Şuraya not düşelim. Bir haftadır toplumun sinir uçlarıyla oynanıyor. Sezen Aksu’nun bilmem ne zaman yapmış olduğu bir şarkısındaki sözlerden kabahat çıkarmaya çalışan bir manasız sosyal medya provokasyonuna önce Bahçeli, grup toplantısında benzin döktü. Toplum alev filan almadı. Mesele sağdan soldan körüklendi, toplum alev almadı. Erdoğan vites büyütüp dil kesmekten söz etti, alev almadı. Bir grup
Demiştim ki, “Bu hususu özel olarak işaretleyelim —çünkü ona geri döneceğiz— İnternet pornosu bağımlıları, gerçek hayatı sıkıcı, biçimsiz buluyorlarmış.” Erkeğin biyolojisinde, eğer hâlâ gücü varsa ve önüne daha önce çiftleşmediği bir dişiyle çiftleşme fırsatı çıkmışsa, fırsatı kaçırmama motivasyonu olduğunu biliyoruz. Evrimsel olarak pek işe yaramış bir motivasyon. İnsan türünün medenileşme süreci, başka birçok şeyin yanı
Mekanik denklemlerindeki kuvvet (F) yerine voltajı (V), mesafe (x) yerine yükü (q), hız (v) yerine akımı (i) ve diğer değişkenler yerine de uygun muadillerini koyarsanız, elektrik sistemlerine ait denklemleri kusursuzca elde edersiniz. Yani sistemlerin birini layıkıyla biliyorsanız, farklı sistemler arasındaki analojilere de vakıfsanız, o farklı sistemler hakkında da ahkâm kesebilirsiniz. 1978 güzünde “mekaniği biliyorsam elektriği
Howe’un Crowdsourcing kitabından tesadüfen haberim oldu. Olmayacak tesadüfler sayesinde. Howe, esasen bildiğimiz şeylerden söz ediyor. O bildiğimiz şeyleri, bir Amerikalı refleksiyle, ısrarla iş (business) çerçevesinin içinde değerlendirmeye çalışıyor —zaten kitabın adının alt başlığı da her şeyi söylüyor. Ama olan bitenin iş ile sınırlı olmadığını, topyekûn bir sosyal örgütlenme devriminin içinde yaşıyor olduğumuzu da saklamıyor. Kitap
Nişanyan kodesten enteresan bir gözlem paylaşmış. Devam edebilmemiz için önce hikâyeyi okumanız gerekiyor. Üzerinde konuşulabilecek çok teferruat var da, benim dikkatinize taşımak istediğim husus basit: İnsanların kendileri hakkındaki beyanlara güvenemezsiniz. Daha doğrusu, insanların kendileri hakkındaki beyanlar, kiplerine göre değişen manalar taşır. Misalimizdeki delikanlı “ben kitap okumam” dediğinde başka, “ben kitap okumadım” dediğinde başka mesela. “Ben
Budur yani… Alper Görmüş, Don’t Look Up filminin en önemli vurgusunu keşfetmiş: “Evet, filmin en önemli vurgusu buydu bence: 21. Yüzyıl dünyasında -söz konusu olan kendi hayatları bile olsa- insanların dikkatini bir şeye çekmenin yolu, o şeyi bir yolunu bulup eğlenceli kılmaktan geçiyordu.” Yeni yılın bu ilk yazısı bir hayli uzun bir yazı olacak. Bazı
Önceki gün Ümit Kıvanç’tan yaptığım alıntıda şöyle bir cümle vardı: “Ulan, sen bir yandan Rönesans’lara kalkışırken öbür tarafta cadı avlayan bir şuursuzsun!” Aynı cümleyi şöyle kurmayı deneyelim: “[Buraya uygun bir hitabı siz bulacaksınız], sen bir yandan cadı avlarken öbür tarafta Rönesans’lara kalkışan bir [buraya uygun sıfatı bulmayı da size bırakıyorum]!.” Gördüğünüz gibi, iki cümlenin muhtevası
Benim açımdan insan, evrimin göz kamaştırıcı bir ürünüdür. Evrim bir özne olsaydı, insana baktığında gözleri kamaşır, göğsü kabarır mıydı, bilemem. Demek istediğim şu ki, benim açımdan insanın göz kamaştırıcı bir şey olması, mesela insanı fevkalade estetik bulmam totolojidir. Evrim insanı, insanı göz kamaştırıcı bulacak biçimde yapmış. Son derece vahşi bir rekabet ortamından ibaret olan tabiatta
Alper Görmüş, kahpe dış güçlerin muhalefet söylemi olduğu yılları yazmış. İktidardı, muhalefetti, bir süreliğine unutun. Meselemiz dış güçler filan gibi mevzularla sınırlı da değil. Çok daha ciddi ve yaygın bir derdimiz var. Sadece bizim derdimiz de değil ilaveten, bütün dünyayı ırgalıyor. İnsanlık tarihi boyunca, muhtemelen bütün toplumlarda, manasız hikâyeler kulaktan kulağa yayıldı. Sonra teknoloji ilerledi,
Az önce büyük resme baktım, döndüm. Liranın 9 sentin altına düşmesi ile Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısı arasındaki saklı bağlantıyı açıklamaya geldim. PPK’da faizi indirileceği ve böylelikle Türkiye’nin şaha kalkacağını gören dış güçler, Ankara’daki adamları Kılıçdaroğlu’nu kullanarak, manasız bir helalleşme mevzuu açtırdılar. Memleket derin bir endişeye kapıldı ve lira tepetaklak oldu. Tarih bu ihaneti yazacak. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme