Kategori: Yazılar

Seçim Bize Ne Yapacak?

24 Haziran’a “sandık neticeleri ne olur” diye de bakılabilir, “seçim bize ne yapacak” diye de… Şaşırdınız mı? Şaşırmamanız gerekiyordu, seçim bize birçok şey yapacak. Her seçim bize birçok şey yaptı, bu da yapacak. 2002’ye gelindiğinde mesela, Türkiye’nin orta sınıfı inançlı, geleneksel değerleri dilinden düşürmeyen ama pek de onlara göre yaşamayan, o değerleri tekrarlamakla değerlere olan

25 Haziran’da Biz

Fizik terimleriyle bakarsak, A noktasından B noktasına hangi yoldan ve nasıl ulaşırsanız ulaşın, yaptığınız iş aynıdır. Dağlar tepeler aşıp tonlarca yakıt mı tükettiniz, yoksa akıntıya kendinizi bırakıp mı geldiniz, fark etmez. Biyoloji terimleri ile bakarsanız, nereye ulaştığınız, hatta bir yere ulaşıp ulaşmadığınız o kadar ehemmiyet taşımıyor. Neler gördünüz, neler öğrendiniz, zulada ne kadar enerjiniz kaldı,

Büyük Boşluk

Geçen gün Bahçeli için, “boşluğu dolduran boşluk” dedim. Yanlış bir mana çıkmasın, Bahçeli’ye haksızlık etmeyelim, o sadece daha büyük bir boşluğun bir parçası. Aslında Bahçeli’ye veya başkasına haksızlık etmekten imtina etmeye çalışmak da o kadar manalı olmayabilir. Neticede hayat adil değil. Adil olmadığı hususunda benim delillerime ihtiyacınız da yok, Erdoğan’ın çetesindeki herhangi birine sorsanız söyler.

Manzara

Elimde güvenilir —güvenilebileceğini bildiğim— bir kamuoyu araştırması yok. Kendim bir araştırma yapabilecek olsaydım, onun neticelerine bile ihtiyatla yaklaşırdım, çünkü “deneklerin beyanını” güvenilir bulmuyorum. Elimde kamuoyu araştırması yok ama muhtelif kesimlerin nabzını tutmakta müracaat ettiğim bazı köşe taşları var. Onlardan gelen malumata binaen bir “tahmin” üretmeye çalıştığımda da, parçalar birbirine uymuyor. Akşener —elle tutulur bir vaadi

Kurucu Özne

Önceki gün Gazete Duvar’da Dinçer Demirkent imzalı bir yazı yayınlandı (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/05/17/24-haziran-bir-son-mu/). Bence içine girdiğimiz tünelin mahiyeti son derece ekonomik bir dille ve sarahatle özetlenmiş. O kadar olur yani… Yazı şöyle bitiyor: “Seçimler ve sonrasının temel stratejisi seçmenin seçmen niteliğini aşan kurucu gücü ile muhalefet partilerinin muhalefet partisi niteliğini aşan demokratik zeminlerinin kesişimi olacaktır, bugün değilse

Boşluk

Daha önce anlattım mı hatırlamıyorum… 2009 seçimleri öncesinde, Büyükerşen’in seçim startını vereceği etkinliği duyurmak için, mahalli basına verilmek üzere çeyrek sayfalık bir ilan hazırladık. Ancak ilanı geleneksel çeyrek sayfa formatında değil, sayfanın en sağındaki iki sütunu işgal edecek biçimde tasarlamıştık. Etkinlikten iki gün önce öğle saatlerinde ilanı gazetelere yolladık ve hepsinden “biz sayfaları bağladık, bu

Aynı Şeyleri Yaparak

Dün, Çin’i örnek gösteren AKP “teaser”ından söz eden bir şey yazdım. Aslında birinci lige terfi maçlarına göz ucuyla bakarken gözüme ilişmiş, reklam olduğu hiç belli olmayan, reklamlar arasında yer almayan, öyle, tuhaf bir şeydi. İlk anda gördüğümü bile fark etmiş sayılmam. “Türkiye Vakti” logosundaki AK harflerinin beyaz yazılmış olması saatler sonra dank etti. Sonra da

Türkiye İçin Çin Vakti

Başka yerlerde de dönüyor mu bilmiyorum, ben TRT-Spor’da denk geldim AKP’nin “reklamına”. (AKP reklamı olduğunu tahmin ediyorum, yani parasını AKP’nin verip yerleştirdiği bir şey olduğunu… Aksi halde, devlet televizyonunun kendi icadı ise, bu işleri işleyenlerin cüreti dudak uçuklatıcı demektir.) Reklam dediğim, Çin’in bir vakitler açlıktan ölürken, “sistem değişikliği” sonrasında dünyanın en büyük dolar rezervine sahip

Bir Seçmenin Anatomisi

Diyelim, 40 yaşını geçen hafta doldurmuş, eczacı bir kadınsınız. 16 yaşında bir kızınız ve 13 yaşında bir oğlunuz var. Başınız açık. Annenizin de başı açıktı ama babaannenizin ve iki halanızdan birinin başı örtülü idi. Üniversiteye gideceğinizde, babanız ve abileriniz başka bir şehre gitmenize rıza göstermediler ve ister istemez Eczacılık okudunuz. O yıllarda eve biraz geç

İdeolojiymiş de…

İnsan değişir. Bilmediğiniz bir şeyi “öğrenir” değişirsiniz. O şeyi bilmeden önce muhtemelen bilmediğinizi bilmiyorsunuzdur, zihninizdeki “harita” size “tamam” gibi görünüyordur. Haritanızda var olmayan bir şehri “keşfettiğinizde”, “a, bak bilmediğim yerler varmış, belki başkaları da vardır” demezsiniz genellikle, “ulan eksikmiş, tamamladık” dersiniz. Yani —farkında olmasanız da— “mükemmel” olmamışsınızdır ama “değişmişsinizdir”. Değişirsiniz. Öğrenme dediğiniz şey, kesintisiz bir