Amin Maalouf’un Uygarlıkların Batışı’nı okudum, ciltlerle yazılacak mevzu çıktı. Şu gelir ve servet dağılımı hakkında —daha doğrusu eşitsizlik denen şey ile dünyanın mevcut halinin ilişkisi hakkında— da yazmak istiyorum, Işık’ın yardımıyla bir hayli malzeme birikti. Ama gündem, malum. Esasında Amin Maalouf’tan çok uzaklaşmak zorunda da değiliz. İçinde yaşadığımız coğrafyanın, kültür ikliminin son yüzyılda yaşadıklarını iç
Evren, Kıbrıs’taki harekâttan yıllar sonra, “orada neler olmuştu” diye soran —yanlış hatırlamıyorsam— Birand’a, “’nereye kadar gideceğiz’ diye sordular, ‘gidebildiğimiz kadar gidelim, sonra bir kısmını masada veririz’ demiştim” mealinde cevap vermişti. Evren’in “gidebildiğimiz kadar gidelim” dediği esnada bizim, yani ahalinin, nereye kadar gidileceği konusunda bir soru işareti olduğundan haberi yoktu. Dolayısıyla kararların, çok sonradan Evren’in anlattığı
Seçimlerden önce yerli araştırma şirketlerinin araştırmalarının yanı sıra yabancı kuruluşların, genellikle de iktisadi kuruluşların yaptırdığı araştırmalar dolaşıma girerdi. “Dolaşıma girmek” dedimse, öyle medyada filan görünmek manasına değil. Araştırmaların hedef kitlesinde olanlar, ilgilenebilecek ve değerlendirebilecek olanlarla paylaşırlardı. Birkaç seçimdir bu tür araştırmalar bana ulaşmıyor. Araştırma yaptırılmadığını zannetmiyorum. Ya daha dar bir kesimle paylaşıyorlar veya paylaşılan kesimlerle