Takoz

Aracınızla rampayı çıkarken durmanız gerekti. İndiniz, tekerleklerin önüne ve arkasına takozlar yerleştirdiniz. Birisi geldi ve arkadaki takozları (çizimdeki B takozunu) çekti, araç geriye doğru kaymaya başladı. Soru şu: Araç neden kayıyor? Rampanın eğimi yüzünden mi, yoksa takoz çekildiğinden mi? Eğer takoz çekildiğinden kayıyorsa, öndeki takoz (şekildeki A takozu) çekilse öne doğru kayması gerekirdi. Ama öyle

Rusya Batı’ya Ne Yapabilir?

Nişanyan yazdıkları ve söyledikleriyle, beni ürkütüyor. (Beni ürkütmenin onun umurunda olduğunu zannetmiyorum, hatta öğrenirse, beni ürkütmüş olmaktan mutlu da olabilir, bilemem.) Almanya’nın Lidl ve Rusya’nın Mere süpermarketlerinin Avrupa perakende pazarındaki maceralarından yola çıkıp “Ukrayna savaşı hakkında bilmeniz gereken her şey bundan ibarettir” diye bitirirken ne kastettiğini anladığımı zannediyorum. Lakin bir mesele var: Kendisinin anlattığı hikâyede

Kurşunkalem ve Özdil

Leonard Read “I, Pencil” adlı makaleyi 1958 veya 59’da yazmış. Ben 90ların sonlarında okudum. Okuduğumda ilk hissettiğim şey, “ulan bundan bu kadar zamandır nasıl haberim olmadı” oldu. Daha önce haberim olsaydı, birçok şeyi daha kolayca ifade edebilirmişim gibi gelmişti. Makaleyi bilenler bilir, sarı, silgili Faber kurşunkalemin ağzından, kalemin nasıl imal edildiğini anlatır Read. Mesela ahşabı

Piyasa, Devlet ve Uzman Kuruluşlar

Geçen gün adı mühim değil biri, piyasa konusunda söylediğim her şeyin fazla iddialı olduğunu, eğer devletler benim temenni ettiğim gibi zayıflarsa denetimsiz kalan aç kurtların hepimizi “ham” yapacağını söyledi. 2008 krizini misal verdi. Doymaz adamlar piyasada akıldışı işler işlemişler, sayısız insanı dolandırmışlardı. Sonra bütün pisliği devlet temizlemek zorunda kalmıştı. Eğer o doymaz insanları frenleyen bir

Batı’nın Kirli Çamaşırları

Roni Margulies, Ukrayna’da sürüp giden hadisenin beyazları nasıl şaşırttığının misallerini sıralamış. “Ay ama olmaz ki, bu tür şeyler kara kafalıların başına gelir veya onlar yüzünden olur diye biliyorduk biz, hayırdır siz sarışın mavi gözlülere n’oluyor” makamından hayret nidalarından müteşekkil ilginç bir seçki. Ayrımcılığın en fenasını teşhir eden bütün bu laflara duyduğumuz tiksintiyi bastırıp, şöyle serinkanlı

ABD’nin Halleri

Ukrayna ve Ukraynalılar için üzülüyorum. Bir adım daha atarak diyebilirim ki, Ukrayna’nın emperyalizmin kurbanı olduğunu düşünüyorum. Bir antiemperyalist olarak, Ukrayna’nın düşürüldüğü hale öfkeleniyorum. Dün videoda dedim ki, “bu vatanseverliktir” demekle “vatanseverlik budur” demek aynı şey değil. Benzer şekilde “bu antiemperyalizmdir” ifadesi “antiemperyalizm budur” ifadesinden çok farklı. “Antiemperyalizm budur” der duruma düşmekten ürküyorum ama çiğ bir

Compiegne Vagonu ve 24 Şubat

Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’nın aşağılandığı anlaşma Compiegne ormanında bir vagonda imzalanmış, bahse konu olan vagon daha sonra müzeye kaldırılmıştı. Hitler Fransa’nın sırtını yere getirdiğinde, aynı vagonu müzeden çıkarttırmış, 11 Kasım 1918’te bulunduğu yere taşıtmış, Fransa’nın teslim anlaşmasını o vagonda imzalatmıştı. Sembolizmse sembolizm. Ukrayna’nın Moskova yörüngesinden çıkıp Batı nebulasına karışma iradesi yeni bir şey değil

Mengü ve Özdemir’e göre “Yeni”

Bir kâğıdın üzerine damlatılmış farklı renklerdeki mürekkeplerin zamanla genişlemekte olduğunu tasavvur edin. Genişleyen lekeler genişledikçe daha açık tonda da olsa, orijinal damlanın rengini muhafaza ederler. Sonra? Lekeler birbirlerine temas ettikçe… Başlangıçtaki halden çok daha çapraşık, görmeyene tarif edilmesi çok daha zor bir hal alır. Tasavvur ettiğinizi düşündüğüm bu dinamiğin, “her şeyin dinamiği” olduğunu düşünürüm. Biri

Ukrayna, ah Ukrayna!

Farkındasınız değil mi, kimse Rusya’nın haklılığından söz edemiyor, özelde NATO’nun, genelde Batı’nın haksızlığını gözümüze sokmaya çalışıyor bazıları. Diğerleri de Batı’nın haklılığından değil, Rusya’nın, Putin’in haksızlığından şikâyetçi. Ukrayna haksız, Türkiye haksız. Güneyde Esad haksız, Rusya haksız, Türkiye haksız, bölgeyi yangın yerine çeviren ABD ve müttefikleri zaten topyekûn haksız, İsrail keza, İran’ı neresinden tutacaksınız! Haklılık/haksızlık tartışmayı beyhude

Palto Mühim

Yani anlıyorum, terazinin öteki kefesinden Gül gitti, denge bozuldu. “Dengeyi yeniden tesis etmek için beni de alırlarsa” diye uykuların kaçıyor. Şunun şurasında birkaç haftadır için biraz rahatlamıştı. O keyifle biraz dedikodu, İmamoğlu’na bir MOBESE kumpası filan… “Ooh, ohhh!”. Hepsi yalan oldu, anlıyorum. Ama koltuk böyle müdafaa edilmez. Zırvayı tevil edeceğim, iğrençliğe mazeret üreteceğim diye Eren