Ay: Kasım 2011

Jobs IBM’e, Erdoğan CHP’ye Karşı

Popüler kültür şöyle ima ediyor: Apple, insanların acılarına ve ihtiyaçlarına kayıtsız kalan Olympos tanrılarının, yani IBM’in suratına çarpılan müthiş bir tokattı. Yani Jobs, zamane Prometheuslarındandı. Biz aciz insanlar, kârından gayrı hiçbir şeyi umursamayan IBM gibi dev şirketlerin bizden esirgediği bilgiişlem imkânlarına, Jobslar sayesinde kavuştuk. Memlekette inşa edilen, her fırsatta, mesela şimdi de Dersim üzerinden tahkim

Yol veya Şeriat

Genç iş arkadaşım, “Tayyip’in TIME’e kapak olmasına ne diyorsun?” diye sorduğunda, “besbelli bu fotoğrafı bulmak için çok uğraşmışlar” demiştim. Onun duymak istediği böyle bir şey değildi. Amerikalıların Erdoğan’ı arkaladığı, gaza getirip Suriye’ye sokmak amacıyla TIME’ın kapağını bile kullanıyor oldukları gibi komplo kokan laflar duymayı ümit ediyordu zannediyorum. Ona istediği gibi bir komplo sağlayamadım, ama çok

Seyredecek misiniz, Oynayacak mısınız?

Dünyanın lastiği patlamış, değiştirince yola devam edecekmişiz gibi bir hava var. “Evet, tatsız bir durum ama, iyi ki çaresini biliyoruz” gibi… Bankaları zapturapt altına alacağız, yola devam edeceğiz. Tunus’a, Libya’ya, Mısır’a CIA tarafından yeni diktatörler atanacak, film kaldığı yerden başlayacak. Papandreu, Berlusconi, belki birkaç çürük elma daha ayıklandıktan sonra, eski düzen yeniden avdet edecek. Filan.

Çözüme Problem Uyduramamak

Futbolu çok seviyorum. Hayatı anlamaya müthiş yardımcı oluyor. Mesela Hiddink’in gelişi gidişi… Futbolu, hayatı, hatta kendi akıllarını pek sevmeyen, kendilerine akıl niyetine sokuşturulmuş şeye ise tapınan bizim okumuş çocukları deşifre etmek için ne kadar uygun. O okumuş çocuklar ki, akıl niyetine istihdam ettikleri o şey uğruna, kendileri dâhil her şeyi kurban edebilirler. Futbol futboldur. Dünyanın

Türk Pasaportu ve Müsademe-i Efkâr

Bol 11’li gün, Behiç Erkin’in ölümünün ellinci yıldönümüydü. Nur içinde yatsın. Vasiyeti icabı Eskişehir’de bir demiryolu makasının ortasında yattığına göre, ona herhalde, “başucundan tren tıkırtıları hiç eksik olmasın” diye dua etmek gerekir. Behiç Erkin hepten unuttuğumuz bir devlet adamımızdı. Türk Pasaportu filminin yapımcısı olan Güneş Çelikcan Anadolu Üniversitesinde öğrenciyken ödev olarak onu seçmeseydi, muhtemelen şimdilerde

Gül Gibi Cumhurbaşkanı

Asterix’in maceralarından birinde, Romalılar Obelix’i kendinde değilken yakalar, bir kulenin en üst katına kapatırlar. Obelix kendine gelince nöbetçiyi pataklayıp terasa çıkar. Aşağıda kendisini arayan Asterix’i görüp seslenir. Sonra, Asterix’le buluşmak amacıyla, aşağıya yönelir. Elbette her katta kendisini engellemeye çalışan nöbetçiler, Obelix’in dayağından hisselerini alırlar. Bu arada Asterix de, öteki merdivenden, yine nöbetçileri pataklayarak yukarı çıkar.

İşsizliğe Karşı

Öğrencilerimden biliyorum, üniversite gençliğinin içinde, hayatın hakkını veren, kıymet bilen birçok delikanlı erkek ve kız var. “Ruhu olan yolda yürünmeye değer” demişti ya Don Juan, kendilerine teklif edilen yolların ruhu olup olmadığını sorgulayan bir çok delikanlı… Deniyorlar, araştırıyorlar ve ruhu olan bir yol bulmaya çalışıyorlar. Yolların ruhu olabileceğini aklına bile getirmemiş, hayatında herhangi bir şeyi

Hillary, Merkel ve Yorgo

Thorleif Schjelderup-Ebbe Norveçli bir zoolog idi. Küçük yaşlardan itibaren defalarca şahit olmuştu ki, yem verildiğinde kümesin en babayiğit hayvanı karnını doyurana kadar diğerleri bekler. Sonra ikincisi kostaklanarak gelir karnını doyurur. Belki üçüncüyü de kalan hepsi büyük bir saygıyla bekler. Ama giderek saygı zayıflar. Çok geçmeden kimin öncelik alacağı konusunda itişip kakışmalar başlar. Schjelderup-Ebbe ilk sıraların

Yedi Milyar

Birleşmiş Milletlerin hesabına göre, dün sabah dünya nüfusu yedi milyarı geçti. Altı milyarı geçeli henüz on iki yıl olmuştu. Bu sayıları gözünüze sokacak, sizi nüfus kıyameti ile uyaracak pek çok yazı okuyacak, pek çok laf dinleyeceksiniz. Çünkü bizler nüfus kıyametinin tehdidi altında büyüdük. Besbelli görünüyordu işte, nüfus ve gıda farklı viteslerle büyüyordu. Dolayısıyla, çok geçmeden