PKK’nın kendisini feshetmesi, Türkiye’nin sınırın güneyindeki —bence zaten muhataralı olan— askeri varlığını iyice tartışmalı hale getirecek. Mevzuun Kürtler tarafından gündeme taşınacağını zannetmiyorum, ABD veya Fransa’dan bir “durum tespiti” daha yakışıklı olur. Hatta belki de Erbil ve Şam’a bile ihale edilebilir bu vazife. TSK’nın Irak ve Suriye’den çekilmesi ne manaya gelir? Esasen hiçbir manaya gelmeyebilir ama
Yıllar önce demiştim, Erdoğan kullanışlı biri. Putin için kullanışlı, Obama için öyleydi, Trump için daha da öyle. Merkel için kullanışlıydı. Gülen için öyleydi —belki de hâlâ öyledir. Bahçeli için, Perinçek için, eteğine yapışıp ikbale ulaşanlar için… İçinde kul hakkı yeme, yalan söyleme yasağı filan olmayan ama kendilerine bol miktarda maddi ve/veya manevi menfaat sağlayan İslamlarının
Thatcher, uyguladığı vahşi politikaların yol açtığı işsizliğin tetiklediği infiale karşılık, “siz de başkalarının talep edeceği bir şeyler üretmeyi öğrenmelisiniz” mealinde çıkışmıştı. Thatcher’dan ilhamla… Küreselleşme denen olgunun Çin’e ulaşmasıyla gerçekleşen şey, ta derinde, Çinlilerin başkaları tarafından talep edilen bir şeyler üretmekte rol almaya başlamasından ibaret. Çinliler eskiden de üretim yapıyorlardı herhalde ama sizin benim talep edeceğimiz
Alper Görmüş Serbestiyet’te laik nihilizm diye adlandırdığı ruh halinin gel-gitlerini özetlemiş. Türkiye’de belirli bir çevrenin temel belirleyeninin laikçilik olduğu tespitine itirazım yok. AKP’ye muhalif olanların altında toplanacakları başka bir bayrak açılmadığı/açılamadığı —açılmasına Baykal tarafından mani olunduğu— için, bütün muhalefetin laikçi hassasiyetlerin şemsiyesi altında tasnif edilmesine ise itirazım var. Türkiye’de laikçi olarak nitelenebilecek sosyoloji, dinci olarak
Pazar günü, malumunuz, İmamoğlu’nun Maltepe mitingi vardı. Mitingden önce Çubuk’ta, Kılıçdaroğlu’na bir linç teşebbüsü oldu. Bu tür durumlarda iki soru öne çıkar: (a) Olan neden, hangi öznelerin hangi tercihleri sebebiyle oldu? (b) Olan, olacaklara nasıl tesir eder? Uzaktan görünen tablo şöyle: Mazbatası geciktirilip duran İmamoğlu, mazbatasını alır almaz, ilk Pazar günü, seçmenleriyle buluştu. Bu süreçte
Mehmet Y. Yılmaz T24’te devletin istihbarat raporlarına dayanarak yönetilmesinin adını koymuş. Mevzu, tahmin edebileceğiniz gibi, “seçilseler bile tepelerine binilecek” 340 kişi. Zat-ı şahanelerinin ifadesiyle “başka partilerden aday olmuş HDP’liler”… Yılmaz’ın da işaret ettiği gibi YSK, adaylıkları hakkında onay vermiş. Ama Süleyman’ın istihbaratı YSK’yı iplemiyor. Türkiye hanidir bir istihbarat devleti. Öyle saklı gizli de değil devletin