Azgınlık, Kasavet, Huzur

Mehmet Y. Yılmaz dün Aydın İmam Hatip Lisesinde vuku bulan bir hadiseyi anlatıp, bir düşünce deneyi teklif etti. Aktardığına göre üç öğrenci, İslami olduğunu vehmettikleri kıyafetlerle, İslami olduğunu vehmettikleri işler işlemişler. Disiplin suçu işlemenin yanı sıra, başı açık olan kadın öğretmene tiksindirici bir reaksiyon da göstermişler. Bakanlık da ilgili öğrencilerle ilgili idari soruşturma başlatmış.

Yılmaz’ın teklif ettiği düşünce deneyinde ise, mesela başı örtülü bir öğretmen, punk giysili öğrencileri uyarıyor. Öğrenciler de Aydın İmam Hatip öğrencilerinden üçünün yaptığına benzer çirkinlikleri o başı örtülü öğretmene yapıyorlar. Diyor ki Yılmaz, “Eğer olay böyle cereyan etmiş olsaydı, söz konusu öğrenci ve arkadaşları şimdi tutuklu olarak cezaevinde yargılanmayı bekliyor olacaklardı. Bu olay bütün gazetelerde manşet, televizyonlarda birinci haber olacağı gibi, Cumhurbaşkanı ve eşi öğretmeni arayarak ‘geçmiş olsun’ dileklerini de ileteceklerdi. Bu da gazete ve televizyonlarda ayrı bir haber olacaktı tabii.

Yılmaz’a sonuna kadar katılıyorum. Benim tahminime göre de, kazara üç kendini bilmez zibidi başı örtülü bir öğretmene öyle davransalar, başlarına gelmeyen kalmazdı.

Ve bu çifte standarda dibine kadar karşıyım.

Ve lakin…

Biz bu noktaya, çifte standardın olmadığı bir noktadan sapıp da gelmedik. Bundan otuz yıl önce mesela, Aydın İmam Hatipteki vaka gerçekleşmiş olsaydı, o üç öğrenci tutuklu yargılanacaklardı. Otuz yıl önce Yılmaz’ın düşünce deneyindeki durum mümkün olmayacaktı, çünkü başörtülü kadın öğretmenlik yapamıyor olacaktı. Ama diyelim herhangi bir öğretmen o düşünce deneyindekine benzer bir muameleye maruz kalsaydı… O işi işleyen öğrencilerin işi idari soruşturmayla geçiştirilecekti.

***

Bu yazıyı yazmaya oturduğumda, “hani bir ihtimal, maruz kaldığımız bütün bu azgınlıkların sonunu getirme şansımız olursa, bir defa daha öteki uca savrulmamak için şimdiden düşünmeye başlasak mı acaba” filan gibilerden bir şeyler gevelemekten başka derdim yoktu. Öyle bir şansımız olacağına —olacaksa benim görebileceğime— inancım artık çok zayıflamış olsa da, öyle bir şansımız olsa karşı kutba savrulmayacak bir biçimde değerlendirebileceğimize inancım daha da zayıf olsa da, “yazayım, burada bulunsun” diye düşünmüştüm.

Ama yazarken birden bir kasavet bastı.

Neden?

Eğer otuz yıl önce sözünü ettiğimiz hadiseler gerçekleşseydi, punk öğrenciler için “gençler bir halt işlemiş” denecek ama ötekiler hakkında “Türkiye’yi İran yapmaya hevesli bir terörist grubun üyeleri devlete meydan okudu” filan gibi laflar, yetkililer tarafından, ağızlarını doldura doldura dile getirilecekti. Çocuklar devlete karşı suç işlemiş olacaklardı —ki bu memlekette, bilen bilir, en ağır suçlar onlardır. Üç öğrencinin üzerinden, olabildiğince geniş bir kesim açıkça tehdit edilecekti. (Bugün bile, gerçek hadise ile Yılmaz’ın muhayyilesinden dökülen hadisenin aynı olmadığını, ikisine aynı şekilde muamele edilemeyeceğini söyleyecek, bunu kocaman laflarla müdafaa edecek çok kişi tanıyorum, o ayrı.)

Böyle düşününce, birden, aha şimdiki azgınlıkların, en azından bazı branşlarda, mesela 28 Şubat azgınlığını hâlâ egale edememiş olduğunu fark ettim. “Vay, bu istikamette daha gidecek yolumuz mu var” diye bastı kasavet.

***

Derken Bahçeli’nin nasıl adlandırılacağını bilemediğim şeylerini okudum. Laf hiç değil de zırva desen hafif kalıyor, hezeyan desen ihtiva ettiği tehditler dışarıda kalıyor, bir şeyler işte. Şöyle bir hafızamı yokladım, aha buna benzer şeylere, 28 Şubat’ta bile muhatap olmadıydık. Bu Bahçeli —son birkaç yılın Bahçeli’si— tamamen yeni bir vaka —semptom da gösteriyor, gönül rahatlığıyla vaka sayabiliriz.

Bahçeli sayesinde yeniden bir ferahlama hissettim. (Ferahladığımı işitse ne kadar üzülür, hele ki kendisi sayesinde ferahladığımı… Ama işte öyle oldu.) İman tazeledim bir nevi. Bu günlerin, daha önceki en biçimsiz günlerden daha da biçimsiz olduğuna dair imanımı… Önemsiz sayılabilecek birkaç branşta daha önceki limitlerin zorlanamamış olmasının ihmal edilebileceğini kabul ettim ve…

Huzur içinde uyudum.

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin