Etiket: Merkezileşme

Nehir Yatağı, Saban İzi

Dünya, fıtratı icabı, öngörülebilir bir yer değildi. Ancak içinde yaşadığımız dönemde tecrübe ediyor olduğumuz öngörülemezlik hali, dünyanın genetik kodundan kaynaklanan öngörülemezlikten bir hayli farklı. Öyle zannediyorum ve uzun süredir de o ekstra öngörülemezliğe işaret edip duruyorum. Bundan kırk yıl öncesinin şartlarında Türkiye Suriye topraklarında bir operasyon yapsaydı, o operasyonun nasıl gelişeceği ve neticeleri hakkında da

Elleşmeyin, Dağınık Kalsın

İrfan Özet’in Fatih Başakşehir’inde de görülüyor, Fatih’i Romanlardan arındırmak amacıyla gerçekleştirilen Sulukule’yi nezihleştirme projesi, Romanların kendilerine verilen uzaklardaki evleri satıp Fatih’e dönmeleriyle neticelendi. Ama artık Sulukule yoktu, nerdeyse bütün Fatih’e yayıldılar. Sulukule’de yaratılan rantı yiyenler yedi, Sulukule’nin manzarasından rahatsız olup göz zevki sebebiyle projeyi destekleyen Fatihliler Romanlarla kucak kucağa yaşama durumunda kaldı. Netflix belgeseli The

Maraş’tan Sivas’a

Gödel Almanya’dan kaçmak zorunda kaldıktan sonra Princeton’da Einstein’la aynı mekânda ikamet etmişti. Yanlış hatırlamıyorsam Einstein’ın 75. yaş günü münasebetiyle hazırlanan bir derlemeye, zaman diye bir şeyin mevcut olmadığı ispatlayarak katkıda bulunmuştu. Eh, konunun uzmanları herhalde bu ifadeyi sert bulacak, meseleyi daha edeplice ifade etmek gerektiğini söyleyeceklerdir ama biz faniler açısından —teferruatlar ayıklandıktan sonra— görünen bu.

İntihar

Ekşi Sözlük’te, hekim olduğu anlaşılan bir yazar, benim için “intihar hakkında yazsa da adem-i merkeziyetçiliğinin sınırlarını öğrensek” demiş. Derde deva olacağını zannetmesem de, boğucu ve manasız gündemin dışına kendimizi atmak için bir vesile olarak değerlendireyim bu meydan okumayı. İntihar hakkında yazamam. Çünkü intihar, bence, ancak felsefenin konusu olabilir. Ben ise felsefe ile kısa süreli beraberliğimi

Paradigma

Paradigma, görünür olandan dolaysızca teşhis edilebilir bir şey değil. Kendisi görünmez, adeta transparan. Mevcudiyeti ve vasıfları hakkında ancak görünür olan üzerindeki tesirleri marifetiyle çıkarımlar yapılabilecek bir şey. Böyle bakarsak, Kemalist paradigmayı altı okla, altı okun biri veya birkaçıyla irtibatlandırarak teşhis ve tespit etmek yanıltıcı olur. Paradigma, paradigma sahiplerinin ve taşıyıcılarının bile —hatta en çok onların—

Güneşler, Ayları ve Siz

Aydınlanma aklına ilham olan Newton fiziği iyiydi. Platon’un dünya kavrayışı gibi iyi. Basit, evrensel, deterministik, çizgisel (sequential), lineer, sürekli (continuous) ve saire… Her ikisinin de belki bir tek kusuru var, âlem Newton fiziğinin ve Platonik kavrayışın ima ettiği gibi değil. Newton’un çağdaşları, Newton’un fiziğinde ufak tefek düzeltmeler yaptılar. Onu rafine ederlerken, esasen, âlemin sırrının Newton