İrfan Özet’in Fatih Başakşehir’inde de görülüyor, Fatih’i Romanlardan arındırmak amacıyla gerçekleştirilen Sulukule’yi nezihleştirme projesi, Romanların kendilerine verilen uzaklardaki evleri satıp Fatih’e dönmeleriyle neticelendi. Ama artık Sulukule yoktu, nerdeyse bütün Fatih’e yayıldılar. Sulukule’de yaratılan rantı yiyenler yedi, Sulukule’nin manzarasından rahatsız olup göz zevki sebebiyle projeyi destekleyen Fatihliler Romanlarla kucak kucağa yaşama durumunda kaldı. Netflix belgeseli The
Diyelim mahallenin delikanlıları olarak her hafta toplanıp, halı sahada futbol oynuyorsunuz. İyi de oynuyorsunuz. Herkesin takımında görmek istediği birkaç kişiden birisiniz. Maç sırasında işler yolunda gitmeyince, sahip olduğunuz manevi otoriteye yaslanarak, sağa sola direktifler yolluyorsunuz —“o kadar geri yaslanma, sen de yanındakine pas ver” filan türünden. Kendinizi futbol âlimi olarak görmek için lazım şartların hepsi
The Economist, iki hafta önceki sayısının kapağına Yeni Binyılın Sosyalizmini (The Rise of Millenial Socialism) taşımıştı. Ortalığın ne kadar karışık olduğunu görmeye çok yardımcı olacak bir yığın veri var dosyada. Zaten bilip durduğumuz şeyler hemen hepsi. Bir tanesi de, Avrupa ve ABD solunun merkeze doğru kayıp üçüncü yol paketiyle piyasaya sürülmesini müteakip, en tepedeki yüzde
Daha önce mutlaka söz etmiş olmalıyım, Frank Close’un Lucifer’s Legacy —The Meaning of Asymmetry (Şeytanın Mirası — Asimetrinin Manası diye çevrilebilir herhalde) adlı bir kitabı var. Müthiş misallerle dolu, müthiş ufuk açıcı bir kitap. Türkçeye çevrildiyse haberim olmadı. Bahsi geçen kitabı okumadan önce de Platon’la, simetriyle, bu kavramların muhtelif türevleriyle ilişkimi çoktan dondurmuştum, kavgalıydım. Ama
Meselenin basit arızalardan ibaret olmayıp protokollerin çökmesinden kaynaklandığını anladığımızda, anlayanlarımızın biri —veya bir kaçı bir araya gelerek— problemlerimizi çözebilecek mi? Elbette hayır. Protokollerin tanımı icabı hayır. Dünkü metafora dönecek olursak, 220 volt üzerinde mutabakat sağlanmış bir sistemde, şurada üretilen ve satın aldığınız bir cihaz 110 voltta çalışacak biçimde tasarlanmış, bu arada filanca sokağa 300 volt
Soner Yalçın, Muzaffer Şerif’in bir grup deneyinden söz etmiş (https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/soner-yalcin/aci-bir-deney-2682756/). Neticeyi bağladığı yeri geçiniz, deneyler bana, kendi derdimi ifade etmek için elverişli ipuçları sağlıyor. Deneyleri aslından okumadım, kendisine güvenerek, Soner Yalçın’ın anlatımıyla aktarayım. “Deneyden haberi olmayan 11 yaşında 22 çocuk seçilir ve bir tatil kampına götürülür. Birbirlerini hiç tanımayan çocuklar iki gruba ayrılır. “Ve bir süre sonra rekabete dayalı aktiviteler gruplarda