Etiket: Bahçeli

Top Politikada… Yine Taca Çıktı…

T24’te arka arkaya iki haber: Birincide Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na açtığı tazminat davası, ikincisi Bahçeli’nin “HDP’yi kapatın yoksa ben yapacağımı bilirim” tehdidi… Başlıklar kâfi, içlerine bakmaya lüzum yok. Ne görüyoruz? Kendilerine politikacı diyen, birileri tarafından ahaliye politika ustası olarak kakalanan, her dediklerinin arkasında derin manalar aranan iki soytarı, politika alanındaki topları hukuk alanına ittirmeye çalışıyorlar. Çünkü top

Azgınlık, Kasavet, Huzur

Mehmet Y. Yılmaz dün Aydın İmam Hatip Lisesinde vuku bulan bir hadiseyi anlatıp, bir düşünce deneyi teklif etti. Aktardığına göre üç öğrenci, İslami olduğunu vehmettikleri kıyafetlerle, İslami olduğunu vehmettikleri işler işlemişler. Disiplin suçu işlemenin yanı sıra, başı açık olan kadın öğretmene tiksindirici bir reaksiyon da göstermişler. Bakanlık da ilgili öğrencilerle ilgili idari soruşturma başlatmış. Yılmaz’ın

Hevesli Amatörler

Soner Yalçın’a kızıyordum. Asıl mevzuu deşifre ettiği yazını okuyunca, kendisine fevkalade haksızlık ettiğim kanaatine vardım. Kızılacak biri değilmiş, zavallının acilen yardıma ihtiyacı varmış. Her daim olduğu gibi, hevesli istihbaratçımız arşivindeki zırvaları RAND Corporation anahtar kelimesiyle bir biriyle ilişkilendirmiş ve yan yana gelenler arasında bir nedensellik vehmederek döktürmüş. Lakin mesele şu ki, bu defa Oyun Teorisini

Hepsi

Geçende bir Rus ve bir Türkmenistan vatandaşıyla sohbet ediyorduk. Dünyanın nereye gidiyor olduğu hakkında… Esasında o kadar da tehlikeli sayılmayacak mevzulardı ama ikisi de kalktı, telefonlarını uzak bir yere bıraktı. Mevzu bu kadar aslında. Daha fazla lafa lüzum yok. Bazı devletler, kendi vatandaşlarından fena halde korkuyorlar. Korktukları için korkutuyorlar. Çünkü o devletler, vatandaşlarının devleti değil.

Can Pazarı

Yıllar önce demiştim, Erdoğan kullanışlı biri. Putin için kullanışlı, Obama için öyleydi, Trump için daha da öyle. Merkel için kullanışlıydı. Gülen için öyleydi —belki de hâlâ öyledir. Bahçeli için, Perinçek için, eteğine yapışıp ikbale ulaşanlar için… İçinde kul hakkı yeme, yalan söyleme yasağı filan olmayan ama kendilerine bol miktarda maddi ve/veya manevi menfaat sağlayan İslamlarının

Topal Ördek

Bahçeli yine ilkokul 4. Sınıf seviyesindeki Türkçesiyle döktürmüş. Alıntılamak bile içimden gelmiyor. Şu lafları laf diye söyleyen zat, bu zırvalara hikmet muamelesi yapanlara güveniyor ama onlar lafı lafa benzettiklerinden yapmıyorlar yaptıklarını. Mecburlar, gelenek öyle emrediyor. Onlarınki de çekilecek çile değil ama… Müstahaklar, ne diyeyim… Başka ne yaparsınız bilmem ama Bahçeli’yi gördüğünüzde doya doya bakın, işittiğinizde

Memleketimde Alelade Bir Gün

Yürütmenin başı “birileri istedi diye Bakan değiştirilmez” demiş. Bence bir defa daha düşünmesinde fayda var. Burhan Kuzu’ya behemehâl Kabinede bir yer açmazsa fevkalade acıklı hadiseler vuku bulabilir, Kuzu kalpten gidebilir, gitmezse Boğaz Köprüsünde görebiliriz kendisini. Vebali de yürütmenin başının boynuna olur. İlaveten, daha ne yapsın adam ya! Ahir ömründe bir tek gün Bakanlık aracına binmesin

Devlet, the Gardener

Filmini de kendisi kadar sevdiğim pek az roman var. Kosinski’nin Being There’i de onlardan biri. (Açıkçası, romanı okurken biri bana “bunun filmi nasıl bir şey olur” diye sorsa, “ulan bundan film olur mu” derdim. Ama Hal Ashby, elbette Peter Sellers ve Shirley MacLain’in olağanüstü oyunculuklarının da yardımıyla, seyrine doyulmaz bir film çıkarmış diye düşünüyorum.) Bilmeyenler

At ve Kale

Ankara’da AKP-MHP bloku 2014’te mahalli seçimlerde 52,6, 2018’te genel seçimde ise ise 53,5 oy almıştı. İstanbul’da ise bu oranlar sırasıyla 52,0 ve 51,0 idi. Evet, Kürt oyları İstanbul’a kıyasla Ankara’da çok düşük olduğundan, CHP ve İyi Parti oylarının toplamı da İstanbul’da Ankara’ya kıyasla daha düşüktü. Elinizde sadece bu veriler olsa ve Kürtlerin de CHP adaylarını

Biricik Derdimiz İstanbul

1994’te Ankara’da, Türkiye’nin o dönemdeki belki de biricik siyasi araştırma şirketinde işe başladığımda, yaptığım anlaşma da, niyetim de, şirketin esas faaliyet alanına hiç bulaşmamaktı. İyi bir bilgisayarcıydım, şirketin esas faaliyeti için elzem olan bilgiişlem işlerinin verimliliğini yükseltmekten başka bir derdim yoktu. İki ay kadar sonra kendimi siyasi analizler yapan biri olarak buldum. Siyasi analizler? Diyelim