Popülizm Üzerine

Murat Belge Türkiye’de ve Hindistan’da devlet kuran partilerin karşısındaki muhalefetin karakterinin popülizm olduğunu yazmış. Kendi hassasiyetimden de kaynaklanıyor olabilir, popülizmi küçümsediği hissine kapıldım. Ama orası dert değil. Esas derdim başka. Şu popülizm lafını —ister küçümseyerek isterse de daha nötr bir edayla— kullananların popülizmden ne anladıklarını anlamıyorum. Sahiden anlamıyorum.

Erdoğan mesela, popülizm mi yapıyor? Daha önce sordum, “ananı al da git” diyen, Soma faciasından sonra “işin fıtratında var” dedikten sonra acıyla adeta alay eden adam, popülizm mi yapıyor? Daha somut misaller üzerinden gideyim, Kanal İstanbul dayatmasının neresinde popülizm?

Böyle olmayacak, daha basit bir misal üzerinden gitmeye çalışayım.

Diyelim genç bir insansınız —veya gençliğinizi hatırlayın. Birine gönlünüze kaptırdınız. Ebeveynleriniz ise sizi başka biriyle baş-göz etmek istiyor. Veya öyle bir dertleri bile olmasın, eve getirdiğiniz eş adayına baktılar ve gözleri tutmadı. “Kızım bu herif haytanın teki, bundan koca olmaz” veya “oğlum bu kızın aklı havada, seni mutsuz eder” dediler.

Haklı olabilirler mi? Olabilirler. Sizden daha çok görmüş geçirmişler. Sizin gözünüzü bağlayan hormonlar onlarda yok. Filan.

Eğer yaşadıysanız benzer bir hali, meselenin düğümünün nerede olduğunu bilirsiniz. Birileri —çok sevdiğiniz birileri de olabilir— sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi bildiğini düşünüyordur. Yani mesele sizin için neyin iyi olduğu meselesi olmaktan başkalaşır, sizin için neyin iyi olduğunu kimin belirleyeceği meselesine dönüşür. Nüansı ifade edebilmişimdir umarım, çünkü bütün kıyamet o nüans etrafında kopuyor.

Popülizm, toplum için neyin iyi olduğuna toplumun karar vermesidir. Nokta.

Toplumun yaptığı tercih hatalı olabilir. Ama tercihi kendisi yapamıyorsa, yapılan tercih ne olursa olsun, toplumun başı fena halde belada demektir. Yaptığı tercihin hatalı olmasının yol açacağından çok daha büyük bir bela… Bambaşka türde bir bela…

Türkiye’de sağ muhalefet, oldum olası, hatalı tercihler yaptı. Hatasız tercih var mı? Kendinize eş olarak seçtiğiniz kişi, eş olarak seçilebilecek en iyi kişi miydi mesela? Bıraktık size eş olabilecek ve fakat tanımadığınız için kadraja girmeyenleri, çevrenizde size eş olabilecek insanlar içinde en iyisi miydi? Peki, yeterince iyi miydi? Şurası —mesela espri anlayışı— şöyle olmayıverseydi de filancanınki gibi oluvereydi? Öyle olmuyor o işler işte, biliyorsunuz. Sizin için öyle olmayanlar, toplum için de olmuyor.

Şimdi Kanal İstanbul meselesine gelebiliriz. Kanal İstanbul doğru bir tercih mi? Şu kadar toplumsal kaynağı tahsis edeceksiniz, şuradan şuraya, olmadı buradan buraya bir kanal kazacaksınız. Şunlar kazanılacak, şunlar kaybedilecek. Toplumda, toplumun herhangi bir kesiminde, yukarıdan, tepeden böyle bir zırvalık boca edilmeden önce, “ya sıkıldık, bir icat olsun, boğaza alternatif bir kanal açalım” diyen kimse var mıydı? Nerede popülizm?

