Musk’ın İşleri

Bağlantıda bir video var, oturduğu yerden, herhangi bir kumanda cihazının yardımı olmadan, bir insanın bir cihazı yönetmesinin bir misali. Kaydedilen olayın tarihi 2016.

Mevzuu Musk’ın son gösterisi —Neuralink— yüzünden açtığım herhalde aşikârdır. Bağlantısını verdiğim videoyla başlayarak işaret etmeye çalıştığım şeyler ise (a) ortada çok yeni bir şeyler yok, (b) Musk bu alanda bırakın tekel filan olmayı, öncü bile sayılmaz —en azından henüz.

***

Jurrasic Park’ın yazarı olarak ünlenmiş olan Michael Crichton enteresan bir adamdı. Ben kendisiyle değilse de eserleriyle ta 1970’lerin ortalarında müşerref olmuştum. Terminal Man adlı romanı neredeyse eşzamanlı olarak Türkçeye çevrilmiş ve İki Beyinli Adam adıyla yayınlanmıştı. Mevzu beyin-bilgisayar arayüzü idi. Henüz bilgisayarlar olağanüstü hantal ve kabiliyetsiz iken öngörülmüş olan şeylerden söz ediyoruz yani.

O tarihlerde beyin hakkında da neredeyse hiçbir şey bilmiyorduk, onu da not edelim. 1990’ların başlarından itibaren, beynin işleyişini anlayabilmek için yeni teknolojiler geliştirildi. Daha önceki bilgi kaynaklarımızla kıyaslandığında olağanüstü sofistike görünüyorlar ama hiç şüphem yok ki, on yıl geçmeden, bugün kullandığımız teknolojiler, modern savaş uçaklarına kıyasla bir ok ve yay neyse öyle algılanacaklar. “Kanı işaretleyelim, bakalım hangi faaliyet sırasında beynin neresine hücum ediyor” filan gibi noktalardan geçtik, beynin bir bölgesinin aktivasyonunu takip etmekten teker teker nöronları takip edebilme noktasına ulaştık diye biliyorum. Dünyanın dört bir yanında binlerce insan, yirmi yılı aşkın süredir, insan beyninin işleyiş mekanizmasını anlayabilmek için kafa patlatıyor.

İnsanoğlu, bir şeyi anlamaya başladığı anda, ona müdahale etmeye, onu kontrol etmeye de kafa yormaya başlıyor. Bu, benim anladığım bir motivasyon değil ama birçok kişinin birincil motivasyonu. Öyle işte… Ne yaparsınız!

Sözünü ettiğimiz dönemde sadece insan beyninin işleyişi hakkında muazzam bir bilgi biriktirmekle kalmadık, bilgisayar teknolojisi de gözünüzün önünde olağanüstü bir gelişme sergiledi. Bunlara biyoteknoloji ve nanoteknoloji alanındaki sıçramaları ekleyin, üzerine de az önce sözünü ettiğim müdahale şehveti sosunu… Dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlarda neler yapılıyor olduğunu tahmin etmek zor değil.

***

Ama dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlarda neler döndüğü hakkında bir fikriniz yoktu —eğer özel ilgi alanınız değilse. Musk, olup bitenden haberdar olmama konforunuzu ortadan kaldırdı. Öyle görünüyor ki, yeni nesil iş adamları arasından bir sembol olarak temayüz etmeye fevkalade niyetli.

26 Ağustos günü biri, Büyük Taarruzda seferber olan kuvvetlerin envanterini çıkarmış. Sağdan say, soldan say, iki yüz bin kişiyi bulmuyor. Hani imtiyazlı olanlarını Olimpiyat stadının koltuklarına oturtursak, kalanlarını sahaya kolaylıkla sığdırabiliriz. Hiç böyle düşünmemiştim. Düşününce bir ürperti geldi. Sonra düşündüm ki, o iki yüz bin kişiyi seferber edebilmek için, onları yıllarca üretimden çekip besleyebilmek ve donatabilmek için, geriye kalan milyonlarca kişiye ihtiyaç var. Yani esasen iki toplumun tamamı seferber edilmiş durumda.

Laboratuvarlardaki birkaç yüz bin kişiyi seferber edebilmek için de sayısız insanın, kaynakların o laboratuvarlara akıtılması için rıza göstermesi gerekiyor. Eh, farkında olmayabilirsiniz belki ama o rızayı gösteriyorsunuz. Musk’a sizin gayriihtiyari olarak gösterdiğiniz rıza kâfi gelmiyor, elinizi taşın altına koymanızı, elinizi nasıl bir taşın altına koyduğunuzu bilerek koymanızı talep ediyor. Bir cihazı düşünce gücüyle havalandırıp sonra da yere konduran bilim insanları da belki aynı şeyi talep ediyorlardır ama Musk sadece talep etmekle kalmıyor, bizim desteğimizi almak için olmadık atraksiyonlar da gerçekleştiriyor.

Bana kalırsa farkı —sadece— burada.