Bir yakınınız yaşlılıktan —veya kan kanserinden— vefat etse, içiniz yanar. Ama mesela sıtmadan vefat ederse? Burkina Faso’da da insanlar muhtelif sebeplerle ölüyor ve hep ölüyordu. Bu sebeplerden biri de, mesela bundan üç yüzyıl önce de, sıtma idi. Aslında Burkina Faso’ya da, üç yüzyıl önceye de gitmeye lüzum yok, yüz yıl önce de, dünyanın hemen her
Bir canlı türü canlıların genetik kodlarıyla oynama kabiliyetini kazanınca neler değişir? Nasıl değişir? Bilmiyoruz. Ama kaygı duymak için kâfi sebebimiz var gibi görünüyor. Kaygılar da iki ayrı başlık altında tasnif edilebilir gibi görünüyor. Birisi “toplumlarımıza ne olacak”, diğeri ise “ekosisteme ne olacak”… Toplumlara ne olacağını sonraya bırakalım. “Ekosisteme ne olacak” sorusu ise çok katmanlı. Unnatural
Unnatural Selection’ın esas mevzuuna geleceğim de… Gelemiyorum. Bir yanda, Ata’sı harf inkılabını yapınca şıp diye bir yandan öte yana geçivermiş, aydınlık evlerin hissedarlarından oluvermiş birileri var. Arkada bıraktıkları o Ortadoğulular, Ortadoğu bataklığında debelenip duruyorlar, zavallı cahil kalabalıklar. Öteki yanda, uğruna gençliklerini feda ettikleri sosyalist devrim yarım kaldığı için dünyanın saatinin durduğuna hükmeden birileri var. İnsanlık
Netflix‘te dört bölümlük bir belgesel var: Unnatural Selection (yani doğal olmayan seleksiyon). Neden doğal değil, ona sonra gelelim. Önce belgeselin muhtevasının dışında kalan üslubu ve yaklaşımı gibi mevzuları eşeleyeyim. Bir vakittir belgeseller böyle, bilgi veriyorlar ama ders vermiyorlar. Hayatında izlediği ilk belgesel BBC’nin yaptığı Televizyon olan benim gibiler için arada kat edilen mesafe manidar. Düşünün