Bush-Gore seçiminde, tartışmaya sebep olan oyların tekrar tekrar sayılması sürecinde, tesadüfen, tartışma mevzuu olan Florida’da idim. İş, yanlış hatırlamıyorsam Yüce Mahkemeye intikal etmiş, 3-2 gibi –bir oy farkla olduğunu iyi hatırlıyorum– Gore aleyhine karara bağlanmıştı. “Aha Amerikan rüyasının sonu da böyle gelecekmiş demek ki” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Hesabıma göre tartışma uzayacak, ahalinin siyasi sisteme güveni
Altı ay kadar sonra, Ege kıyılarında İzmir merkezli, Ulusalcı güçlerin kontrolündeki bölgede birileri kafalarına göre takılıp Cumhuriyetçilik oynarken, Reis, Ankara ve çevresinden oluşan bir butik devlette, bütün dünyanın kendisini devirmekten gayrı hiçbir gailesinin olmadığı masalını şehvetle tekrarlıyor olacak. “Bedr’de bir avuçtuk, Söğüt’te de öyle” diyerek kendilerini dolduruşa getiren yüzde elli, Reisleri artık onları evlerinde tutmadığından,
NTV’de bir güvenlik uzmanı aklı başında bir edayla aklı başında tahliller yaparken, “geçen hafta demiştim, sınır ihlalleriyle, radar kilitlemelerle, sınır güvenliğimizi koruma kabiliyetimizi test etmişlerdi, bugün de devletimizi, siyasetimizi, milletimizi test ettiler” mealinde bir laf etti. Genel olarak dediklerine katılsam da, bu test etme fikrine katılmadım. Payitahtın ta göbeğinde yapılan iş, olsa olsa, meydan okuma
Son günlerde şahit olduğumuz mide bulandırıcı işleri midesi bulanmadan işleyebilecek, Türkiye’de, benim bildiğim, bir tek teşkilat var: Gülen çetesi. Ayrıca bu işleri işleyebilecek organizasyon kabiliyetine de sadece onlar sahip diye biliyorum. (Bu kabiliyeti ve vahşiliği sergileyebilecek benim bilmediğim başka özneler de varsa, adı üstünde, bilmiyorum onları. Eh, hepimiz dünyayı bildiklerimizle okumak durumundayız.) Gülen çetesi bu
Ümit Kıvanç, yazısının orta yerinde parantez açmış, Değerli okurlarım, içimden geçeni kovmak, kendimi dizginlemek için muazzam çaba sarf ediyorum … Yine de, feryadı bastırıp, belki gidişatı düzeltebilecek birilerinin işine yarar umuduyla ve hiç değilse kayda geçsin diye, insan içine çıkabilecek, mâkûl ifadelerle devam etmeye çalışacağım. Bilin ki hakikatim bu değildir. dedikten sonra kapatmış (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/umit_kivanc/utanmamiz_da_mi_yok-1447315). Konuşmaya
“Kadın konuştuğu, kavga ettiği sürece mesele yok” denir genellikle, “eğer susarsa korkun. Kadın susuyorsa aşk bitmiş demektir.” Kendi hesabıma, “sevmek cevap vermektir” diye inanırım. İnsanları severim ve dolayısıyla laf olsun diye yapılan gevezeliklere bile cevap veririm. Dolayısıyla, kadınlar için söylenegelen yukarıdaki aforizma, bence, herkes için cari. Anlaşılan o ki toplum susuyor. Nereden çıkarıyorum? Nagehan Alçıların
Hacdaki facia, safları bir defa daha ayrıştırdı. Önlenemez bir şey midir, önlenebilirse kimin ihmalidir, şimdi ne yapılırsa bir sonrakinden sakınılabilir filan gibi sorular bir yana, bir defa daha görüldü ki, kendisinin başına benzer bir şeyin gelmesi ihtimalini baştan bertaraf etmiş olanlar için, ahalinin canı pek de kıymetli bir şey değil. Erdoğan’ın başına mesela, benzer bir
Beppe Grillo, Bizim Erdoğan’a benzer tarzda devrimcilik taslayan Berlusconi’yi gülünç duruma düşürürken, arkasında otuz yaş altındaki gençlerden bir ordu vardı. PODEMOS ve SYRIZA’yı da gençler sırtladı daha çok. Corbyn’in laf olsun diyeymiş gibi görünen adaylığı, gençler haninin milletvekilinde bir ışık gördükleri anda, gerçek anlamda bir anda parlayıverdi. Otuz yaş altındaki gençler, dünyanın direksiyonunu ele geçiriyorlar.
Birkaç yıl önce İtalya’da bir soytarı (kelimenin gerçek manasıyla kullanıyorum), oyların dörtte birini almıştı. Çok geçmeden İspanya’da PODEMOS, yerleşik politik düzeni altüst etti. Ardından SYRIZA komşunun dengelerini salladı. Bütün bunlar olurken ve Türkiye’de Demirtaş’ın yıldızı parlarken, Avrupa’nın ciddi dergileri ve gazetelerinde ciddi analizler yayınlandı. “Ne oluyor” sorusu saygıyla (ve kaygıyla) sorulurken, gerçi kimse alaycı bir
HDP misali üzerinden gidelim. 8 Haziran sabahı mutlu kalkanlar, sadece HDP’ye oy verenlerdi. Neticede ancak dördüncü parti olmuşlardı ama seçimin gerçek galibi HDP gibi hissediliyordu. Herkes tarafından… Seçimden önce yazmıştım, barajı geçemeseler bile Türkiye’yi değiştirmişlerdi. Zaten sandıklar sayılmadan da galiplerdi yani. Ama 8 Haziran günüyle birlikte, HDP’ye bir haller oldu. Nutukları tutuldu. Kısa sürede gelişen