İndirin O Parmaklarınızı

Trump’sız ilk günde Trump’tan söz etmek, herhalde en çok Trump’ın isteyebileceği bir şey. Ben de zatıâlilerine bir kıyak yapmış olayım.
Mass ve Arvanitakis’in yazısının Türkçesi Duvar’da yayınlandı. Öyle çok da yeni şeyler söylemiyorlar ama mesele ile aramıza mesafe girdikçe daha sahih bir biçimde dile getirmek mümkün olur ya, onlar da yaşadığımızı daha ekonomik bir biçimde dile getirmişler.
“Fakat son yirmi yılda kültürel manzara öylesine değişti ki” demişler. E evet, mesele kof ekonomizmle anlaşılabilir bir mesele değildi/değil. Aritmetikten başka bir şey bilmeden dünyaya nizam vermeye yeltenen, kendi kendilerini aydın kategorisine atayan kalabalık idrak edemese de, mesele makarna, mercimek meselesi değildi/değil. “Orta sınıf Amerikalılar arasında giderek artan, kültürel bağlamda yerinden edilme ve siyasi haklarından mahrum kalma duygusu” olarak tarif edilebilir ama bakın.
Bu duyguya yol açan üç dinamiğe işaret etmişler.
İlkini onlar da ekonomik bir faktör olarak seçmişler: Seçkinlerin sahip olduğu servetin oransal olarak olağanüstü yükselmesi. Bunun tayin edici olduğunu zannetmiyorum çünkü olağanüstü servete sahip olanların nüfustaki oranı giderek düşüyor. Neticede, en tepedeki binde birin sahip olduğu servet, en tepedeki on binde birin elinde toplandı. Ortalama bir Amerikalı bile idrak edebilir ki, bu hal kendisinin değil, o en tepedeki binde birin problemidir.
Esasen Trump’ın arkasına hizalananlar en alttakiler değil, mesela üçüncü beşte birde yer alanlar. Onlar da, son elli yılda, kendi üstlerinde yer alan ikinci beşte bire yaklaştılar, dördüncü beşte birde yer alanlar da onlara yaklaştı. Israrla görmezden gelinse de, en tepedeki küçük bir azınlığı dışarıda bırakacak olursak, eşitsizlik büyümedi/büyümüyor. Eşitsizliğin büyüyor gibi görünmesine yol açan husus, basılan olağanüstü miktarlardaki paranın çok büyük bölümünün birkaç yüz, bilemediniz birkaç bin kişinin elinde toplanması.
Yine de bu ekonomik gösterge, yığınlardaki huzursuzluğa zemin oluşturuyor olabilir. Olabileceği, komplo teorilerinin yaygınlığıyla ve yaygınlaşmasıyla da görülüyor. Mesele o olağanüstü servetlere sahip olanların servetleri değil, o servetleri marifetiyle kontrol edilemez bir güce sahip olmaları. Yani mesele ekonomik değil, siyasi. Ortalama bir Amerikalı, siyasi düzlemde Gates veya Musk ile rekabet etme şansını kaybettiğini hissediyor olabilir.
Böyle bakarsak, ekonomikmiş gibi görünen hususu yazarların işaret ettiği üçüncü dinamiğe bağlamak kolay. Son seçimlere Bush ve Clinton aileleri damga vurdu ve bu durum siyasetin seçkinler tarafından kontrol edilen özel bir alan olduğu duygusunu doğurdu. O da çaresizliği ve o da öfkeyi…
Ama bence esas önemli olan ikinci husus: “Uyanık” olan kesimin ABD’ye dayattığı, bir çeşit ulusal süperego benzeri politik doğruculuk. Bu ifadedeki “uyanık” ne manaya geliyor, yazının orijinalinden de çıkaramadım. Ama ifadedeki “dayatmak” fiili önemli. Ve arkasından gelen “bu ideoloji artık Hıristiyanlıktan daha fazla ahlaki nüfuza sahip oldu” tespiti de… İklim krizi iddiasıyla koparılan yaygaradan “me too” hareketine ve benzeri bütün itiş kakışlara kadar hemen her şey, bir dinin, yeni bir dinin bütün vasıflarını sergiliyor. Ve bu yeni din, o dinin müminleri tarafından, dayatılıyor.
Diyebiliriz ki birileri bir yeni din icat etti. Kendi dinlerinin kendilerine sağladığı haklılık üzerinden bütün müzakere zeminlerini imha ediyorlar. Esasen güçlerini haklılıklarından devşiriyor değiller —her ne kadar bize güçlerinin haklılıktan kaynaklandığını söyleyip duruyor olsalar da… Güçlerini siyasette, medyada, sinemada ve benzeri alanlarda kalabalık olmalarından devşiriyorlar. Çoğunluk olmalarından… Çoğulculuğa zerre kadar tahammülleri yok.
Tekrarlamam gerekiyor, Trump’a destek veren yığınlara hiç sempatim yok. Onların değerlerine… Gücenikliklerini haksız, biçimsiz ve şımarıkça buluyorum. Ancak onların karşısındakilerin olanca vasıfsızlıklarıyla kendilerini aydın kadrolarına atamalarına da hiç sempatim yok. Sosyolojiyi tuhaf bir kast sistemiyle, kendileri üstte kalacak biçimde tanzim etmelerine, uyduruk hassasiyetlerinden bir ahlaki üstünlük devşirmelerine de hiç katlanamıyorum.
İndirin parmaklarınızı.