Kategori: Yazılar

Bazı Zor Sorular

1991 gibi “çok eski” bir tarihte, Bilgisayar Destekli Eğitim sürecinde, son derece kıymetli “veri”nin zuhur ettiğini fark etmiştik. Süreci kabaca özetleyecek olursak, derslikte her iki öğrencinin önünde bir bilgisayar olacak, müfredata göre o gün işlenmesi planlanan konuyu öğreten bir program bilgisayarda çalışacak, öğrenciler bilgisayar ekranındaki metinleri okuyacak, animasyonları izleyecek, deney simülasyonlarını gerçekleştirecek, sorulara cevap verecek,

Filler ve Suriye

Sabaha karşı ABD, İngiltere ve Fransa’nın Şam’a yaptığı saldırıya bir mana verebilmiş değilim. Yani mesela, Irak’ta yaptıkları gibi, arkasından bir savaş başlatmaya niyetlisinizdir, saldırırsınız. Hak verilmez ama anlaşılır. Sahiden, inandırıcı bir “kimyasal savaş riski” vardır mesela, doğru dürüst araştırılmasına imkân sağlar, ispatlarsınız, riski ortadan kaldırma iddiasıyla saldırırsınız. Belki hak veren de olur ama her halükarda

İyiler ve Kötülük

Batı dünyası, yaklaşık iki yüzyıl boyunca, “eğer Tanrı hem kadirimutlak ve hem de ‘mutlak iyi’ ise, kötülük nereden kaynaklanıyor” sorusunun cevabını aradı. Bu süreç içinde şeytan durmaksızın yeniden yorumlandı, filan. Ama —öyle görünüyor ki— insanoğlunun repertuvarına pek de yeni şeyler eklenmedi bu süreçte. Neticede şeytan tarafından kandırılmış “kötü” insanlara vardık hep olduğu gibi. Ve o

Zuckerberg Vakası

Şu TC Kimlik No, adrese dayalı nüfus sistemi ve saire gibi kavramlar, kaba hatlarıyla, Türkiye’nin AB üyeliği ile alakalı süreçlerin türevleri olarak hayatımıza girdi. Özel olarak, nüfus işlerinin Avrupa normlarına uydurulması süreçlerinin… Birkaç ay önce, bu süreçte Türkiye adına rol almış biriyle tanıştım. Aradan geçen süre içinde basamakları tırmanmış, AKP tarafından mükâfatlandırılmayı hak eden ve

Yeni Bir Soğuk Savaş mı?

Batı Avrupa’da, ana politikasını mülteci karşıtlığı —daha genelde yabancı düşmanlığı— üzerine inşa etmiş partiler, son zamanlarda ciddi mevzi kazandılar. Bu bir “veri”. Zamanı x ekseninin temsil ettiği bir grafikte, yabancı düşmanlığını temsil eden partilerin seçimden seçime aldıkları oyları işaretlersek, sonra noktaları birleştirir ve sonra da bir adım geri çekilip grafiğe bakarsak… Karamsar olmamak elde değil.

Baskı

Bir. Baskı olmadığı zamanlarda kimsenin aklına “ama baskı yok” demek gelmez. Baskı yoksa, baskının olmadığı söylenip durmaz. Sokakta gördüğünüz bir insan için “ama giyimliydi” demezsiniz. Demek aklınıza gelmez. Üstündekiler dökülmüş, her yerleri görünen birini rezillikten kurtarmak için lazım gelir, “ama gözünde gözlükleri vardı, yani giyimliydi” gibi zırvalar… İki. 28 Şubat döneminde en sık dile getirilen

Ellerini Temiz Tutmak

Ankara Fen Lisesinden benden bir hayli sonra mezun olmuş biri var —adı mühim değil. Kendisini mezunlar listesine yazdıkları sayesinde bilmiştim. ABD’den Türkiye’ye bir gelişinde zahmete katlanması sayesinde tanışabildim de… Yapay Akıl konusunda çalışıyordu ve… Eğer doğru anladıysam, alanın insanlık için taşıdığı —bugünlerde sıkça ve muhtelif biçimlerde dile getirilen—tehdit potansiyelini ta o vakitlerde hissettiği için kariyerine

Winnie’ye Şükranlarımla

Mülkiye’nin meşhur hocalarından biri, Marks’ın temel prensiplerinden birini anlatırken, “biz Nicole Kidman’a hayran olur ama komşu kızına âşık oluruz” mealinde bir benzetmeye müracaat edermiş. Daha iyi ifade etme şansım yok. Kendi hesabıma, çocuk yaşlarda Kim Novak’a —hayran değil— âşık oldum. Aramızda çok yaş farkı vardı, aşkım karşılıksız kaldı. Sonra Natalie Wood’a âşık oldum. Onun yaşının

Solcu Olmak

Dün alıntıladım, Murat Sevinç “Üniversite, sağcı zihniyetin, siyasal İslamcılar’ın zannettiğinin, Türkiye ortalamasının algılandığının aksine; her düşüncenin korkmadan, tedirgin olmadan konuşulup savunulabildiği bir yerdir” demiş. Yalan söylemiş. Üniversite, “solcu zihniyetin” iddia ettiğin aksine, hiçbir vakit her düşüncenin korkmadan konuşulup savunabildiği bir yer olmadı. “Solcu zihniyet”, sadece bu hususta yalan söylemekle de kalmıyor. Hemen her hususta benzer

Keyfisevicilik

Murat Sevinç demiş ki (http://www.diken.com.tr/bogazici-universitesinde-lokum-vakasi/), “Üniversite, sağcı zihniyetin, siyasal İslamcılar’ın zannettiğinin, Türkiye ortalamasının algılandığının aksine; her düşüncenin korkmadan, tedirgin olmadan konuşulup savunulabildiği bir yerdir.” Değildir. Yazının ilerleyen bölümlerinde Sevinç’in “temennileri” ile “gerçeklik” arasında kaldığına dair sayısız işaret var. Buradan yola çıkarak, “üniversite her düşüncenin korkmadan savunulabildiği bir yer olmalıdır” demek istediğini varsayabilirim. Ama işte o