Etiket: Teknoloji

Dört Yanımız Joker

Dün gece Türkiye Kupasında Beşiktaş’ın misafiri Erzincanspor idi. Sunucunun söylediği kadarıyla, tribünlerde 1200’den çok Erzincanspor taraftarı vardı. Sahada 11 futbolcu, kulübede bir o kadar daha… Teknik heyeti ve diğer görevlileri de sayarsak, sahneleyen en fazla kırk kişiye mukabil seyreden 1200 kişi —televizyondan izleyen çok daha büyük kalabalıkları hesaba katmıyorum, dikkat ederseniz. Tribünlerdeki Erzincanspor taraftarlarının gönlünden

Öğreniyoruz

Unnatural Selection’ın esas mevzuuna geleceğim de… Gelemiyorum. Bir yanda, Ata’sı harf inkılabını yapınca şıp diye bir yandan öte yana geçivermiş, aydınlık evlerin hissedarlarından oluvermiş birileri var. Arkada bıraktıkları o Ortadoğulular, Ortadoğu bataklığında debelenip duruyorlar, zavallı cahil kalabalıklar. Öteki yanda, uğruna gençliklerini feda ettikleri sosyalist devrim yarım kaldığı için dünyanın saatinin durduğuna hükmeden birileri var. İnsanlık

Yazı

Alper Görmüş Serbestiyet’te “derin sahtelik” üzerine bir yazı yazmış. Mevzua, yani derin sahtelik hususuna geçmeden önce, bir yazı ile benim ilişkim hakkında bir şeyler söyleyeyim. Yani Ümit Kıvanç’ın yazılarının çoğunu okuduğumda neden koltuğumda raptiye varmış gibi zıplıyorum da, Alper Görmüş’ün bu yazısı bende aynı reaksiyona yol açmıyor, tespit etmeye çalışayım. Görmüş tüylerimi diken diken edecek

Politik Olan

Baydığının farkındayım ama meselenin mühim olduğunu düşünüyorum. Mühim. En azından iki sebeple. Birincisi, dünya hakkında, olup biten şeyler hakkında bir hüküm verme, verilerden bilgi üretme pratiğiyle ilgili bir halden söz ediyorum. Bir akıl yürütme tarzından, bir kavrayıştan, bir kavram haritasından, bir… Artık adına ne derseniz. Bir tür bilgi fabrikası yani… Şuradan verileri —sözleri, görselleri vs—

Kitap

Tayfun Atay, Maltepe Kitap Fuarında yaşadıklarından neticeler çıkarmış. Çıkardığı neticeleri siz okuyun derim ama ben, affınıza sığınarak, özetleyeceğim. Dünyada sözlü kültür varmış. Bazı toplumlar yazılı kültüre geçmişler. Biz ise yazılı kültür safhasını atlayarak, doğrudan görsel kültür safhasına zıplamışız. Abdülhamid hakkındaki manasız ve gerçek dışı bilgilerin yaygınlığı da dâhil bugün bizi ırgalayan ne varsa, o yazılı

Taze Hikâye

İmamoğlu’na manasız taarruzlar gerçekleştirildi ve yine post-truth analizleri patladı. T24’te Emre Tansu Keten’in, Lee McIntyre’nin kitabına gönderme yaptığı yazısı, yaygın “ne günlere kaldık, ah nerede eski güzel hakikat günleri” modelinden biraz farklılık gösteriyor gibi görünüyor. Biraz… Daha önce dedim, tekrarlamak gerekiyor: Hakikat sonrası yeni bir hal değil —Osmanlı’nın Kayı kökenleri, Edebali’nin Osman’a nasihati filan gibi

Bandersnatch

Geçtiğimiz hafta, muhtemelen haberdar oldunuz, interaktif bir film gösterime girdi, Black Mirror Bandersnatch. İnteraktif, yani filmin akışında sizin de, seyirci olarak, dahliniz var. Teknoloji uzun süredir müsaitti. Dolayısıyla daha önce başka örnekleri de üretilmiştir diye düşünüyordum ama edebiyatta ve bilgisayar oyunlarda daha önce uygulanmış olan teknolojinin, doğru bilgilendirildiysem, sinemadaki ilk denemesiymiş. Böyle bir teknolojinin ilk

Difüzyon Hızı

Şükrü Hanioğlu, Sabah’taki köşesinde “veda” etmiş (https://www.sabah.com.tr/yazarlar/hanioglu/2018/12/02/veda). İtiraf etmek gerekir ki iyi dayandılar. Bu vesileyle, veda etmeden hemen önce yazdığı son iki yazıyı, Birinci Dünya Savaşının bitişinin yüzüncü yılı vesilesiyle yazdıklarını kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Bu arada… Utandım. Abuk sabuk gündemlerin peşinde sürüklenip, Birinci Dünya Savaşının bitişinin yüzüncü yılını ıskalamak kabul edilebilir bir şey değil,