Kendilerini Allah’ın muradının yeryüzünde gerçekleşmesinin vesilesi olarak gören zevzekler sürüsünün yapıp ettiklerine şaşırmanın manası yok —onların muradı Allah’ın muradı ve dolayısıyla onların muradına direnen herkese her şeyi yapmaları meşru. Beni şaşırtan şey, işbu haddini şaşırmış vasıfsızlar sürüsünün yapıp ettiklerine mana yakıştırmaya, o yapılıp edilenlerin arkasında sebep aramaya harcanan mesai. Şimdi, tam da şimdi, Erdoğan’ın Süleyman’ı
Başakşehir’e bakarken, ne olmuş olduğuna odaklanılabilir. İstanbul’un orasına burasına serpiştirilmiş olan, kendilerine sorarsanız İslami hassasiyetleri yüksek insanlar bir araya gelmişler. Kendilerini iyi hissettikleri bir getto kurmuşlar. Hayatlarını ve çocuklarını zararlı gördükleri şeylerden sakınarak, yaşayıp gidiyorlar. Başakşehir’e bakarken ne olmuş olduğundan ziyade, ne oluyor olduğuna da odaklanılabilir. Kendilerini andırmayan insanlarla temasları azaldığında bu insanlara ne olur?
Meselenin basit arızalardan ibaret olmayıp protokollerin çökmesinden kaynaklandığını anladığımızda, anlayanlarımızın biri —veya bir kaçı bir araya gelerek— problemlerimizi çözebilecek mi? Elbette hayır. Protokollerin tanımı icabı hayır. Dünkü metafora dönecek olursak, 220 volt üzerinde mutabakat sağlanmış bir sistemde, şurada üretilen ve satın aldığınız bir cihaz 110 voltta çalışacak biçimde tasarlanmış, bu arada filanca sokağa 300 volt