Z Kuşağının Fotoğrafı

Memlekette herhangi bir özne ve/veya fiili hakkında konuştuğunuzda, genellikle, muhataplarınızın antenleri sadece bir tek hususa hassasiyet gösteriyor, o özneye karşı mısınız, onun yanında mı… Z Kuşağı konusunda konuştuğunuzda da durum pek değişmiyor.

Galiba pek de anlaşılmaz bir durum yok, bütün hayatları ebeveynlerinin, öğretmenlerinin, amirlerinin verdiği notlarla şekillenmiş olan büyük bir kalabalık halinde yaşıyoruz. Mütemadiyen kendi karnelerindeki notlarla alakadar olmuş ve onları iyileştirmeye çalışmakla iştigal etmiş olanlar, ellerine her fırsat geçtiğinde başkalarına da karne vermeye pek hevesli oluyorlar. Dolayısıyla siz Z Kuşağından söz ediyorsanız, mesele, sizin Z Kuşağına ne not verdiğinize ve sizin verdiğiniz notun muhatabınızın verdiği nota benzeyip benzemediğinize indirgeniyor —diğer hususlarda olduğu gibi.

Kürtler hakkında, milliyetçiler hakkında, dindarlar, laikler, dinciler, ulusalcılar ve saire hakkında konuşurken çok da katlanılmaz olmayabiliyor bu durum ama hakkında konuştuğumuz özne bir nesil olunca… “Bunlar şu açılardan farklı” demeye çalıştığınızda, ne müthiş bir iltifat ne de bir aşağılama çıkarılmadan da konuşulabilir olmasını bekliyor insan.

Bekleyip duruyorsunuz işte…

Yukarıdaki fotoğrafa bakın. Siz, Türkiye’de bundan önceki nesillerden herhangi birine mensup olan herhangi birinin, boğazını sıkan bir polise şu delikanlının gösterdiği reaksiyonu gösterebildiğine şahit oldunuz mu? Hayal edebilir misiniz önceki nesillerden herhangi birinin “hişt, ne iş, kendinde misin sen” edasıyla polisin suratına o fotoğraftaki delikanlı gibi bakabileceğini?

Bence bu fotoğraf, Z Kuşağının fotoğrafıdır.