve sosyal medyamız— aniden, yakınlarını işe alan Belediye Başkanlarını keşfetti. Galiba kısa süre önce de, birkaç yerden maaş alan Belediye Başkanlarını keşfetmişlerdi. Ve yine galiba, havuzdan beslenenler, sadece CHP’li Belediye Başkanlarının marifetlerini keşfettiler.

Ama sahiden de çok ayıp, özellikle CHP’li Belediye Başkanlarının yaptıkları. Derhal bir Siyasi Etik Kanunu mu olur, artık ne olursa bir düzenleme getirilmeli ve… Bu nevzuhur ahlaksızlıktan kurtulmalıyız.

Sizce de öyle değil mi?

Eh, sizde biliyorsunuz ki, Belediyeler arpalık. Tıpkı Üniversiteler gibi… Diğer kamu kuruluşları gibi… Sendikalar, odalar gibi… Vakıflar, dernekler gibi… Kayırmacılık had safhada. Ama bu hal yeni bir şey değil. Daha önce de memleketimin sosyal demokratları işbu kayırmacılık mevzuunu memleketimin en ciddi rahatsızlıklarından biri olarak teşhis etmişler, müthiş bir çözüm geliştirmişlerdi: KPSS. Demek ki kesmemiş, şimdi bir de Siyasi Etik Kanunu çıkarıp, meseleyi kökünden çözmeli.

Bu tür bir mesele, nereden kaynaklandığı anlaşılmadan, öyle bir sınav ve/veya bir kanun marifetiyle çözülebilir mi? Tecrübeyle sabit ki çözülemez. Ama aziz sosyal demokratlar, “biz lazım geleni yaptık, çözülmediyse ahalide iş yok azizim” konforuna kavuşurlar. Yani onların meselesi çözülmüş olur.

***

KPSS hakkında çok yazıp çok konuştum. Benim açımdan tam bir rezilliktir. Mesele ile çözüm teklifi arasındaki orantısızlık ve münasebetsizlik bir yana, uygulamada yol açacağı tahmin edilebilecek ve açtığı problemler bir başka yana, çözümün merkezileşmesinin yol açabileceği tahribat riski muazzamdı. Ve nitekim Cemaat o deliği fena halde kullanıp devlet denen teşkilatı tarumar etti.

KPSS hakkında çok yazıp çok konuştum. Bazıları kayırmacılığı önemsemediğimi, başka bazıları ise birilerini kayırma fırsatımı kaçırmak istemediğimi düşündü. Hâlbuki problemin varlığını inkâr ediyor değilim. Kimseyi kayırmaya filan niyetim yok. Kayıracak olsam, mevcut düzenlemelerin hiçbiri de bana mani olmaz. Çünkü problem bir düzlemde, çözüm niyetine geliştirilen düzenlemeler bambaşka bir düzlemde. Nehrin önüne baraj yapmışsınız işe yaramış, sonra sel olmuş, onun önüne de baraj yapıp netice bekliyorsunuz, bir nevi. Sosyal demokratlarımızın elinde bir çekiç var, sadece bir çekiç var, düzenleme çekici. Her problemi çivi gibi görüyorlar. Bir düzenleme yapacaklar, problem çözülecek.

***

Neyse, ben geçen gün laf arasında söylediğimi şöyle ortaya çıkarıp tekrarlayayım.

Bu gürültü böyle devam ederse, yani medya ve sosyal medya “aha yine birini yakaladık” şehvetiyle her gün yeni avlar peşinde koşmayı sürdürürse, sonunda şu olur: Belediye Başkanlarının istihdam imkânlarını ellerinden alalım. Yetmez, mali kaynaklarını kısalım ki, keyiflerine göre kullanabilecek bir güçleri olmasın.

Toplumda böyle bir kanaat hâsıl olur, yaygınlaşır.

Peki, sizce Belediye Başkanlarından kırpılan güç nereye gider sizce? Bingo! Ankara’ya, saraya.

Belediye Başkanlarının lüzumundan daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Ama saraya kıyasla değil, bana kıyasla.

Bence ayağımızı denk almakta fayda var. Memlekette, hakkında yaygara yapılacak yığınla şey var. Askeri helikopterden açılan ateşle vurulduğu söylenen çocuk gibi, manasız yere içeride yatan Kavala gibi, RTÜK’ün olur olmaz işlere burnunu sokması gibi, dış politikada sürüklendiğimiz maceralar gibi, İran’ın Anadolu’da tezgahlamakta olduğu oyunlar gibi…