Etiket: Kanal İstanbul

Emekli Amirallerin İşleri

Emekli Amirallerin yaptığı iş, üzerine konuşuldukça dallanıp budaklanıyor. İşi yapan özneye—yani emekli Amirallere— bakıyorsunuz, ciddiye alınacak bir özne sayılmazlar. Mevcut iktidar daha önce çoğuna sille tokat dalmış, bir kum tanesi kadar kütleleri olmadığını görmüşüz. Yapılan işe bakıyorsunuz, neresinden baksanız manasız. Ve fakat… Dallanıp budaklanıyor işte ve dalları, budakları, işin kendisinden daha sahici, daha müessir. Bildiğim

Bir Maymuncuk Olarak Popülizm

Dün dediğimi tekrarlayarak başlayayım, popülizm, toplum için neyin iyi olduğuna toplumun karar vermesidir. Dikkat edilirse, “toplum iyidir, doğru tercihler yapar” filan demiyorum. “Toplum ahmaktır, yanlış tercihler yapar” da demiyorum. Toplumun iyi olup olmaması, doğru tercih yapıp yapmaması bağlam dışı. Yükseköğretim yapmaya karar verdiğinizde, okuyacağınız yeri tercih ettiğinizde, sizin o kararları vermek için yeterli olup olmamanız

Popülizm Üzerine

Murat Belge Türkiye’de ve Hindistan’da devlet kuran partilerin karşısındaki muhalefetin karakterinin popülizm olduğunu yazmış. Kendi hassasiyetimden de kaynaklanıyor olabilir, popülizmi küçümsediği hissine kapıldım. Ama orası dert değil. Esas derdim başka. Şu popülizm lafını —ister küçümseyerek isterse de daha nötr bir edayla— kullananların popülizmden ne anladıklarını anlamıyorum. Sahiden anlamıyorum. Erdoğan mesela, popülizm mi yapıyor? Daha önce

Akışkanlık Gerekiyor

Tajfel’in 70 ve 80’lerde yaptığı deneylerden benim anladığım kadarıyla şöyle oluyor: Aralarında sizin de olduğunuz, bir araya gelmiş insanlara Hoca Ali Rıza ve Şeker Ahmet Paşa tablolarından örnekler —“şu Ali Rıza’nın, bu Ahmet’in” denerek— gösteriliyor. Slaytları izleyenlerin resim sanatı hakkında bir fikir sahibi olması lazım değil —hatta Hoca Ali Rıza ve Şeker Ahmet Paşa tablolarını

Müzayede

Beni heyecanlandıran mevzulara devam etme niyetindeydim. Ama malum… Hadise Irak’ta geçiyor, cinayet Irak’ta işlendi. Katil Amerikalılar. Öldürülen ise İran generali. Sahne bir polisiye romanda kurgulanmış olsa, okur olarak yükselen gerilimin tam tamlarını işitmeye başlarsınız, yerinizde doğrulursunuz. Hadise otuz yıl önce gerçekleşmiş olsaydı, petrol fiyatları fırlar, borsalar çöker, dünyanın dört bir yanında herkes —yüreği tetikte— bir

Kanal

Birkaç yıl önce Göcek’te, sabahın köründe, havuz gibi denize attığı oltaya vuran balon balığına şaşkın gözlerle baktığımızı gören yeğenim, heyecanla balığın bütün özelliklerini anlattı. Uzmanlık alanı bu. Bir bilim insanının kendi nesnesi hakkındaki popüler ilgiden —teknedeki hepimiz güvertede, etrafında toplaşmıştık, daha ne olsun— mest olmuş bir hali vardı. Sonra sesine bir acı renk geldi. Öğrendik