Kürşat Bumin

Kürşat Bumin benim için hep, oralarda bir yerlerde var olan, olması gereken biriydi. Kendisinden pek az şey öğrendim. Çünkü ondan öğrenebileceklerimi, bir biçimde, daha önceden öğrenmiştim, biliyordum. Onun ulaştığı yerlere, onunkinden tamamen farklı —ve bana daha “sağlam” görünen— güzergâhlardan ulaşmış oluyordum genellikle. Bu hususu açmakta fayda olabilir. Diyelim “sivil toplum” kavramına, Fransa merkezli bir Batı

Texas’ta Bir Demokrat

ABD’de, Colin Kaepernick adlı Amerikan Futbolu yıldızı, Trump’ın seçildiği seçimlerden çok önce, milli marş çalınırken diz çökerek protesto etmeye başlamıştı. Çok ses getirmeyen bu eylem, Trump kampanya sırasında, Amerikan futbol takımlarının sahiplerine, “bu oyuncuları ne zaman kovacaksınız, kovan milli kahraman olur” gibilerden gürlediğinde gündeme oturmuş ve yaygınlaşmıştı. ABD’nin en muhafazakâr eyaletlerinden olan Texas’ta Demokrat aday

Hava Yastığı

  Işık, ABD’deki ara seçimlerin ardından Financial Times’da yayınlanan bir analizi paylaşmış. Doğru anladıysam, Financial Times’a erişmek abonelik gerektiriyor, ben onun paylaştığı kısmın özetini geçeyim. İddia o ki, son seçim, bir vakittir sürüp giden bir eğilimi son kertesine taşıyıp, taçlandırdı. Yani, Cumhuriyetçiler, büyükçe yerleşim yerlerinin “tamamından” sürüldüler. Muhafazakârların kalesi olan —1861’de iç savaşın çıkış noktası

O Şey

1980’lerin başıydı, “boş televizyon kabini piyasası”ndan haberdar olduğumda… Adam, diyelim Mardin’den İzmir’e gelmiş. Önce kendisinden önce gelmiş olanlara ilişmiş. Biraz palazlanmış, bir gecekondu yapmış veya kiralamış. Evinde televizyon varmış gibi yapmaya ihtiyaç duymuş. Bana anlatan “işin içinde” olan biriydi. İçim acıdı, daha fazla dinleyemedim. Dinleyemedim ama beynim kurgulamaya devam etti. Herhalde çocukları mızmızlanmışlardır. Konu komşu

ABD’de, 6 Kasım’da…

ABD’deki ara seçimler bize ne diyor? Hem Trump’ın ve hem de Trump karşıtlarının “zafer kazandıkları” seçimlerden söz ediyorum. Fi tarihinde, galiba Akşam’da yazmıştım ki, mealen, Türkiye demokrasisini kesinlikle dünyaya ihraç etmeliyiz. Çünkü her seçimi herkes kazanıyor. Ne güzel. Daha güzel bir dünya olabilir mi? Herkes bu nefasetten faydalanmalı. İnsan olan herkes hak ediyor, herkesin kazandığı

Bir Meslek Olarak Kahramanlık

Yeğenim, “güven duygusunun evrimi” üzerine yapılmış bir simülasyonu paylaştı (https://ncase.me/trust/). (Türkçe versiyonuna https://osaatcioglu.github.io/trust/ adresinden ulaşılabiliyor.) Netice olarak, tek başımıza dünyaya karşı tek atımlık barutumuzla savaşmıyor olduğumuz, sürekli/tekrarlı ilişkiler içinde yaşadığımız, nasıl davranacak olduğumuzu “öğrendiğimiz, öğreniyor olduğumuz” bir dünyada, eğer kazan-kazan imkânları varsa ve yanlış anlama ihtimalleri düşükse… “Halamın bıyıkları olsaydı” gibi geliyor kulağa ama öyle

Vasıfsızların Saltanatı

Ben bu mecradaki ilk yazımı, bir Galatasaray-Fenerbahçe maçı öncesinde yazmıştım. Şöyle bir şeydi: “Hafta sonu derbi var. “Bir vakittir takip edemediğimden bilmiyorum, sevgili medyamız ‘dünyanın en büyük derbisi’ çığırtkanlıkları yapmaya devam ediyor mu. Ama bildiğim şeyler de var. Derbiyi belki birkaç milyon kişi seyredecek. Sonra, derbiden hemen sonra Premiership, LaLiga veya Budesliga maçlarına dönecekler. Çünkü

Viski

Gazete Duvar’da Orhan Gazi Ertekin’in “Boğazda Viski İçip Çağlayan’da Duruşmaya Girmek” adlı yazısını görmüş ama okumamıştım (https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2018/11/02/bogazda-viski-icip-caglayanda-durusmaya-girmek/). Ali Duran Topuz “Anti-Hukuk Günlerinde Yeni Yargı” adlı yazısında gönderince okudum (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/11/04/anti-hukuk-gunlerinde-yeni-yargi/). Ertekin’in yazısından da eski bir yazıya ulaştım ki, bence okunması gerekiyor (http://www.radikal.com.tr/radikal2/musterih-olun-yargi-degismedi-1064531/). Meseleyi biliyorsunuz, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı, akademisyen sanık vekiline “Ama Beşiktaş’ta, boğazda

Trump’ın Şeyinin Kılı

Ümit Kıvanç, ABD’deki bombalı paketlerin zanlısını cihaz olarak kullanıp günümüzün hassas bir röntgenini çekmiş (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/10/31/trumpta-bir-baba-bulmus-2/). Özetleyebileceğim bir şey değil çünkü zaten ancak bu kadar az kelimeyle aktarılabilir Kıvanç’ın çektiği röntgen. Bence kesinlikle okumalısınız. Yazının sonunu da, herhalde röntgen mütehassısının notu niyetine, “nasıl savuşturacağımızı tam bilemediğimiz bir büyük belayla uğraşmak durumundayız” diye bağlamış. Babası yerine koyduğu

Cumhuriyet Hatırası

Sevan Nişanyan bir süredir, Anadolu tarihinin izini, titiz bir çabayla ve toponimi yardımıyla sürüyor. Son yaptığı özet (http://nisanyan1.blogspot.com/2018/10/ckan-dort-bolumun-ozeti.html), benim tamamen dayanaksız bir biçimde, “olsa olsa”larla geliştirdiğim kabullerin önemli bir bölümünü gözden geçirmem gerektiğini gösteriyor. Kendimi suçlamayacağım, dayanaksız kabullerle iş görmek zorunda olmak benim tembelliğimden kaynaklanmıyor. “Resmi tarih”lerin birinden diğerine geçerken, Boğaz Köprüsünden geçerken yaşanan kadar