Çatlak

Derin Duvar Çatlağı Tamiri Nasıl Yapılır?

Burak Bilgehan Özpek, hem Daktilo 1984’te ve hem de Medyascope’ta demiş ki mealen, “bir terör faaliyetinin ardından ABD’yi resmi ağızlardan suçlamak olacak iş değil.” Böyle bir iş işlendiğinde, artık ABD ile ilişkilerin dondurulması, ABD’ye yakın duran herkesin ihanetle suçlanabilmesi filan gerekirmiş.

Haklı mı?

Bence dibine kadar haklı. Mesela Mavi Marmara hadisesinden sonra olanları hatırlayın. Ama sadece hemen sonra olanları…Ffilmi daha da ileri saracak olursanız… İçinde yaşıyor olduğumuz boşluğa düşersiniz.

Özpek derdini, benim burada özetlediğimden daha iyi ifade ediyor ve bence, dediğim gibi, dibine kadar haklı.

…Olacaktı…

Eğer içinde yaşıyor olduğumuz boşlukta yaşamıyor olsaydık. Burada Özpek’i haklı kılan kuralların hiçbiri geçerli değil. Burada herhangi bir kural geçerli değil. Gramer kuralları bile geçerli değil. Reis zaten, çoktandır, herhangi bir kuralla bağlı değil de “Reis ne derse kural odur” desek, böyle, hiç değilse bir kural varmış gibi yapmaya kalksak, görüldüğü gibi, o kural da geçerli değil.

Neyse, bunları biliyoruz. Özpek bilmiyor olabilir mi? Bilmiyorsa tuhaf. Biliyor da böyle konuşuyorsa… Ne bileyim, belki de Süleyman’ın suyunun ısındığını vehmediyor, “nasılsa gidici, gidişini bu hadiseyle ilişkilendireyim de ileride bir teori lazım gelirse…” filan diye düşünüyor olabilir. Dediğim gibi, memlekette hiç kimse herhangi bir kuralla bağlı değil çoktandır.

Kendi hesabıma, birçok kural imha edilse de hadisenin hâlâ bir takım kuralları olduğunu vehmettiğim dönemde, “retorik ile fiil birbirinden koptu, ikisi artık birbirinden bağımsız kurallar sistematiğine bağlı” filan gibi formüle etmiştim halimizi. Saflığıma şimdi gülüyorum. Esasen, şimdi yaşadığımız boşluğa ta 2015-16’da düşmüşüz biz, geriye doğru olup bitenleri hatırlayınca ancak idrak edebiliyorum.

Daha önce bir takım kurallar vardı. Mesela Gezi’de şahsının başı sıkıştığında, partinin (o zamanlar AKP diye bir parti vardı) içinden birileri “ah şimdi parka gidiverse, ‘yahu çocuklar bir park sizden çok mu, verdim gitti’ dese”, türünden temenniler dile getirirken, “siz burada hayal kuradurun, malı telekinezi masallarıyla Yiğit Bulutgiller götürecek” dediydim. Öngörüde bulunmaya imkân sağlayan bir şeyler hâlâ vardı.

Şimdi yok.

Şartlar o günlerdeki gibi olsa, Reis’in mülküne geri döndüğünde —elbette herkesin ortasında değil ama, Süleyman’ı davet ederek, herkesten uzakta— Süleyman’ı alnından öpeceğine kalıbımı basabilirdim. Belki birkaç kamu kuruluşunun sigorta işlerinin Süleyman’ın şirketine verilmesi emrini bile verebilirdi. Şimdi… Bilemiyorum.

Gelelim Özpek’in sözünü ettiği halin Türkiye’ye maliyetine…

Devletin tepesinden birileri ABD’yi ülkede terör örgütlemekle itham ediyor ve siz ABD’den F16 almanın şartları mevcut mu diye tartışıyorsunuz. Bu tablonun Türkiye’yi dışarıda ne hale düşürdüğünü tahmin etmek müşkül mü? Değil. “Erdoğan’a bir gün F16 —ya da ihtiyaç duyduğu herhangi bir şey— verebileceğim vaadiyle, demek ki, Türkiye’nin içinde istediğim gibi terör faaliyetlerinde bulunabilirim” denmesini meşrulaştırmış oluyorsunuz. Ve bu durum yeni değil. Ta Rus uçağının düşürülmesinden, Rus Büyükelçisini öldüren şahsın göz göre göre öldürülmesinden, 15 Temmuz’un perde gerisinde ABD’nin olduğunun iddia edilmesinden beri yaşıyoruz.

Türkiye’yi bu hale düşürenler ama… Merak etmeyin, TOGG yapıp ülkeyi “büyükler” ligine taşıyorlar.

Ve nihayet… Bir şey daha var.

Özpek’in akıl yürütmesini kabul edersek… İktidarın Erdoğan da dâhil bütün özneleri, en azından 15 Temmuz’un arkasında ABD’nin olduğu konusunda hemfikir mi? Hemfikir. Erdoğan da dâhil iktidarın bütün özneleri, ABD’nin Türkiye aleyhine muhtelif faaliyetleri açıktan yürüttüğü hususunda hemfikir mi? Hemfikir. Bunları alenen ve defalarca dile getirdiler mi? Getirdiler. İktidar özneleri arasında, bütün bu şartlar altında ABD ile teması muhafaza eden, teması derinleştirmeye çalışan kimler var? Erdoğan, Akar ve Fidan.

Yani?

Yarın ipler Bahçeli, Perinçek, Süleyman gibilerin eline geçecek olursa… Kimlerin ihanetle suçlanacağını, bu suçlamanın dayanacağı asgari tabanı tahmin etmek için kâhin olmak gerekmiyor.

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et