Kategori: Yazılar

Yüz Günün Özeti

8 Haziran’dan bu yana geçen yüz günün gösterdiği en mühim şey, bence, memlekette siyaset denebilecek bir şeyin olmadığı. “Memlekette siyaset yok” deyince pek anlaşılmıyor. Bu yüzden futbol üzerinden anlatmaya çalışıyorum. Eğer bir takım topu rakip ceza sahasına götüremiyor, orada kendi futbolcusuyla buluşturamıyor, kazara top ve futbolcu buluşursa o futbolcu topu kaleye dürtemiyorsa, doksan dakika boyunca

30 Yılda

Bir sorum var: Sizce Türkiye, Irak ve Suriye’ye dağılmış Kürtler, böyle üç ayrı bayrak altında, birbirinden ayrı yaşamayı ne kadar sürdürecek? Bu soruyu otuz yıl önce sorsaydım –başım fena halde derde girerdi, o ayrı– alacağım cevabın “ilelebet” benzeri bir şey olması hiç garip karşılanmazdı. Ama otuz yıl önce galip ihtimal olarak görülen cevap, bugün, belki

Beki, HDP ve PKK

Ölümüm Akif Beki’den olacak artık şüphem kalmadı. Yazmış, “Cizre’de HDP çizgisinde genç bir siyasetçi yüzde 80 oyla belediyeyi almış, PKK yine de mahalleleri ele geçirin demiş, bunun mantığı nerede” diye… Az önce, derin bir akıl ürünüymüş gibi, aynı soruyu Kemal Burkay’a da soruyor. Duyamaz –duysa da anlayacağı şüpheli– ama söyleyeyim: PKK ile HDP demek ki

Son Süper Kahraman

Siz bu emperyalist güçleri bilmezsiniz. Ben de bilmezdim de, Baykal sayesinde öğrendiydim. Baykal açık açık dediydi, emperyalist güçler hem AKP’yi ve hem de MHP’yi ele geçirmişlerdi. CHP’yi de ele geçirip projeyi tamam edeceklerdi ve fakat Baykal bir başına yedi düvele karşı direniyordu. Öğrendiğimi özetleyeyim: Emperyalist güçlerin işi gücü Türkiye’dir. Türkiye’yi düşürmeden gözlerine uyku girmemektedir. Memleketin

Emperyalistler Korku İçinde

Daha ODTÜ’de okuduğum yıllarda fark etmiştim, insanlar ne kadar vasıfsızsa, o kadar büyük ideallere yazılıyorlar. Mesela Termodinamik imtihanında geçer not alabilecek kadar kafası çalışanlar, genellikle, dünyanın bütün işçilerini birleştirmek gibi büyük projeleri kendileri için ziyadesiyle büyük görüyorlardı. Devam etmeden iki tespit yapayım: Birincisi, dünyanın ciddi meselelerine gözlerini, kulaklarını kapatıp, sadece ders çalışmaya endekslenmiş ineklerden söz

Cesur Yeni Türkiye

Sindirim sisteminizde 10 trilyon civarında canlı organizma yaşıyor. Bir trilyon civarındaki insan hücresi için azınlık demek bile kesmez yani, 12 Eylül rejimine göre barajı geçemiyorlar. Dahası var: Sözü edilen canlı organizmaların genomları, toplamda, yirmi milyon civarında gene sahip. İnsan genomunun yirmi bin civarında geni olduğu düşünülürse, malum akılların ne kadar zavallı olduğu da ortaya çıkar (http://www.nature.com/news/2008/080528/full/453578a.html).

Terim, Yıldırım, Erdoğan

Terim’in takımı çuvalladıkça çuvallıyor. Terim’in takımı çuvalladıkça Terim daha uzun süreli kontratlar yapıyor ve daha geniş yetkilerle donatılıyor. Terim’in takımı, Terim’in yetkileri genişleyip kontrat süresi uzadıkça daha çok çuvallıyor. Hesap vermesi gereken mahlûk, gün aşırı hesap soruyor. Herkese hesap soruyor. Utanması olmadığını zaten biliyorduk ama bu kadarını hayal edebilen var mıydı, bilmiyorum. Ben, Terim’den daha

Vicdan ve Akıl

Tastamam aynı genetik koda ve büyük ölçüde aynı çevreye sahip olan tek yumurta ikizlerinin eğer biri şizofrense, diğerinin şizofren olma ihtimali yüzde ellinin altında. Bipolar bozukluk bahse konu olduğunda ise fark daha büyük. Biri bipolar bozukluk gösterenlerin ikizlerinin yüzde otuzundan azı aynı dertten mustarip. Aynı sofrada yemek yiyen, genellikle aynı okula giden, aynı öğretmenlerden ders

Yağmur

Türkiye’nin hiçbir döneminde Cumhurbaşkanına hakaret bu kadar olağan bir şey olmadı. Nereden biliyoruz? Bir yıl içinde Cumhurbaşkanına hakaretten açılan dava sayısı, muhtemelen, bir yıl öncesine kadar onca Cumhurbaşkanı tarafından açılan davaların toplam sayısını şimdiden geçti. Ve bugünlerin iyi günlerimiz olduğuna dair işaretler de çok… Hâlbuki… Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir ve bu fiili duruma uyum sağlayıp,

Öğrenmek ve Unutmak

Çocukken, derste deftere yanlış bir şey yazdığımızda, silerdik. Gerçi kâğıt hiç yazılmamış, dolayısıyla da silinmemiş hale gelmezdi ama üzerine yeni bir şey yazdığımızda, artık daha önce yazdığımızın ne olduğunu tespit etmek neredeyse imkânsızlaşırdı. Az önce, şu bir önceki noktadan sonra yazdığımı backspace tuşuyla sildim, cümleye yeniden başladım. O yazdığım “şimdi” kelimesi (cümleye öyle başlamayı düşünmüştüm)