Duygulu Cihazlar

Ben gençken sibernetik heyecan verici bir alandı. Breitenberg de sibernetik dünyasının haşarı elemanlarından biriydi. Breitenberg tuhaf cihazlar tasavvur ediyordu. Mesela basit bir ısı sensörüne bağlı bir motor vasıtasıyla hareket eden basit bir model otomobil gibi. Çevredeki ısı yüksekse hızlanan, düşükse yavaşlayan bir cihaz düşünün. Cihazın sadece davranışına bakarsanız, onun sıcaktan korktuğuna veya nefret ettiğine, soğuğu sevdiğine

Yumruk

Seçim öncesi tahminim oydu ki, önce Kılıçdaroğlu gidecek. Kılıçdaroğlu’nun arkasından avuçlarını ovuşturanlar, sırayla, domino taşı gibi, birbirlerinin üzerine devrilecekler. Yumruk, Kılıçdaroğlu’nun vadesini uzattı. Ama sadece o kadar değil gibi görünüyor. Öyle bir yerde atıldı ki yumruk, mesela Erdoğan’a da atılabilirdi. Erdoğan yumruğu yiyen olsaydı mı daha mutlu olurdu, yemediği için mi daha mutludur bilemem. Alması beklenen

Cesur ve Onurlu Diyecekler

Herhangi bir aile fotoğrafını önünüze alın ve fotoğrafta gördüğünüz renkleri listeleyin. Listeyi tamamladığınızda, büyük ihtimalle, ten rengini listeye eklememiş olacaksınız. Yalnız değilsiniz. Benzer bir görev verildiğinde pek az kişi ten rengini ayrı bir renk olarak listeye yazıyor. Zaten dünya dillerinin hemen hiçbirinde ten renginin bir ismi de yok. Neden? Mark Changizi’ye sorarsanız, biyolojimiz ten rengini bir renk

Niçinselciliğin Sefaleti

Eğer Cihan Harbi çıkmasaydı, babamın büyükleri Erzurum’un kuzeyinden batıya doğru hareketlenmeyeceklerdi. Babamın babası babamın annesini bulamayacaktı. Babam dünyaya gelmeyecekti. Eğer Cihan Harbi çıkmasaydı, annemin babası ve annesi, ayrı ayrı Rumeli’den Anadolu’ya göçmeyecekler, birbirlerini bulamayacaklardı. Annem dünyaya gelmeyecekti. E, haliyle, ben de dünyaya gelemeyecektim. Bu hesapça diyebilirim ki, Cihan Harbi, ben dünyaya geleyim diye çıktı. Cihan

Gülen, Erdoğan ve Bizim Çocuklar

Fethullah Gülen, öyle görünüyor ki, benim büyüdüğüm evlere benzer bir evde büyümüş. Biz çocukken, soba başında büyüklerimiz bize, memleketin başına gelen her türlü musibetin Masonlar yüzünden geldiğini söylerlerdi. Liyakat filan mühim değildi Masonlar için. Her bir işin başına kendi adamlarını getirir, birbirlerini kayırarak memleketin, hatta dünyanın kanını emerlerdi. Ben bu hikâyelerden, benzer işler işlemememiz gerektiği

Derbi Bitti

Derbi bitti. Oynanan şeyin futbolu andırmadığının herkes farkında. Galatasaraylılar maçı kazanmanın tatminiyle, futbol diye bir şeyin yokluğuna aldırmayabilirler. Ama kalan herkes futbol niyetine bir arbedeye şahit kılınmanın yol açtığı ruh halindedir herhalde. Ne olsaydı futbol vardı diyecektik? Ne olsaydı futboldan tatmin olacaktık? Mesela doğru dürüst paslar, rakip defansı açmaya yönelik zekice teşebbüsler, defans oyuncularının akıllıca

Değişmeyen Ölür

30 Mart öncesinde kopan fırtınaya Erdoğan dayanamayabilirdi. Bir çoğunuzun hayaliydi, biliyorum. Ama Allah korudu, Erdoğan mukavim durdu. Yoksa Erdoğan gidecek, geride kalan AKP enkazını temizlemek, Türkiye’nin en azından bir 8-10 yılına mal olacaktı. Erdoğan’ı söküp atamayan fırtına, Erdoğan’ın tutunduğu AKP’yi önüne katıp sürükleyebilirdi. Eh, sadece Erdoğan’ın tasfiye edilmesinden daha iyi bir seçenek gibi görünüyor ama

Ne Kadar Futbol O Kadar Politika

Hafta sonu derbi var. Bir vakittir takip edemediğimden bilmiyorum, sevgili medyamız “dünyanın en büyük derbisi” çığırtkanlıkları yapmaya devam ediyor mu. Ama bildiğim şeyler de var. Derbiyi belki birkaç milyon kişi seyredecek. Sonra, derbiden hemen sonra Premiership, LaLiga veya Budesliga maçlarına dönecekler. Çünkü Türkiye’de Fenerbahçe, Galatasaray filan gibi kıymetli markalar var ama futbol yok. Geçtiğimiz hafta