Sığırlar Aynı Yerde Otluyorlar

Nedim Çakmak adında bir öğretmen başına gelenleri anlatmış.

Hikâye doğrudur, yanlıştır, bilmem. Ama anlatılana göre mesela üç kuruşa radyo filan yapmış, köylü öğretmeni baş tacı etmiş. Devlet gelmiş, anasından emdiği sütü burnundan getirmiş. Yine lütufkâr davranmışlar, hapsetmeyip başka bir yere sürmüşler. Gittiği köyde su değirmeninden elektrik üretip köyü aydınlatmış. Köylü yine bayram etmiş. Birkaç güne yine jandarma basıp söktürmüş.

Hikâye, “yıllar sonra döndüğümde gördüm ki, sığırlar aynı yerde otluyorlardı” diye bitiyor. Sığır derken kimi kastettiğini bilmiyorum, tahmin edecek kadar kendisi hakkında malumatım da yok. Ama bu hikâyeyi şehvetle paylaşan birçok kişi hakkında kâfi malumatım var ve ağızlarının suyu aka aka “sığırlar” derken kimi kastettiklerini biliyorum. Aha o köylüleri, ahaliyi kastediyorlar.

Yani yaşadıkları, okudukları aşikâr gösteriyor ki, ahalinin radyosuz, elektriksiz kalmakta zerre kadar kusuru yok. Mercimek kadar beyni olan herhangi biri, öyle seçkin okullardan diploma almadan bile anlayabilir ki, ortada bir sığırlık varsa, aha işte o jandarmayı ahalinin üzerine salan otoritededir.

Ve tabii… Otoriteye laf söyleyemeyen, devletperest, herhangi bir okuldan diploma aldığında kendisini matah bir şey zanneden sığırlardadır, sığırlık. Tapındıkları devlet ahalinin hevesini kursağında bırakır, onlar “göbeğini kaşıyan adam” diyerek, “bidon kafalı” diyerek ahaliyi mesul tutar. Sonra da böyle metinleri paylaşıp kendi aralarında, gevrek gevrek gülerler “nasıl geçirdik ama, biz ne kadar iyi yetişmiş akıllılarız” edalarında.

Dönüp dolaşıp geliyoruz ki, sığırlar aynı yerde otluyorlar.

Etiketler: