Etiket: Aydınlanma

Piyasa ve Müzakere

Çok yıllar önce, yine bir 24 Nisan’da, yine 1915 mevzuu alevlendiğinde, “kardeşim açsınlar arşivleri, bütün tarafların tarihçileri incelesinler, karar versinler, biz niye birbirimizi paralıyoruz” mealindeki görüşümü kayda da geçirmiştim. Kimdi bunları yazıp çizen? Ben. Kim yani? “Bilim sizin ondan beklediğiniz işi yapamaz, kararları veremez” diyen ben. Yaptığım zevzekliği, yıllar sonra, Şükrü Hanioğlu, Sabah’taki köşesinde, mevzu

Bilim ve Siyaset

Başımıza bir iş geldi. Körlerin fili tarifi gibi, her birimiz tuttuğu yerden tarif etmeyi sürdürüyoruz. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen her yerinde… İşin tuhafı, fil odanın ortasında belirmeden ne diyordu isek, aynı şeyleri demeyi sürdürüyoruz. Şu kapitalizm, neoliberalizm, küreselleşme şeytan üçlüsü hakkında söylene gelmiş olan ne varsa, “işte gördünüz mü, demiştik biz” edasıyla, ses yükseltilerek

Uzun Bir Gezinti

Biri bir video paylaşmış, Çin’den… Paylaşılan videonun kendisi daha çeşitli bir şey ama yüklemeyi beceremedim. Az çok şöyle bir şeydi. Sizinle paylaşmaya çalıştım ama başından sonuna izlemedim, izleyemedim. Zıplaya zıplaya baktığım karelerin hemen hepsi, midemi bulandırdı. Bir başkası videonun altına, “vay be ne disiplin, bu sayede pandeminin hakkından geliyorlar işte” diye yazmasa, aşağıda diyeceklerimi bambaşka

Süleyman’ın İşleri

T24’te Ali Akay, Isabelle Stengers’e göndermelerle dolu iki yazı yazdı. Stengers’i ben, Prigogine dolayımından biliyorum. Akay’ın yaptığı göndermelere bakacak olursam, “iyi ki araya Prigogine girmiş” diye düşündüm, bu felsefe lisanı fena halde midemi bulandırıyor. Bence siz yine de okuyun. Âlem hakkındaki bilgimizin mahiyet değiştirmiş/değiştiriyor olduğu kanaatinin benim fantazyam olmadığını görebilirsiniz en azından. Stengers’in bulanık dilinin

Pusula ve Harita

Galileo, anlaşılan o ki, Vatikan içindeki bir siyasi mücadelede yanlış tarafı tutmuştu. Daha doğrusu, kimin kazanacağı baştan belli olmayan mücadelede Galileo’nun tuttuğu taraf kaybetmişti. Tabiatıyla da, Galileo ile yeni Papa arasında bir güvensizlik iklimi oluşmuştu. Galileo, kendisine verilen hafif cezayla yetinilmeyeceğinden korktuğu için tuhaf işler yapmış, o işler Papa’nın güvensizliğini beslemiş, tavrını sertleştirmesine yol açmış,

Faturayı Ödemekten Kaçmak

Âlem Aydınlanmanın kavradığı gibi olsaydı… Yani geçmiş nesillerin aymazlığı ve cehaleti yüzünden birikmiş, her biri çözüm bekleyen bir problemler havuzu olsaydı âlem… Biz de nihayet problemleri çözmenin mekaniğini keşfetmiş şanslı nesiller olsaydık… Önümüzdeki çözülmemiş problemlerden birini alır, çözer, heybeye atar, sonrakine bakar… Makul bir süre içinde de… Anladınız siz onu. Âlem öyle değil ve öyle

Kuhn’u Nasıl Bilirsiniz?

Scientific American’da John Horgan, koronavirüs üzerinden sağcı postmodernizmi hedef tahtasına yerleştirmiş. Bu vesileyle, Kuhn’la bir vakitler MIT’de yaptığı bir söyleşiyi hatırlatıyor. Bazı şüpheciler, mesela HIV’nin AIDS’e yol açıp açmadığını sorguluyorlarmış. Beyim demiş ki Kuhn’a, “haklı da olabilirler haksız da, ama haklılarsa da, haksızlar da, bunun sosyal/kültürel/dilsel bağlamla bir alakası olamaz.” Kuhn başını sallayıp, Horgan’a pek

Bir Kule Yapmak

Yavuz Adugit, T24’te Babil filmi üzerinden düşündüklerini paylaşmış. İyi yapmış. Şöyle başlıyor: “’Makamına’, ‘dergahına’ ulaşmaya çalışan insanı, ‘kendini beğenmiş’, ‘kibirli’ bulup rahatsız olan Tanrı, insanlar arasına aşılmaz bir tinsel mesafe koyar: bundan böyle aynı dili konuşamayacaklardır. İnsanlığın dili kurur, milletlerin dili dönmeye başlar. Babil efsanesi, mutlaklık iddiasında bulunan sözün egemenliğine hiçbir leke bulaşmasın diye, devreye

Doğmasak Hastalanmayacaktık

Çağımızda âlem hakkındaki yaygın kanaati özetlemeye çalışayım. Dünya, uçsuz bucaksız bir kâinatın ücra bir köşesinde mavi bir cennet. Cömert, müşfik, misafirperver, ahenkli bir yuva. Ve o cömert dünyanın bahşettiklerini adil bir biçimde üleşmeyi bir türlü beceremeyen, o ahenkli yuvanın ahengini bozan insanlar… Özetlediğim bu kanaat iki devasa yanlışı ihtiva ediyor içinde. Dünya öyle herkese istediğini

Küresel ve Yerel

Dennis Carroll’la yapılan bir söyleşiyi Tarkan Tufan Gazete Duvar için tercüme etmiş, sağ olsun. Carroll’ü Netflix’in Pandemic dizisinde görmüştük. Olmayacak yerlerde karşımıza çıkıyor ve haritaya yukarıdan bakan bir bilge insan gibi bize yol gösteriyordu, bir nevi. İşbu söyleşide de akıllıca bir yığın laf etmiş. O da sağ olsun. Carroll’ün ne yapmaya çalıştığını tam olarak anlamış