Erdem Sinyallemesi

Yıldıray Oğur, Karar’da, sığınmacılar hakkındaki gündeme katılmış. Sığınmacılar mevzuunda diyeceklerimi dedim, bir defa daha özetleyeyim —herhalde son defa olmayacak. Demografiyi hesaba katmadan bu tür mevzular hakkında konuşmak, bence, büsbütün manasız bir iştir. İnsanlık tarihini yazan en belirleyici faktör demografi ve değişimidir. Ahlak, erdem, fikirler ve hatta ekonomi “sonradan” gelir. Bunu bugün ve mahut mevzu ile

Kimden Kime Kaçılıyor?

Yenal Bilgici Gazete Duvar’da, Aslan Şükür’ün hatırasına hoş bir yazı yazmış. Şükür’ün Jules Verne kitaplarının kapaklarını çizdiğini yazıdan öğrendim. Jules Verne adını duyunca da, akranlarımın çoğu gibi burnum sızladı. Bilgici diyor ki… “Bugün o kitaplar yok. Yokluğuna hayıflanmıyorum, bir dönemdi geldi geçti; bugünün çocukları meraklarını elbette başka araçlarla, başka hikâyelerle, başka resimlerle keskinleştiriyorlar. “Ama yine

Radyodan Sosyal Medyaya…

Derya Bengi ve Erdir Zat, “100. Yılında Cumhuriyet’in Popüler Kültür Atlası” adıyla yayınladıkları arkeolojik çalışmanın ilk cildinde, H. G. Wells’in meşhur radyo tiyatrosunun haberinin Cumhuriyet gazetesinde nasıl verildiğini alıntıladıktan sonra şu tespitlerde bulunuyorlar: “Radyo oyununun yarattığı panik, Cumhuriyet’te 4 Kasım 1938 günü böyle anlatılıyordu. Sonradan paniğin anlatıldığı kadar olmadığı ortaya çıktı, ama gazeteler radyonun güvenilmezliğinin

Pandemi ve Sosyal Medya

140journos “Tadı Tuzu Kalmadı” adıyla bir video yayınlamış. Kronometre tutmadım ama görüntülerin herhalde yarısının konuyla, sözlerle alakası yok. Haksızlık ediyor olabilirim, çünkü konu ne onu da pek anlamadım. Tadı tuzu kalmayan ne? Neden kalmamış? Okan Bayülgen açısından bakınca, anlaşılır bir şeyler var. Bir vakitler o konuşuyormuş, herkes dinliyormuş. Şimdi sosyal medya sayesinde herkes —sözü olmayan

Ortaylı, Nişanyan, Nuray Mert, ben ve siz

YouTube önüme bir İlber Ortaylı videosu getirdi. Murat Bardakçı ile yaptıkları zevzek muhabbetlerden bir kesit. Baktım, süresi iki dakika kadar. Celal Şengör de olsaydı, tahammül kapasitem iki dakikaya elvermezdi ama bu şartlarda… Hmm, katlanılabilir. Plajda İstanbul hanımefendilerinden biri bir diğerinin sandığını karıştırmış galiba. Öteki de “kerimesi olduğunuz hanımefendi görse dilhun olurdu” filan diyerek… Ah nereye

Demirtaş’ın Saflığı

Demirtaş “içeriden” yazmış. Kimlere? Kendi deyişiyle aktarayım: “Siyaset, kültür, sanat, medya, akademi dünyasınadır sözüm.” Peki, söz neymiş? Buram buram sitem kokuyor yazı. Haklıdır, haksızdır, derdim bunlar değil. Bir yerde diyor ki, “Dahası, korkunun ecele faydasının olmadığını, böyle davrandıkça toplumun çöküşe sürüklendiğini görmüyor musunuz? Elbette görüyorsunuz, sizin uzmanlık alanınız bu; görmek. Ama yine de susuyorsunuz, kendi

Aliler ve Eğitim

Ali Babacan Ali Nesin’i misafir etmiş. Ali Nesin hakkında hiçbir şey bilmem. Yargılarına güvendiğim birkaç kişi var ki, Ali Nesin’e toz kondurmazlar. Dolayısıyla, dolaylı bir hürmetim vardı kendisine. Babacan’ın bu videolarla ne yapmaya çalıştığını da anlamak istediğimden, Ali Nesin’in misafir olduğunu görünce tereddütsüz açtım videoyu. Açmaz olaydım… (Zaten yarısına kadar ancak katlanabildim.) İmdi… Eğitim gibi

Dolar Halayı

Can Dündar altı ay önce, tam kış gündönümünde bir video yapmış, benim şimdi haberim oldu. Daha önce hiç Dolar Halayı görmemişmiş. Görmüş. Ve memleketin şifresini çözmüş. Neymiş Dolar Halayı? Ben görmedim, Dündar’ın anlattığından anladığım kadarıyla, Dolar sekiz liradan yirmi liraya yükseldikten sonra on üç liraya düşünce… Dündar’ın anlattığını dinleyen bir Hollandalı mesela, memleketin ahalisinin sokaklara

Hayalinizi Nasıl Alırsınız?

NYT’de Ezra Klein, Timothy Snyder ‘la bir söyleşi yapmış. Üzerine konuşulacak çok malzeme var da, şimdilik Snyder’in “geçerken” sorduğu bir sorunun kışkırttığı şeyler üzerine konuşalım. Sormuş, “günümüzü 1970’ten veya 1950’den veya 1890’dan farklı kılan ne” diye. Kendi cevabına göre, insanlar artık bugünkünden farklı gelecekler hayal etme kabiliyetine sahip görünmüyorlarmış. Enteresan bir tespit. Doğru bir tespit

…ve Eğim

Önceki gün sözünü ettiğim manada takozlara, takozları yerleştirenlere, onları yerlerinden edenlere odaklanıldığında görül(e)meyen çok şey oluyor dünyada. Celal aradı ve Oksijen’de yer alan bir NYT haberi çevirisinden söz etti. O sayıları da verdi ama sayıları aklımda tutmam müşkül —zaten de değişip duruyordur. Mevzu şu: Aribnb sistemi üzerinden, dünyanın dört bir tarafından on binlerce insan Ukrayna’da