Gülen öldü. Bundan sonra ne olacağını tahmin etmek zor ama Gülen hadisesine nasıl gelindiğini anlamak, bence zor değil. Gülen, geleneksel tarikat örgütlenmesinin “modern Türkiye” gerçeği içinde kifayetsiz kalacağını hissetmiş biriydi ve el yordamıyla “modern” bir teşkilat kurdu. Mücahit Bilici Gülen teşkilatının İttihat ve Terakki ile benzerliklerini vurgularken onun gizli bir örgüt olmasından söz etmiş uzun
Besim Dellaloğlu demiş ki, “Türkiye modern bir toplum olmaktan çok bir modernleşme toplumudur. Modernleşme ihtiyacı bir toplumsal dönüşüm ihtiyacından çok, devletin bekâsına istinaden tezahür etmiştir. Bir başka deyişle Avrupa’da geniş ve yerleşik bir toplumsal değişim talebi siyasal alanı süpürebilirken, Türkiye gibi ülkelerde toplumsal değişim devletin eylemiyle, yani siyasal olarak ortaya çıkabilmiştir.” Ben kendi hesabıma, meseleyi
Şimdi mesela, Foucault ancak Fransa’dan çıkabilirdi. Tıpkı Braudel’in de ancak Fransa’dan çıkabileceği gibi… Ve —bana kalırsa— “Foucault’un ancak Fransa’dan çıkabileceği” tespiti, çok Foucaultcu bir tespit. Ama Foucault bu tespiti işitseydi, muhtemelen itiraz ederdi. Neden itiraz ederdi? Tam olarak ifade edebilecek miyim derdimi bilmem ama… Modernliğin, modernliği imal edenlerin “ortak özellikleri”ne ziyadesiyle odaklanmıştı, aralarındaki farklara ise