Anadolu Üniversitesinin o zamanki Bilgiişlem Müdürü arkadaşım, bir gün sohbet ederken, “öyle bir sistem kuruyoruz ki, rektör kim olursa olsun fark etmeyecek, hep en uygun kararı verecek, tam senin derslerde anlattığın gibi” dedi. Benim derslerimi dinlemiş değildi, Yönetim Bilgi Sistemleri başlığı altında neler anlatıyor olabileceğim hakkındaki kendi tahminlerini kıstas olarak alıyor olmalıydı. “Ne yapmak istediğinden
Birinci Düzlem: Bilgi Düzlemi. Araştırmaya göre, Britanya’da göçmenlerin ikinci nesli, ayrımcılıktan —ebeveynlerine kıyasla— daha çok şikâyetçiymiş. Yani adam Polonya’dan Britanya’ya göçmüş. Neler yaşadıysa yaşamış. Tutunmuş. Çoluk çocuk sahibi olmuş. Çocuklarını yetiştirmiş. Şimdi o çocuklar, maruz kaldıkları ayrımcılığa itiraz ediyorlar. İlk anda ne geliyor akla? Britanya’da göçmenlere, yabancılara tolerans azalmış. Dünya pek fena ve daha da
Eskiden, memleketin gazeteye biraz da olsa benzer bir şeyleri var iken, gazete dağıtım şirketlerinden birinin Eskişehir’deki sisteminin bilgisayarlaştırılması işini yapmıştım. Neticede bir yığın farklı gazete ve dergi var. Şehirde de bir yığın gazete dağıtım noktası —büfeler, bakkallar ve saire— var. Hangi noktaya hangi gazeteden ne kadar yollayacağınıza karar vereceksiniz. Eğer bir noktada A gazetesinin talebi