Seçim bitti. Sayısız rakam ve isme maruz kaldık. Sayın ki bir futbol haftası geride kaldı, skorlar, golcüler, kart görenler ve saire konuşulup durdu. Konuşup duruyoruz. Ama bir de taraftarlar var. Kimisi boynu bükük, bayrakları ellerinde, sükût içinde, kimisi ise bağırmaktan sesi kısılmış bir halde, bayraklarını coşkuyla sallayarak evlerinin yolunu tutmuş olan taraftarlar. Ama bir üçüncü
Emre Erdoğan önümüzdeki seçimlerin muhtemel neticelerine serinkanlı bir biçimde yaklaşan hoş bir yazı yazmış. Siyaset ve siyasetsizlik hakkında demeye çalışıp diyemiyor olduklarımı bir defa daha ve başka türlü söylemeye teşvik etti beni. Ama önce… Anlaşılan o ki öğrencilerine “neden sosyal bilim yapıyoruz” diye sorup “belirsiz bir dünyada belirsizliği azaltacak modeller geliştirmemize yarıyor” basitliğinde bir cevap
Seçimlerden önce yerli araştırma şirketlerinin araştırmalarının yanı sıra yabancı kuruluşların, genellikle de iktisadi kuruluşların yaptırdığı araştırmalar dolaşıma girerdi. “Dolaşıma girmek” dedimse, öyle medyada filan görünmek manasına değil. Araştırmaların hedef kitlesinde olanlar, ilgilenebilecek ve değerlendirebilecek olanlarla paylaşırlardı. Birkaç seçimdir bu tür araştırmalar bana ulaşmıyor. Araştırma yaptırılmadığını zannetmiyorum. Ya daha dar bir kesimle paylaşıyorlar veya paylaşılan kesimlerle
Mehmet Y. Yılmaz T24’te devletin istihbarat raporlarına dayanarak yönetilmesinin adını koymuş. Mevzu, tahmin edebileceğiniz gibi, “seçilseler bile tepelerine binilecek” 340 kişi. Zat-ı şahanelerinin ifadesiyle “başka partilerden aday olmuş HDP’liler”… Yılmaz’ın da işaret ettiği gibi YSK, adaylıkları hakkında onay vermiş. Ama Süleyman’ın istihbaratı YSK’yı iplemiyor. Türkiye hanidir bir istihbarat devleti. Öyle saklı gizli de değil devletin
Halil Berktay Serbestiyet’te sormuş: “Peki ya bugün? İsrail’in politikalarına karşı olmak ile Yahudi düşmanlığını ayırdedebiliyor mu bu memleket?” Cevabını vereyim, evet, ayırdedebiliyor. Nereden biliyorum? Beş yıl önce İzmir’de, Harvard’ın Implicit Association Test’inden (IAT) ilhamla geliştirdiğim bir testi, rastgele seçilmiş çok sayıda İzmirliye tatbik ettim, oradan biliyorum. Önce IAT nedir, nasıl çalışır hakkında bilgi vermekte fayda
Geçen hafta Gazete Duvar’da Grand Korçi imzasıyla bir yazı yayınlandı. Beyoğlu’ndan kovulanlara ilave olarak “İstanbul metropolünün yoz taşralarına sıkışmış kitleler” de, artık bir Akbil mesafesinde olan Kadıköy’e hücum edince… Kadıköy için kıyamet. Hemen akabinde Barış Özkul Birikim’de, Korçi’nin yazısını hedef alan bir yazı yazdı. İki yazıyı da “lazım olacaklar” diyerek bir kenara iliştirmiştim. Böyle yığınla
Daha önce de söyledim, Murat Sevinç’i zevkle okuyorum. Ancak her dediğine katıldığımı da söyleyemem. Hatta kavram haritalarımızın hatırı sayılır ölçüde örtüştüğünü söylemek bile kolay değil. Yetiştiği mahalle hakkında yazdığı son yazılar, kavram haritalarımızın arasındaki farkları göstermesi açısından çok şey söylüyor mesela. Devam etmeden önce söyleyeyim, ben de az çok Sevinç’in yetiştiğine benzer mahallelerde büyüdüm. Zamanla
Her şeyi olduğu gibi ekonomiyi de çürüten Reislerine belki birkaç rey kazandırır ümidiyle Abdülhamid’i zelil eden rezillerden, bu haftaki bölümde Yeni Zelanda’da bir camiye saldıran bir saldırgana karşı kükreyen bir Abdülhamid bekliyorum. Yeni Zelanda olmazsa mesela Hindistan da olur, gerçeklikle bir nebze irtibatı olsun denirse… Gerçeklik, irtibat… Bu reziller sürüsü… Neler diyorum ben! Malum heyetten
İmamoğlu Yeni Zelanda kurbanları için Yasin okumuş. Haberi paylaşan Sputnik tweetinin altına biri, “Oyumuz CHP adayına Yasin okutan AK Parti’yedir. Bu onun başarısı çünkü…” diye yazmış. Darılmaca gücenmece yok, biri yazmamış olsa ben diyecektim. CHP’nin, CHP’lilerin meselenin kaynağını teşhis etmekte müthiş bir beceriksizliği var. Ama İmamoğlu’nun yaptığı şeyin bu beceriksizlikle bile açıklanamayacak bir zaafı var.
Yeni Zelanda’da manyağın biri, nadir rastlanacak bir insanlık suçu işledi, malumunuz. On üç yaşındaki çocuklar bile “aha Erdoğan’a yine bir pas geldi” diye hissetti, “şimdi bunu kanırta kanırta bir kullanır ki artık, seçime kadar” diye akıl etti. Tahminim odur ki, CHP Genel Merkezinde mukim birileri de o on üç yaşındaki çocuğun hissettiğini hissetti, onun akıl