Bir kontrast olsun diye, Kanal İstanbul’un karşısına “her ile bir üniversite” tercihini koyalım mesela. Aynı iktidarın iki icraatı. Toplumda üniversite talebi var mıydı? Vardı. Kanal İstanbul’dan farklı olarak, ahali çocuklarını okutmayı, onların diploma sahibi olmasını istiyordu. Ama bu tür talepler, tıpkı sizin neticede bir eş adayına karar vermenizde olduğu gibi, bulanık tercihlerdir. Ahalinin çocuklarını okutma talebini, ülkenin her bölgesinde belirli merkezleri üniversite merkezi haline getirerek de karşılayabilirsiniz, her yere üniversite açarak da… Kars’a, Bingöl’e, Muş’a üniversite açmaktansa Erzurum’a altı tane üniversite açarsınız mesela… Kars’ta, Muş’ta bir kırgınlık olur mu? Olabilir. Ama Erzurum’da yaratılacak ortam, o kırgınlığı telafi eder.

Filan.

Yani?

  • Popülizm dediğiniz şey de doğru veya yanlış tatbik edilebilir bir şey.
  • Bir iktidarın ve/veya siyasi heyetin popülist uygulamaları olduğu gibi, popülist olmayan uygulamaları da olur.

AKP, en başından beri, ağırlığını taşıyan ayağı popülist olmayan uygulamalarda olan bir parti. Popülist uygulamalarının çoğu da yanlış uygulamalar. AKP’nin serencamını delil gösterip popülizmi kategorik olarak yargılamak yani, zırva ötesi bir hal. Bu zırva ötesi hal neden bu kadar hevesle satın alınıyor? Oraya da geleceğim.

Önce…

Finlandiya veya Norveç iktidarları popülist mi? Veya Britanya’da İşçi Partisi iktidarları popülist mi idi? Muhafazakâr iktidarlar? Fransa da de Gaulle iktidarı popülist mi idi? Mitterand? Evet, hepsi popülist idiler ve popülistler. Çünkü zaten başka türlüsü mümkün değil.

Başka türlüsü mümkün değil ve ancak zor kullanarak tesis edilip sürdürülebilirler. Mesela Hitler iktidarı popülist değildi. Nereden biliyoruz? En azından Haffner’in anlattıklarından da biliyoruz ki, Hitler, yapmak istediklerini yapabilmek için toplumun geniş kesimlerinde korku yaratmak, o korkuyu yaratabilmek için de merkezi bir paramiliter güç tesis etmek zorundaydı. Toplumun istemediği bir şeyi, içine sindiremediği bir şeyi yapmak niyetinde olmasanız, neden SS’lere, SA’lara ihtiyacınız olsun ki?

Veya Sovyet yönetimi popülist değildi.

Ne idiler? Aydınlanmacı idiler. “Senin için neyin iyi olduğunu ben bilirim” diyen ebeveynler gibiydiler. Türkiye’nin tek parti iktidarı gibi…

Toplum dediğiniz şey özne ise popülizm vardır. Nesneleştirilmişse —ki tarih şahit, pekâlâ nesneleştirilebilir— popülizm yoktur. Nesneleştirilmiş bir toplumun yapıp ettikleri topluma mal edilemez. Günümüzdeki Türkiye toplumu gibi toplumların yani… Kiminle evleneceğine ebeveynleri tarafından karar verilmiş bir gencin evliliği becerip becerememesinin faturası kendisine kesilemez. Hayatı becerip becerememesinin faturası da…

İmdi…

Türkiye’nin hallerine bakıp, “ay ne kadar da popülizm var, popülizm de ne kadar fena, görüyorsunuz işte” deyip duranların hemen tamamı, kimin kiminle evlenmesi gerektiğini bildiğini vehmeden, bir yığın evlilik kararlarını vermiş, işler sarpa sarınca da “ne yaptım ben” demeyi becerememiş zibidilerden müteşekkil. Toplum denen organizmanın nasıl işlediğini, işliyor olduğunu anlamaya üşenmiş, hâlâ üşeniyor, mekteplerde okuduğu birkaç dersle dünyaya nizam verme hakkını ele geçirdiğine inanan zibidilerden… Ortaya çıkan rezilliğin kendi eserleri olduğu belli olmasın diye, kedi pisliğini örter gibi, popülizm lafını pislik örtmek için istihdam eden zibidilerden…

Türkiye’nin halleri katlanılır gibi değil. Ama popülizm yüzünden değil, popülizmin imkânsızlaştırılması yüzünden… Türkiye’de toplum hiçbir vakit özne olmadı/olamadı. Kavga toplumu kimin nesneleştireceği etrafında dönüyor.

Bu hususta söyleyeceğim daha çok şey var.